şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bilginin arkeolojisi. michel foucault'nun kelimeler ve seyler'e getirilen elestirilere cevaben yazdigi kitap. bir cevab-veriyorum-savulun-ula eseri.
    (bkz: savoir)
  • türkçe çevirisi hakkında şöyle şeyler yazılmıştı: http://www.abalci.com/…/12/03/bilginin-arkeolojisi/
  • bu kitabın ayrıntı yayınları baskısında da çeviri hataları düzeltilmemiştir..
  • michel foucault kitapta, kopukluk kavramını ortaya atar ve düşünce tarihinin görünüşteki sürekliliği altında, kesintiler olduğunu göstermeye çalışır. böylece tarihçinin önünde gerçek bir inceleme alanı açılmaktadır. foucault buna “gidimli olaylar alanı” der. bu alan iki kopukluk arasında yer alan ve sözlü yada yazılı olan önermeler topluluğu tarafından kurulmuştur ve önemli olan, bu önermelerin temel özelliklerini bulup ortaya çıkarmaktadır.
  • psikopatoloji, ekonomi, dil bilgisi, tıp olarak kendini ortaya koymuş olan bu bütünlük biçimleri konusunda, ısrarlı fakat karışık bir biçimde, hangi birlik türünün bunları daha iyi oluşturabildiğini kendimize sormuştuk: onlar, bir kısmı kenara bırakılmış diğer bir kısmı gelenek tarafından devam ettirilmiş, başka bir kısmı da önce unutma yoluyla üstü örtülmüş sonra yeniden gün ışığına çıkmış olan tek tek eserlerden, ard arda gelen teorilerden, kavramlardan ya da temalardan hareketle, birden bire oluşmuş bir yapı mıydı sadece? onlar birbirine bağlı bir girişimler serisi miydi yalnızca? nesnelerin kendilerinin, onların dağılımlarının, farklılıkları hakkındaki oyunun, yakınlıklarının ya da uzaklıklarının -kısacası, konuşan özneye verilen şeylerin- yanı sıra söylemin birliğini de araştırmıştık: ve sonuç olarak, söylemsel uygulamanın kendisini belirginleştiren ilişkiler haline gelişe geri dönmüş oluyoruz; böylece bir dış biçimi ya da bir formu değil, fakat bir uygulamada içkin olan ve özelliği içinde onu tanımlayan bir kurallar bütünü keşfetmiş oluruz. öte yandan, psikopatoloji gibi bir «birliği» işaret noktası olarak kullanmıştık: eğer ona bir doğuş tarihi koymak ve belirli bir alan vermek istemiş olsaydık, kuşkusuz, kelimenin doğuşunu yeniden keşfetmek, hangi çözümleme sistemine uygulanabildiğini, bir yandan nöroloji öte yandan psikolojiyle olan ilgisinin nasıl gerçekleştiğini tanımlamak gerekecekti.