şükela:  tümü | bugün
  • 36. istanbul film festivali kapsamında gösterimi yapılan ve sinemada insan hakları kategorisinde yarışan belgesel. filmin yapımcısı ilk gösterime katılamasa da teknik ekipten gösterim sonrası soru cevap bölümü için gelmişlerdi.

    belgesel halep'te insanı yardım hizmeti gören beyaz kasketlilerin rejim ve rusya'nın hava saldırılarına karşılık yürüttükleri çalışmaları anlatmakta. beyaz kasketliler kimlerdir derseniz sözlükte the white helmets başlığına bakabilirsiniz. kendilerine dair pek hoş yorumlar yok malumunuz. sosyal medyada yayımlanan kimi fotoğraflarda beyaz kasketlilerin part time militan oldukları yönünde açıklamalar da mevcut.

    daha evvel gerçekleşen eleştirilerden yola çıkarak oldukça insan merkezli bir ürün ortaya konmuş bu sefer. filmde çatışmalara ya da muhaliflere yönelik silahlı tek bir kare dahi yok. yalnızca bombalamalar sonrası yıkılan evler, öldürülen çocuklar, havadan sürekli taciz eden, saldıran rejim ve rusya.

    bu noktaya değin esasında bir sıkıntı yok; söz konusu yaşam hakkı ve insani değerler olduğu müddetçe ne esad ne rusya ne de katil radikal terör örgütleri ayırt etmeksizin sivillerin yanında durmak insanlık vazifesi. bu açıdan rusya destekli rejim suriye'de muhaliflerin elindeki bir şehirde neler yapıyor görüyoruz. diğer yandan beyaz kasketlilere yönelik ithamlar, suriye'de muhalif görüntüsünde kendilerine alan açan radikaller, terör grupları vs. salondan birisi bu konuya haklı olarak filmin amacının bir propaganda mı yoksa tarafsız bir belgesel olarak mı çekildiğini sordu. ekibin yanıtı ise belgeselin herhangi bir kurgu içermediği, tamamen halep'te yaşanan savaş durumunun bir kesintisini aktardıkları yönünde idi.

    tekrar belirterek sonlandıralım; siyaseten oldukça tartışmalı bir grubun faaliyetleri üzerinden suriye'de yaşanan insanlık dramının anlatıldığı belgeseldir. belgeselde ise tüm bu siyasi çıkarların uğruna ölen bebekleri ve perişan olan şehirleri görmekteyiz.

    imdb
  • suriye hakkında çekilmiş çarpıcı belgesellerden biridir. bir diğeri için(bkz: city of ghosts). eleştirilecek tarafı maalesef olaylara tek bir açıdan yaklaşmasıdır mesela radikal islamcı grupların şiddetine dair hiçbir ayrıntı söz konusu değilken, bol bol esad-rusya işbirliğinin şiddetini görürüz. elbet burada kıyaslanması beklenen şiddet; esad-rusya uçaklarının havadan bombalamalarına karşı savunmasız bir halkın göstereceği tepkiler değil, özellikle halepteki radikal islamcı grupların ellerindeki esirlere ve farklı gruplardan sivillere karşı gösterdikleri reaksiyonlardır. basında bolca yer alan karelerde görülenlerle belgeselde yer alanlar zaman zaman farklılık göstermektedir. işidin militan kaynağının büyük kısmının bu gruplar olduğu göz önüne alınınca var olan çelişki daha da göze çarpıyor. bir diğer belgesel olan (bkz: city of ghosts) ise olaylara çok daha objektif yaklaşıyor. esad eleştirisini işid eleştirisinde veya işid eleştirisini esad eleştirisinde boğmuyor, şiddetin her türlüsüne ve yaşam hakkı yok edilmeye çalışılan tüm seslere yer veriyor. iki belgeselin de sonunda yutkunamıyorsunuz, kaderinize, gercekleğinize dönüp o insanların yaşadığı vahşeti ve yüzyıllardır bu coğrafyada tekrarlanan nedenlerini düşünüyorsunuz. maalesef coğrafya alın yazısıdır, bu kadar peygamberin geldiği bir coğrafya binlerce yıldır barışı bulamadıysa ileriye dönük umut beslemek akıllıca gelmiyor. bugün sıra suriyelilerde belki yarın başka bir komşumuzda öbür gün bizde olacaktır, kişinin kaderi sadece anne babayla değil en az bir o kadar cografyayla tayin ediliyor maalesef.