şükela:  tümü | bugün
  • it. "ey buraya giren yolcu, bırak bütün umutlarını kapıda."

    ser durante'nin "inferno"ya girerken karşılaştığı çığlık. "kanatlanmış uçarken ne çok umut biriktirmiştin kanatlarında; kır şimdi kanatlarını içeri girerken." anlamı da çıkar. amadeus'ta, mozart*, o kadim confutatis'e dâhil olacak olan "flammis acribus addictis" dizesini antonio salieri'ye* mırıldandıktan sonra bir de soru sorar: "böyle sonsuza kadar yanacak bir ateşe inanıyor musunuz?" salieri ise bu soruyu, artık garipsemediğim bir sessizlikle cevaplar. bir "flammis acribus addictis" anagramı gibi bu mısra.

    öte yandan, insanlık günden güne kalabalıklaşırken sığıntı yalnızlıkların da aynı hızla artması, cehenneme giderken bile umutlarını terk edemeyecek denli korkak, kararsız ve zayıf karakterleri çok önceden haber veriyordu aslında. önce sağlam günahlar işlemek edimi ve bu günahlara aç kişilikler tedavülden kalktı, ardından bekleyiş ve bir satranç oyuncusu gibi tereddüt içinde duraksayan karakterler piyasaya çıktı. herhangi bir meselede ilk adımı attıktan sonra, getirebilirse ikinci adımı zar zor getirip üçüncü adımda bir üç cisim problemiyle karşılaşmış gibi duran insanların zamanı. ökse otları.

    dante'nin inandığı cehennem, onun aşkıyla beslenip onun aşkına hizmet ediyordu. göğsünde kaynayan cevahiri öz suyunda yıkayan; onu o yaşasın diye sonsuza dek öldürmekle mükellef her âşığın, böyle, kapısında bir şeyleri kalın bir kafa derisini yüzercesine sıyırıp aldığı bir cehennemi olur. benim cehennemim, kapısında göz feri, huzur, yaşama sevinci gibi, daha yarısı aklımda olmayan birçok şeyi alıkoyuyor.
  • ey buraya giren yolcular her umudunuzu bırakın demeye çalışmış arkadaş keza kapı ile ilgili bişey yok.

    edit:bu söz kapıda yazıyor olmasından mütevellit yazarın çevirisi doğru.
  • hal bu iken nietzche ye göre cehenneme girenin işkencesi de sona eriyor. zira o, umut işkenceyi uzatır diyor. cehenneme girerken umutlar kapıda bırakılınca, işkence de bir bakıma sona ermiş oluyor.