şükela:  tümü | bugün
  • orjinal adı jeg forbanner tidens elv olan bir per petterson romanı. diğer romanlarında olduğu gibi yazar bu romanında okuyucuyu geçmişe götürür. iskandinavya'nın büyülü sadeliği ve güzelliği ile bezenen roman okunmaya değer. nobel ödülüne boşuna aday gösterilmemiş per amca.
  • kitap hakkindaki inceleme yazisina suradan ulasilabilir: http://basucumuzdakitap.org/…z-iki-yil-gecmis-bile/
  • --- spoiler ---

    romanı okurken, arvid ile annesi arasındaki ilişkinin, aslında bir “bağlanma sorunu” olduğunu düşündüm. sosyal psikolojinin alanına giren ve birden çok türü olan bu kavramın “kaygılı/kararsız bağlanma” kısmını kısaca şöyle özetleyebiliriz:

    bakımdan sorumlu olan kişi kaygılı olduğunda ve çocuğun ihtiyaçlarına karşılık veremediğinde ortaya çıkar. kaygılı/kararsız bağlanma davranışına sahip bebeklerin ebeveynlerinin; çocukların gereksinimlerinden çok kendi gereksinimleriyle ilgilendikleri, kendi kaygılarına odaklandıkları ve bakım sağlama konusunda çoğunlukla tutarsız oldukları görülür. bakıcı arada bir vardır ve karşılık vermiyordur. diğer zamanlarda ya yoktur ya da ilgisizdir. bağlanmanın iki temel işlevi vardır. birincisi çocuk birilerine bağlandığında güvende olduğu duygusunu yaşar. korktuklarında ya da rahatsız olduklarında hep o kişileri arar, onlara yönelirler. ikincisi, çocuklar ne yapacaklarını bilmedikleri yeni bir durumla karşılaştıklarında, (örn. eşinin arvid’den boşanmak istemesi) bağlandıkları insanla göz teması kurarak ondan aldığı işaretlere göre davranırlar; dolayısıyla bağlanma çevrede ortaya çıkan durumlara uyum göstermede etkilidir. çocukla ebeveyn arasında kurulan bu karşılıklı bağlanma, bebeklik çağlarında ortaya çıkar ve tüm hayat boyunca devam eder.

    ailecek gittikleri bir plajda, komşularından biri arvid’i gördüğünde annesini (cezayirli, tunuslu) göçmen bir çocuğu da yanlarında getirmiş olmaları nedeniyle tebrik eder. bahsettiği, henüz on yaşlarında olan arvid’dir ve o tüm kardeşlerinden, (toplamda dört kardeşler) genelde iskandinav profiline göre daha koyu tenlidir.
    unuttuğu pek çok şeye rağmen arvid’in aklından çıkmayan nadir olaylardan biridir bu. (farklı ve sevilmeyen/beğenilmeyen çocuk)

    çocukluğunun geçtiği evde dedesi, amcaları ve diğer kardeşleri ile neredeyse balık istifi yaşamaktadırlar ve annesi hem çalışmakta hem de evi çekip çevirmektedir. arvid’in, annesi daha işe gitmeden onu görmek için erkenden kalkması, vakit geçirmek istemesi, annesinin tüm bu iş yükleri nedeniyle ona olan ilgisinin tutarsız gelgitlerle dolu olmasından kaynaklanıyor olabilir. ayrıca, annenin arvid’le arasına mesafe koymasının nedeni mutsuz bir evlilik sürmesi de olabilir. nitekim arvid babasına şaşılacak derecede benzemektedir.

    romanda bir kopamama sorunu var; anne ölen oğlundan, arvid ise annesinden. (aslında arvid hiçbir şeyden kopamıyor) annenin, kanser olduğunu öğrendikten sonra ilk yaptığı şeyin danimarka’ya giderek 25 yaşında ölen oğlunun mezarını ziyaret etmesi de dikkate değer ayrıntılardan.

    arvid’in sosyalizm gibi büyük bir ideale tutunması, çocukluğunda anne ile güvenli bir bağlanma yaşayamamış olmasından kaynaklı bir telafi mekanizması olabilir. nitekim duvarın yıkılması arvid’i de yıkıyor, bir bakıma anneden tekrar kopuyor. finalde kum tepesi arkasına gizlenen arvid’in emekleyerek tepenin arkasından çıkıp annesini izlemesi, üstelik yerden acı otlar ve kum alıp ağzına atması romanın kilit noktası bence. hâlâ anneden ilgi bekleyen, bunu göremeyince de ağzına ot çöp dolduran bir bebek arvid.
    --- spoiler ---

    tanım: per petterson'un şahane romanı