şükela:  tümü | bugün
  • lumiere kardeşlerin çektiği, dünya sinema tarihininin ilk filmi. filmin adı aynı zamanda senaryosudur*
  • lumiere kardeslerin cektigi ilk film. yapim yili 1895. bu film ayrica turkiye'de halka acik olarak gosterilen ilk sinema filmi. turkcesi "'bir trenin la ciotat garına gelişi". film 1897'de galatasaray'da gosterilmis. isin ilginc yani ise filmin uzunlugu, zira sadece 1 dakika suruyor. ayrica paris'teki ilk gosterisinde seyircilerin, uzerlerine dogru gelen treni gorduklerinde cigliklar atmalaridir. iste o tren: http://www.plume-noire.com/…ies/features/train.html
  • film aynı zamanda sinemanın gerçeğe benzerliğinin seyircileri ürküttüğü efsanesinin de yayılmasını sağlamıştır. aynı gösterimde objektife doğru hareket eden iri bir tren görüntüsü yerine "ispanya'daki boğa güreşi" filmi daha evvel gösterilmiş olsaydı aynı efsane yayılır mıydı bilinmez yalnız bu gösterimden bir kaç yıl önce morga ölüleri seyretmeye giden insanların hareketli bir tren görüntüsünden bu derece korkmuş olmaları da şaibeli.
  • (bkz: la ciotat)
  • pek tabiidir ki bu film, youtube vasıtası ile izlenebilir. lakin bir de remake var onu da gözlemlemek gerekir.

    film: http://www.youtube.com/watch?v=1dgleddfddk
    remake: http://www.youtube.com/…7c1rzm&mode=related&search=
  • para alınarak, toplu gösterimle perdeye yansıtılarak gösterimi yapıldığı için; yani sinema sanatının ekonomik, toplumsal, teknik yönlerini karşıladığı için sinema tarihinin ilk filmi olarak görülen lumiere kardeşler filmi. yine de cekilmis ilk film degil.
    (bkz: lumiere kardeşler)
  • film, zamanında taksim-istanbul'da gösterilir. paris gösteriminde yaşanan durumun aynısı istanbul'da da yaşanmış, -trenin geliş yönünde- hafif sağ çapraza yerleştirilmiş kamera (ki bunun bilinçli kullanılmış ilk kamera açısı olduğu söylenir), izleyenlerde uyanması amaçlanan hareket duygusunu yaratmıştır. tabi onca insanın tren üstümüze geliyor diye sağa sola kaçışması da cabası olmuştur.
  • tarkovski’nin mühürlenmiş zaman isimli kitabından...

    "henüz hiçbirimiz, geçen yüzyılda gösterilen ve gösterilmesiyle birlikte her şeyi başlatan tren geliyor adlı dahiyane filmi unutmuş değiliz. auguste lumiére’in bu herkesçe bilinen filminin tek çevrilme sebebi, o günlerde keşfedilen film kamerası, şeridi ve gösterim aygıtıydı. yarım dakikadan fazla sürmeyen bu şeritte, güneş ışığına boğulmuş bir istasyon, bir aşağı bir yukarı gezinen hanımefendiler ve beyefendiler ve nihayet dosdoğru kameranın üstüne gelen bir tren görülmektedir. ve tren yaklaştıkça o günün seyircilerinin paniği daha da artmış, hatta yerlerinden fırlayıp salonu terk edenler bile olmuştu. film sanatı işte o gün doğmuştur. söz konusu olan yalnızca teknik bir olay ya da görünür dünyayı yansıtmanın yeni bir biçimi değildi. hayır, orada o an, estetiğin yeni bir ilkesi doğmaktaydı."
  • istanbul'daki gösteriminde insanların üstlerine gelen trenden korkup kaçışmaya başladıkları söylenmektedir. galatasaray'daki sponek birahanesinde yapılan ilk gösterimde bulunan ercüment ekrem talu bu gösterimde yaşananları şöyle anlatmış:

    'avrupa'nın bir yerinde bir istasyon, bacasından fosur fosur kara dumanlar savuran bir lokomotif, peşinde takılı vagonlar duruyor. rıhtım üzerinde telaşlı telaşlı insanlar gidip geliyor. ama ne gidiş! hepsini sara nöbetine tutulmuş sanırsınız. hareketler o kadar hızlı, ölçüsüz ve acayip ki...

    tren kalktı, bittabi sessiz sedasız. aman yarabbi! üstümüze doğru geliyor. zindan gibi salonun içinde kımıldamalar oldu. trenin perdeden fırlayıp seyircileri çiğnemesinden korkanlar ihtiyaten yerlerini terk ettiler galiba. hani ya ben de korkmadım değil; lakin merak galip gelip beni iskemleye mıhladı. bereket versin ki tren çabuk geçti ... gitti."