şükela:  tümü | bugün
  • herkese merhaba, geceden kalma hala sarhoşum ve yaşadığım değişik geceyi bir an önce yazmak istiyorum o yüzden yazım hatalarım için şimdiden kusuruma bakmayın.

    iki arkadaşımla beraber san francisco dan başlayan gezimizde carmel i geçtikten sonra farklı bir yola girdik. neredeyiz falan derken solda bir tabeleea 7 kiwi $1, 5 avocado $1. tabi hemen kırdık arabayı dükkana daldık açız zaten derken aman allahım o da ne? meyvelerin kokusu var.. 6 yıldır sanki ilk defa meyve kokluyorum. o kadar meyve yedim, elma, armut, şeftali, karpuz ki karpuza bayılırım hiçbirinin tadı kokusu yok. çocukluğumda hatırlarım her cumartesi pazardan gelir, iki şeftaliyi yemeden önce koklayarak şevişir orgasm olurdum o derece baldan tatlıydı. neyse aldık üç beş bir şey bir de iki tane iki kiloluk karpuz aldık. los angeles venice beach de iki metrelik dalgalarda tuptuzlu buz gibi okyanus suyunu içince ben karpuzu orada yardım yedim. aman allahım bu nasıl şekey bir şey, hani hemen öncesinde o sanatçıların olduğu kaldırımda olan zenciden aldığım bir iki dumanın da etkisi olabilir o tad keşmekeşinde. ordan çıkıp direk vegasa geçtik, otoparka parkettik kapıyı açtım dışarıya adımı attım, atmaz olaydım. çatadanak direk yaka paça koltuk altı her yer ter. hava kup kuru bir de her yer turuncu renkte kendini venüs de sanırsın. tabi benim aklıma ilk karpuz geldi zaten susamışım. iki bavulum bir sırt çantam var. bavulun birini bıraktım arabanın arkasındaki dolabı açtım, buzları kenarı iteleyip elime karpuzu aldım ve arkadaşa verdim. check in yapmak için otele girdim. arkadaş direk al şu amk karpuzunu diye bana verdi ben tabi elime eğlence geçti karpuzu çevire çevire check in yapmaya gidiyorum. birazdan yiyeceğim karpuzun mutluluğu yüzüme o kadar çok işlemiş olmalı ki, insanların bana baktığını görebiliyorum. çocuklar gülerek babalarına beni gösteriyor, ben arada bir karpuzu tıklatıyorum falan derken sıra bana geldi.

    vay babayın tarak kemiğine giresice o ne lan. karşımda bildiğin rihannadan hallice tığ gibi bir resepsiyonist. millet pasaport kredi kartı çıkarır, ben ellerimi boşaltmak için karpuzu çotank diye ortamıza koydum. tuhaf bir bakış attı bana, ben hiç bozulmuyorum bile çünkü hayvan gibi susamışım. şansa bakın afrikalı amerikalıların kölelik dönemlerinde yedikleri ve en sevdikleri iki şey karpuz ve tavukmuş. hani derler ya iki yahudinin ortasına bir cent at ve kavgayı izle diye, zenciler için de karpuz aynı şey.

    karpuzunu çok mu seviyor musun diye sordu :) recep ivedik sağ olsun. biz didim, küçükken didim çok fakirdik yemek alacak paramız yoktu didim. ekmeğın arasına karpuz peynir koyar yirdik didim. karpuzda didim bir tane kırmızı göremezdin didim. kız direk otel odamı upgrade yaptı, gitti arkaya gelirken de bir dal çiçek verdi bana. tabi herkes gülmeye başladı bu arada. sol elini kavradım ve öptüm, bu elden zehir olsa içerim dedim. işinden çıktıktan sonra numaramı aradı beraber takıldık ve şu an otel odasında yanımda çok masum bir şekilde uyuyor ben de otuzuncu yaş günümde güneşin doğmasını sabırsızca bekliyorum.

    karpuza gelince kesmedim, hala yaşıyor. klimayı açtım soğuğun vurduğu yere doğru koydum ki bozulmasın, ayrıca büyü devam ederse nakil ile toprağa tekrardan aşılamayı düşünüyorum. okuduğunuz için teşekkür ederim.
  • sepserin hikaye; resmen klimayı kapattım. birisi üzerime battaniye atsın.
  • valla ben düşürürüm
  • karpuzunu çok mu seviyor musun peki?

    yamam mizahçısın delikanlı
  • "farklı bir yola girdik"ten sonrasını okumadım. aq aç bir google map, carmel sonrası bir yol ismi öğren falan daha gerçekçi olsun, bu kadar tembel olmayın, ülkenin hikayecisi bile araştırma yapmaktan aciz.
  • liseli yıllarımızda arkadaşla tatile gitmiştik. orda yeni arkadaşlar da edindik, denizde top oynuyoruz. baya uzakta da güzel bir kız duruyor denizin içinde arkadaşlarıyla. ben de kız düşürelim diye topu kızların olduğu yere atmaya karar verdim ki muhabbet açılsın, oyuna davet edelim falan. ama kızlar çok uzakta. ben de gerildim gerildim tüm gücümle topu salladım. baktım hedefe doğru gidiyor oh dedim yetiştirdim. derken top sırtı bize dönük olan kızın kafasına lap diye oturdu, kızın kafası suya girdi çıktı, sonra dengesini kaybetti düştü. bu sahneyi gören ben de saklanmak için suya daldım. dalarken gerizekalı kelimesinin tüm kumsalda çınladığını da duydum.

    bu da benim topla kız düşürme anım işte. karpuzla da aynı şekilde düşürebileceğime olan inancım da tam.
  • arkadaşı ve kızı anlayabiliyorum. venice beach'ten las vegas cehennemi 4.5 saat. allah bilir otele ne zaman vardılar. o saatte açık market yoktur. karpuz'a surge pricing gibi ne fiyat koysan gider. umarım kızcağıza da ikram etmiştir.