şükela:  tümü | bugün
  • 2002 tarihli ilk tarmac albümü.

    1. tu semblante
    2. charleston
    3. tordu tour du monde
    4. dis-moi c'est quand...
    5. international
    6. inutil
    7. tout un pan de moi
    8. l'atelier
    9. ce sourire est pour moi
    10. longtemps
    11. cher oubli
    12. faustino fatal
    13. la ballade des gens qui sont nés quelque part
    14. des frontières aux pays
  • david giguére'nin starbuck filminin sonunda söylediği şarkıdır. * kulaklardan pası alır dinleyin dinlettirin.
  • etiler'deki kisa sureli kurs, ders, atolye ve soylesilerin duzenlendigi yer. hakkinda daha cok bilgiye http://www.latelieres.com/'dan ulasilabilir. ucretleri genele kiyasla biraz daha yuksektir. zaman zaman geziler duzenledikleri de olur. gideceklere not: cok basik ve havasiz bir yer, nedense klima taktirmamakta da israrlilar bir sekilde, cok ince giyinin.
  • fransiz yapımı bir film. beyazperde'den alinan özetle şöyle;
    "marsilya yakınlarındaki bir kasaba olan la ciotat'ta yaşayan 7 kişi bir atölye çalışması için bir araya gelir. gruba ünlü yazar olivia dejazet önderlik etmektedir. genç yazar adaylarından kasabanın endüstriyel geçmişiyle bağlantılı bir suç romanı yazmaları istenir. gençler arasından biri kısa sürede dikkatleri üzerine çeker. modern dünyanın korkularıyla daha çok ilgilen antoine, yazdıkları ve asabi tavırları ile atölyenin gidişatını tamamen değiştiriyor."
  • ahlat ağacı sonrası izlemek iyi geldi. sineması gelişmiş (iyi bir film çekilmesine mucize olarak bakılmayan) topraklardaki hikayelerdeki o kasmama, o nefes alırcasına film çekme, o kolaylık, o akış, o çabasızlık ama perde kapanırken de elde bazen gösterişsiz olsa da gayet sağlam hikayelerin kalması insanı kıskandırmıyor değil.

    (bkz: laurent cantet)
  • --- spoiler ---

    fransanin adanasinda gecen bir film, ana karakterimiz sikintidan ve sicaktan delirip aya sikiyor. tabii bu ilik gotlu fransiz sinemasi gunesi ay yapmis yemeyiz biz bunlari. bu film bir adana dramasidir
    --- spoiler ---

    şaka bi yana yonetmen z kusagini o kadar anlayamamis ki antoine’nin, taslar tasi dejazel hanimefendiye yaptigi elestiriyi kendine yapiyor gibi. tam bir postmodern sinema ornegi olmus izlemesseniz bir sey kaybetmezsiniz.
  • laurent cantet imzalı bir fransız filmi.

    bir fransız kasabasındaki gençlerin ünlü bir kadın yazar önderliğinde bir araya geldikleri yazarlık atölyesinde yaşananları konu ediyor film.
    gençlerin kasabalarını konu edinen bir polisiye roman yazmaları bekleniyor.
    beyin fırtınaları sırasında da gençlerden biri sivriliyor. filmin çatışması da bu noktadan sonra başlıyor.

    biz çok ama çok beğendik; film eleştirisi konusunda iyi değilim. o yüzden sağlıklı argüman sunamıyorum.

    trailer şöyle

    başka sinema kapsamında şu sıralar gösterimde; bence kesinlikle izlemelisiniz.
  • metascore’u 76 olan film.
    bazı filmler ki bunlar genelde sanat filmi olur, izleyiciye normalde 1 dakikada verilecek duyguyu 5 dakikalık günlük hayatta olduğu gibi sahneler çekerek verirler. sanat filmi sevenler bu sahnelerde gerçekten gerçek hayatın ne kadar yansıtılabildiğine dikkat eder. bu filmde bu sahneler yer yer kendine bağlasada çoğunlukla gerçek hayatta göz ardı edeceğimiz bir çok sahneyi, birde bu açıdan bakın diyerek değilde olduğundan da rahatsız edecek şekilde uzunca kullanmış. anlatılan baş karakter genç olunca filmi izlerken filme kendimi veremeyip yine şimdi bir ergenin uzun sahnelerini izliyorum düşüncesinden kurtulamadım.

    bir fransız sanat filmiyle bir zeki demirkubuz bir nbc filmi kıyaslanır mı? pek ala kıyaslanır ve o uzun sahnelerin ne kadar da güzel çekildiğinin tekrar farkına varılır.