şükela:  tümü | bugün
  • uykusuz gecen geceler, final projesi dolu gunler ardindan, yine bir sabahlama seansi sirasinda artik bunyeye verilen asiri kafeinden dolayi titremeye baslayan ellerin devasa kahve fincanini tasiyamamasi sonucunda meydana gelen olay. hizli davranilmasi, hemen kahvenin temizlenmesi gerekir.
  • kahvenin klavyeye (bkz: laptop klavyesi) dökülmesi durumunda yapılacak şey, laptopu fazla beklemeden en yakın servise götürmektir. ancak bilgisayardan uzun bir süre haber almamayı göze almak gerekir*
  • gecen gece cay versiyonunu gerceklestirdigim hadise. sunca yillik laptop kullanicisiyim, ve bu kullanim surecine mutlaka cay eslik ediyor olur, bir kere bilgisayarla cayi bulusturmuslugum olmamisti. her seyin bir ilki varmis meger, bardagi tam kavrayamamak neticesiyle sicak ve sekerli cay laptopun klavyesine dokuluverdi. su anda bilgisayarim end tusunun ve sol mousepad dugmesinin tutukluk yapmasi disinda sorunsuz calisiyor (tu tu tu diye tukuruk sacasim var ekrana). ola ki basina bu elim kaza gelen arkadaslar (benim gibi) caresizlik icinde buraya bakar, melul melul yatmakta olan bilgisayarlarinin kaderinin ne olacagini kestirmek ister diye neler yaptigimi yazayim. siz de "hiyaaaaaaaa! laptopuma cay/kahve/su doktum napcam simdiiii?" diye evdeki diger bir bilgisayardan bu basliga girdiniz ya da arkadasiniza telefon edip "sozluge bak bakalim ne yapmak lazimmis?" diye sorduysaniz yardimci olabilir.

    benim bilgisayar aninda kendini kapatti zaten de bu iyiye mi kotuye mi isaretti anlamadim. bilgisayar kendisini kapatmazsa aninda kapatin. panik halinde bilgisayari basasagi cevirip hafifce salladim (vaktiyle bir ofis arkadasim su doktugunde oyle yapmisti ve bilgisayari bozulmamisti, otomatik emulasyon) ve o arada pilini cikardim. burada onemli olan sanirim bilgisayar klavyesi yere bakacak sekilde tutmak. gerci benim bilgisayarin on tarafindan falan da cay suzuluyordu. kagit havluyu hala asagi bakan bilgisayarin uzerinde guzelce gezdirerek siviyi mumkun oldugu kadar emdirmeye calisin. sonra bilgisayariniz hala basasagi vaziyetteyken sac kurutma makinanizi dusuk/soguk ayarda bilgisayar uzerinde gezdirin, cok yakindan degil ama. su asamada ne kadar cok sivinin bilgisayari terketmesini saglarsaniz sonraki kurumayi bekleme sureciniz o kadar kisalir.

    sonra bilgisayari basasagi vaziyette birakin, pil ve adaptoru hic baglamayin. "acaba calisacak mi, cok merak ediyorum, cok kaygiliyim, en son yedeklemeyi 2 ay once yaptim, neler neler gidecek bilgisayar olurse, ya yeni bilgisayar alacak param da yok ne yaparim, of, tuh, uhu uhu..." diyen ic sesinize ve acma kapama dugmesine yonelmeye cok istekli parmaginiza "hot!" deyin. kaygilariniz cok gercek, evet, ama bilgisayar tamamen kurumadan acmaya kalkarsaniz aslinda kurtulacak bir bilgisayari kendi ellerinizle oldurebilirsiniz. sabir sabir ya sabir arkadaslar, disari cikin, bir grad student party'e falan gidip dans edin, icin, bilgisayarinizi unutun.

    "ee, ne zaman deneyebilirim bilgisayari?" diye soruyorsunuz tabii. bu tamamen bulundugunuz ortamin nem oranina bagli. mesela benim evde kisa sayilmayacak saclarim bir saat icinde kurur, havlular hic islak kalmaz, kuru bir ortam. bu evde bir gecede tamamen buharlasan bilgisayar ici cayi istanbul'daki evimizde kafadan iki uc gunde anca kururdu herhalde.

    bilgisayarin tamamen kuru olduguna kanaat getirdiginizde acmayi deneyin. ben pilini takmadan direk adaptoru baglayarak denedim, ama belki de bu daha kotu bir fikirdi belki de hicbir sey farketmezdi, bilmiyorum.

    netice itibariyle, umidinizi kaybetmeyin, musterih olun. gerekirse ee okuyan arkadaslariniza telefon acip "bisi olmaz di mii?" diye teselli dilenin. gonul ister ki bilgisayara sivi dokulmesin. ama laptopa dokulen sivilar otomatikman bilgisayar icin olumcul degil. ilk mudahale onemli.

    alakali olarak (bkz: sizin hic bilgisayariniz oldu mu)
  • hard disk klavyenin altında ise içine kahve geçen hard diski elimize almakla sonuçlanacak bir hareketmiş. üç sene olmuştu eski dost mavi ekranı görmeyeli.

    (bkz: ben bugün bunu gördüm)
  • sekerli olmamasi ozellikle onemlidir. sekerli ise makina kurtulsa bile klavyeniz kurtulmaz. cok büyük ihtimalle tus takiminizin degismesi gerekir. yok seker kullanmam diyorsaniz case 2 ye goz atalim.

    makinanızı kapatip hemen ters cevirirsiniz. anakarta mumkun oldugunca az sivi gider. acip bilesenleri cikarirsiniz. kurudugundan emin oldugunuz sisteme optik ve hard diski monte etmeden bir müddet ciplak calistirirsiniz.

    daha sonra duanizi edip acabilirsiniz. tabi bunu servisinde yaptirmaniz ozellikle tavsiye edilir. herkes benim kadar sansli olmayabilir ki calistigi yerin bir kati teknik servis olsun ve notebook servisi bulunsun...
  • -varsa- elektronik cihaz sigortası kapsamına giren zararlardandır..
  • bir fincan* kahvenin 40 yıl hatırından başka 700 tl de bedeli olduğunu öğreten olay.

    edit : imla
  • yıllarca iyi günde kötü günde birlikte olduğunuz o kaltağın nankörlüğünü gün yüzüne çıkaran ibretlik olaydır bu efendim.

    lan yemedim yedirdim, içmedim içirdim, yapılır mı lan bu bana allahsız! kendi elceğizlerimle mis gibi sütlü nescafe hazırladım sana, peki sen ne yaptın bir seferde hüplettiğin yetmezmiş gibi koca bir bardağı, bir de üstüne bana bir daha yüzünü göstermedin.

    madem öyle, ben de sana aldığım hediyeleri-ram ve hard disk taktırmıştım- bir bir geri almazsam.

    bu satırları da sana yeni sevgilimle yazıyorum. rest in peace.
  • yazdığım bilgisayarımla (laptop) geçen ay tecrübe ettik bu durumu. nasıl da güzel bir kahve hazırlamıştım. en büyük ve en sevdiğim kupada bol köpüklü şekersiz nescafeyi alıp geçmiştim karşısına. kahveyi bilgisayarın üstüne koydum. kazağın kollarını düzeltip alıp içmeye başlayacaktım. kazak kolumun ucunu çekiştirirken elimden kaydı ve kahve fincanına yumruk atmış oluverdim bir anda. kesin tadı süper olmuş diye düşünürken, bir yudum bile alamadan tüm bilgisayara ve masaya boca ettim. bir süre şuursuz oturdum. önce kazağa edildi küfürler ardından sakarlığıma sıraladım. ilk defa geliyordu başıma böyle bir şey. bilgisayarda kapanma ve başka bir sorun yoktu ama aklım başıma gelir gelmez kapattım cihazı. ters çevirdim dualar eşliğinde. laptopu masaüstü gibi kullandığım için masaya baktım bir de. geri kalan kahve de buraya dökülmüş ki harddiskler, ıvır-zıvırlar, fare, fotoğraflar, hoparlör ve kolonları ve en kötüsü en sevdiğim kitap kahve içinde yüzüyordu. hemen bir bir alıp temizlemeye sonrada masayı silmeye başladım. ertesi gün bilgisayarı çalıştırdığımda hata verdi. araştırmama göre bios pilinin değişmesi gerekiyormuş. klavyede ise bazı harflerin yanında bir de hediyesi oluyordu. bazılarıysa hiç işlemiyordu. yedek klavyeyi bağladım servisle uğraşmak istemediğim için. harddisklerde sorun yok. hoparlörü kullanmıyordum zaten kulaklık olduğu için bakmadım da çalışıyor mu diye. kitabın da arka bölümleri kabardı ama korktuğum kadar kötü olmadı. bazı harfler kalıcı olarak bozulurken, başta çalışmayan bazı harfler de eski haline döndü. korku dolu bir tecrübeyle kahvenin bilgisayara dokunduğunu öğrendik, kimseye tavsiye etmiyoruz.