şükela:  tümü | bugün
  • fransa'nın güneyinde bordeaux/starlat yakınlarında 1940 yılında 4 çocuk tarafından bulunan magara. millatta0n 13 000 yıl önce çizildigi saptanılan paleolitik tarzda resimlerin bulundugu bu magara 1963 te turistlere kapatılmış ve restore edilmiştir. günde sadece 1 kişinin girmesine izin veriyorlar, o da özel bir izinle. yani arkeolog filan olmak lazım. onun yerine lascaux2 adı altında ina edilen tıpkısının aynısı bir taklıt magara yaptılar turistler için. ikisinin arasında gerçekten fazla bir fark yok. lascaux2 nın yapılması 25 yıl sürmüs neredeyse.
    mağaranın özelligi içinde dünyada bulunan en eski resimler olmasi
  • 1940 yılında keşfedinlen bu mağara
    içinde barıdırdığı bir sürü resim iel tam bir sanat eseri olarak kabul edilmektedir,
    işlenen konular arasında
    bir insan ile bizon arasındaki mücadeledir,
    bu o zamanlara ait ilk insan figürü tasviri olduğu için
    enteresan eserler arasında yerini alır
    (figür tam olarak insana benzemesede kullanılış şekli olarak insanı temsil etmekte olduğu söyleniyor...)
  • natüralist cizimlerdir nedeniyse büyü amacli olmalari ve ne kadar aslina yakin yapilirsa büyünün de o kadar etkili olacagina inanilmasiydi. bazi resimlerin yarim kalisinin nedeni ise mevzu bahis hayvanin yakalanamamasi ve avdan dönüs sonrasi buyunun artik ise yaramacak olmasiydi
  • fransa'da bulunmuştur.bilinen mağara resimlerinin en eskisi lascaux'dadır.bir alay çocuk,kökleri meydanda bir kuru ağacın dibinde bir delik görürler...bu delik otuz yıldır biliniyordu.hatta yaşlı bir kadın çocuklara;ölen eşeğini bu delikten attığını ve buranın orta çağ dan kalma bir mahzen olduğunu anlattı onlara.bizim veletler durur mu?kurtları kaynadı...içlerinde öyle bir genç vardı ki 18 yaşında -çekilin ben delikten içeri giricem diye haykırdı,zorlaya zorlaya delikten geçti.çevresi seksen santimi bulan yerden geçmenin heyecanıyla el feneriyle mağaranın duvarlarına bakmaya başladı ve gururla arkadaşlarını da çağırdı duvarlara bakan gençler gayet büyük (5 metre boyunda (-hadi yaaa.. __gerçekten)
    hayvan resimleri buldular...birkaç gün sonra diğer arkadaşlarına da haber verir; (-burayı ben buldum ehhehhee) yanlarına ip alarak mağaraya tekrar girerler,kuyu bölgesine kadar inerler.kimseye bişey anlatmazlar; öğretmenlerinden başka...tarih ancesi hakkında engin bilgilere sahip olan öğretmen mağarayı gezince şaşırır.öğretmen bu haberi duyurmakta gecikmez ve lascaux keşfedilmiş olur...
  • bir de yanında altamira mağarası anılır ,benzer dili paylaşır bunlar.
  • -hşş homo ne yapıosun len orda
    -amaaan ne yapayım.hanım akşama bizon istedi de ben de bi geleyim bizonla beraber bir resmini yapayım dedim.
    -ne alaka len
    -yaw bizim amcaoğlu da geçen gün çiziktirmiş bişeyler var yaa 3 bizonu dize getirmiş şerefsizim.şimdi ben de onun gibi burda kendimi bizon avlarken gösterecem sonra da avlayacam.kesin...
    -sieee
  • 1940 yılında güney fransa'da rouffignac, les eyziez bölgesinde, tarihi kalıntıların yoğun olduğu bir bölgede tesadüfen bulunan bir mağaradır. 17.000-15.000 yıllık geçmişi olan mağara duvar resimleri ile dünyada sayılı mağaralardandır. yaklaşık 250 metrelik bir uzunluğu ve 30 metrelik bir eğimi vardır bu muhteşem sanat eserinin. çeşitli galerilerinde çeşitli temalar ayrı ayrı boyanmıştır duvarlara. the great hall of the bulls denilen bölümde sıçrayan boğalar, shaft of the dead man bölümünde kuş kafalı bir adamın bağırsakları saçılmış bir bizon ile ölümü, painted hall' da çeşitli renkli hayvan ve av çizimleri gibi muhteşem güzellikler bulunmaktadır.

    1955 yılında ziyarete açılan bu mağaraya günde 1,200 turist geliyormuş. 1963 yılında yapılan incelemelerde; kalkerden oluşan mağaranın resimlerinde çok küçük bozunmalar tespit edilmiş, incelenmiş, sebebi insanların ağzından çıkan karbondioksit gazının havadaki su buharını daha asidik yapmasıymış. çalışmalar bitirilirken nihayet bazı bölgelerde yeşil yosunlanmalar ve algler de görülünce kültür bakanlığı tarafından 20 nisan 1963 te ziyarete kapatılmış. o günden bugüne her gün kimyasal inceleme yapılmakta ve bozunma olmadığı görülmektedir bu insanlık mirasının.

    antropolojik özelliklerine fazla girmeden ilginç bir şey daha diyebilirim ki; 1980 yılında bu mağaranın the great hall of the bulls ve painted hall adlı en görkemli iki bölümü fransız hükümeti tarafından bir tünel şeklinde bire bir yaptırılmış ve turistlere açılmıştır.

    yeri gelmişken mağaranın tüm segmentlerinin listesini de verelim ileriki araştırmalarınız için;

    the great hall of the bulls
    lateral passage
    shaft of the deadman
    painted gallery
    chamber of engravings
    main gallery
    chamber of felines

    bu mağara bizde olsaydı, bozulma var mı yok mu bakılmaz, altın yumurtlanan tavuk kesilirdi ve asla korunma amacıyla kapatılmazdı. içeri girip mangal yakan, içen kırolarımız da duvardaki öküzün kıçına "seni seviyom len ayşe", "büyük cimbomlu", "bu mağaranın ustasıyım, gözlerinin hastasıyım" yazmak suretiyle iğfal ederlerdi güzelim mirası.
  • ürper biraz hacı

    ya bu?
    adam neden rino ya da bizondan özensiz? kuşla ilgisi ne?
  • tarihçiler, sanatçılar, arkeologlar, paleontologlar kadar mikrobiologların da sıklıkla incelediği çizimlerin korunması için mağarayı ziyaretçilere kapatmışlar. ama bire-bir bir kopyasını yapmış; orayı gezdirmektelermiş. kopya ile aslı arasında fark olduğunu iddia eden eğlenceli arkadaşlar bulunsa da (bkz: lascaux'nun duvarındaki ayyıldız) bu kopya fikrine hayran kalmamak elde değil (gidebilsem yalnızca fikrine değil kopyaya da hayran kalırdım herhalde). zira gavur, yalnızca çizimlerin değil, bütün mağaranın kopyasını yapmış! 1983'de lascaux-2 ziyaretçilere açılmış.

    üstelik sanırım kopya daha değerli. kopyayı yapabilmek için gereken paranın "bir kısmı" mağaranın "aslının" satışından elde edilmiş! fransız hükümeti iyi pazarlık ediyormuş.
  • jean baudrillard'ın, göndereni olmayan göstergelerden yani "simulakr"lardan sözeden "simulakrlar ve simülasyon" adındaki kitabında bir satırlık yer işgal eder bu mağara ve ziyarete kapatılarak tıpatıp olduğu söylenen benzerinin hizmete sokulması gerçeklik algısının gerçeklikle bağının koparılması bahsine bir örnek olmakla görevlidir.

    benzeri bir çoğu gibi, içinden geçilip gidilirken neye yorulacağı bilinmeyen nonfigüratif rüyalar atmosferindeymişsin hissi salgılatan bu kitaptan başımı kaldırıncaleyin aklıma gelen sorular şunlar olmaktadır.

    e hadi bakalım. mağara sonunda keşfedildi, arkeoloji alemine, antropoloji cemaatine ve dahi cümle loji akademyasına hayırlı uğurlu olsun.

    bu mudur yani?

    -aradık taradık sonunda bulduk.

    -yaşasın ne güzel

    -bulduk işte...

    -hmm...

    yasak, mağaradaki çizimleri bizim asidik nefesimizden korumak için mi yoksa bilakis mağaranın dışarıya çıkmasından, toprağın ve suyun aniden harita kağıdının üstünde belirivermesi gibi modern ötesi hayatlarımızın orta yerine hortlamasından korkulduğu için mi?

    "bizde olsa var ya aga, bozulma var mı yok mu bakılmaz, altın yumurtlayan tavuk gıddanak kesilirdi..."

    bence bu laf çok öğretici sahiden. oraya tıpkısının aynısı bi mağara daha inşa etmişsin zaten. bu mağaranın kesilmekten özenle uzak tutulan bir tavuktan başka, kendisine indirgeyebileceğimiz, "ne ki bu?" sorusuna da cevap taşıyabilecek başka hiç bir anlamlı örnekleyicisi kalmıyor. biz keserdik ama onlar kesmiyor, tamam. ama tavuk işte, tavuuuuk.

    aynı kitapta sanırım ki aynı tezin anlaşılmasını sağlamak üzere filipinlerin mindanao adası'nda "keşfedilen" tasadaylar'dan sözediliyor. tasadaylar, etnoloji disiplininin en parlak zaferlerinden birine konu oluşturan keşfedilişlerinden bir süre sonra 1971 yılında sömürgeci turist ve etnologların bir kere daha ulaşamayacakları bir bölgedeki ilkel yaşamlarına geri gönderilmesi için filipinler hükümetince yasa çıkarılmış bir kavim. etnolojinin bütün araştırma, inceleme ve de didikleme merakını aniden tatmin eden ve elbettedir ki bu araştırma inceleme ve didikleme saikinin nadide bir hasılası olarak ortaya çıkan sonuç, yani bu bilimin bilim olmakla varlığını gerekçelendiren hedeflerle, yani "ne için yola çıkmıştık, şimdi geldiğimiz noktada neye karar verelim" sorusuna verilebilmiş en mütenasip cevap olarak varılan nihai karar: "bu iki dünyanın birbirine hiç ilişmemesinde selamet ve huzur vardır" olmuş. iyi mi?

    oradaki de tavuk evet. bu kez, ortamıza bi yerlere yumurtlamasından endişe edilmiş ve kışkışlanmışlar.

    baudrillard'a göre, mağara ve tasadaylar örneklerinde kendini açığa vuran "bilimsel karakter", sahibinin müseccel ve muteber bir disiplin olarak devamının güvencesi olmaktadır. düşünelim, tasadaylar, gündelik hayatımızda ayağımıza dolaşan tuhaf figürler halinde ve bir kabustan uğramışlar istifiyle aramıza dahil olsa, banka ön cephelerinin parlak yüzeylerine bizon çiziktiren dedelerimiz olarak aniden hortlayıverse, arkeologlar daha neyi aramak için üniversite kürsülerinden bütçe talep edecekti ki?

    öte yandan, 13 bin yıl süresince bozulmadan kalabilmek için hiç bir esirgeyicinin, hele hele insan nefesindeki asidik özelliklerin mağara duvarı üzerindeki etkilerini şıppadanak tespit edip ortaya çıkardıktan sonra en gerekli tedbirleri derhalleyin yürürlüğe koyan bilimlerden hiç birinin minnetine muhtaç kalmamış bu çizimlerin, bilim yiyilip bilim sıçılan bir devirde aniden yok olması tehlikesinin başgöstermesi de az mazallahlık değil hani. sarkozy'ynen carla bruni ziyaretlerini uzun tuttuğu için önceden yaptırılmış rezervasyonlar iki hafta ileriye atmış iyi mi? ba ba ba... hal böyle olunca insanat çeşidini, biri mağarayı koruyanlar, öteki bozanlar olmak üzere ikiye ayırmak lazım. hem de tam ortadan ayırmak lazım ki, dengede dursun.

    imdi, bu çizimleri çiziktiren türdeşlerimizle aramızdaki en anlamlı fark şu olmaktadır: onların mağarayı ziyaretine kısıtlama konmamıştı. ihtimal, yasak kalkarsa, aramızdaki fark da ortadan kalkacak. korkulan budur.