şükela:  tümü | bugün
  • ulu önder atatürk'ün 29 ocak 1923'te evlendiği ve 5 ağustos 1925'te boşandığı eşi. 1898-1975 yılları arasında yaşamış ve bütün ısrarlara rağmen anılarını yazmamıştır.

    latife hanım iyi eğitim görmüş, kibar, terbiyeli, hoşsohbet bir genç kızdı. iyi derecede fransızca biliyor, yakın akrabalarından halit ziya uşaklıgil'den okuduğu türkçeyi çok güzel kullanıyordu. fransa ve ingiltere'de hukuk eğitimi aldı. tüm bu özellikleri ve uygar kişiliğiyle ilgisini çektiği içindir ki, atatürk bir süre sonra onunla evlendi.
    ancak taşıdığı üstün özelliklere karşılık latife hanım, nasıl olup da atatürk gibi yüce bir kişinin türk ulusu için gerekliliğini anlayamadı, kendi kişiliğinden özveride bulunamadı? işin bu yönü anlaşılamaz.
    latife hanım siyasal hırsa da kapılmış, gazi'nin yurt gezilerinde çarşafı ve peçesiyle halka nutuklar söylemeye kalkmıştır. atatürk'ün sonradan yakın arkadaşı hüsrev gerede'ye anlattığına göre, eski çankaya köşkü'nün bahçesinde sesini, davranışlarını eğitip düzeltmek için demostenes gibi hitabet çalışmaları yaparmış. bir bakıma atatürk ile eşit olma, rekabet etme gibi davranışlar içine girermiş. meclis'teki muhalif milletvekilleriyle iletişim kurmaktan zevk aldığını da yine gazi anlatmış.
    belli bir süre sonra, büyük devlet adamının ev yaşamını dengesizliklerle, güçlüklerle zehirlemiş, sonunda latife hanım'ın pişman olup ağlamasına, elindeki tarihsel nimeti kaçırmasına neden olmuştur.

    her ne kadar tarih kitaplarında atatürk'ün yanında gödüğümüz birkaç eski fotoğrafının dışında yaşlılığında çekilmiş bir fotoğrafının olduğunu bilmesek ve görmesek de aslında bir fotoğrafı vardır. bu fotoğraf yıllar önce birer kez son ve hürriyet gazetelerinde yayınlanmıştır. ayrıca bir başkent ünversitesi kültür yayını olan bütün dünya adlı derginin temmuz 2002 sayısında da yayınlanmıştır.

    ayrica konuyla ilgili bir can dundar yazisi icin: http://www.milliyet.com.tr/…10/28/yazar/dundar.html

    kendisi hakkında daha detaylı bilgi mustafa kemalle 1000 gün adlı kitapta bulunabilir.
  • ataturk'un latife hanim ile evliliginin nedenleri ilgi cekici olmali. bahsedilen kitap da merak uyandirici ancak o kitabi okumadigimi ve tezimi, simdi nereden duydugumu ya da nerede okudugumu hatirlayamadigim bir anektodta temellendirecegimi acikca itiraf edeyim.
    ataturk'un latife hanim'la evliligi devrimlerinin bir uzantisi olarak gorulebilir. analitik dusunce yapisi ataturk'e bu evliligi hakli cikartmis olabilir. yani, mantik degil de bir matematik evliligi, bir formul olarak mustafa kemal'in kafasinda sekillenmis olabilir bu evlilik.
    aydin, turkce'yi iyi bilen, bati medeniyetlerini etud etmis, frenkce'yi mukemmel konusan, kulturlu bir kadinle evliligin kendisinin o soguk celik gibi yalnizligina son verecek, kimi hos rousseau sohbetlerine eslik edecek bir hayat arkadasi ozleminden kaynaklanmasi ne kadar anlasilirsa da ataturk bu evliligiyle turk toplumunda kadinin yerini ve gelecekteki konumunu gostermek hedefini de secmis olabilir.
    ve fakat iki amacina da maalesef ulasamamistir ataturk. ve ataturk guclu bir erkegin arkasinda her zaman guclu bir kadin vardir deyisine aslinda daha bastan alaka gostermediginden bu yonde bir teoriyi cok onceden eleyebiliriz. hatta bu tip guce dayali iliskilerde guclu erkegin arkasindaki guclu kadinin nasil yipratici ve zayiflatici etkileri oldugunu hem tarihte (kanuni), hem gunumuzde (ozallar), hem de romanlarda (ecinniler'de lembke'nin karisi) gormusuzdur.
    iste, aslinda ataturk'un belki de ilk defa analitik dusuncesinin eksik kaldigi bu sayfasinda hayatinin, yine kadinlarin anlasilmaz yapisi, ve ah gercekten ne anlasilmaz bir subje!, ataturk'un hayatina kisa bir sure de olsa derin acilar birakmistir. mide rahatsizligi ceken bir insanin karsilasacagi en buyuk ikinci dert dirdirci bir kadinla evlenmis olmaktir.
    simdi daha once bahsettigim anekdota gelmek istiyorum.
    kosk'teki gece muhabbetlerinin turkiye cumhuriyeti'nin olusumundaki teorik yerine dahi tahammul gosteremeyen latife hanim her aksam oldugu gibi ikinci kattaki odasinda kizginlik ve ofkesini yenmek ve sofranin dagilmasini beklerken zaman gecirmek icin stendhal ciltlerini okudugu bir aksam dayanamyip yataktan firlamis ve sofranin oldugu salonun ust katinda yere vurmaya baslamis ayaklarini. yukaridan gelen bu dan dun sesiyle irkilen sofrada bir anda buz gibi olan hava karsisinda ataturk hic istifini bozmadan, agzinin kenarini pecetesiyle silip masadan kalkmis, sakince merdivenleri cikip yukari katta latife hanim'a
    "bos ol" demistir.
    ataturk'un muazzam ongorusu, savas meydanlarinda dusmanin hangi koldan kac askerle gelecegini kesin tahmin eden zekasi "okumus", "aydin", "kulturlu" denilen bir kadin karsisinda yenik dusmustur. yine "ecinniler"e donecek olursak. "ah, ne zordur okumus kadinlarin dirdirina katlanmak."
  • ataturk'un birinci ve tek esi..ataturk fikriye hanimla evlenmemistir.
  • bo$anmasından ölümüne kadar hiç kimseyle konu$mamı$ olması ne tür bir sabrı olduğu açısından dü$ündürücüdür..
  • atatürk'le sadece 2,5 yıl kadar evli kalmış.. ayrılmalarının ardından ölene dek, ikisi de birbirlerine saygılarından, bu konu hakkında konuşmamışlardır..
  • (bkz: fikriye)
  • ataturk ile evli kaldigi yaklasik 2.5 yil boyunca, oldukca genc sayilabilecek bir yasta olmasi sebebiyle, ataturk gibi bir kisi ile birlikte olmanin sorumluklari tasimakta zorlanmis ve bu sebepten dolayi kimi tatsizliklara sebep olmus kisidir. ancak bunlar bu sahsin kisiligi veya yasam tarzi ile ilgili olumsuz seyler soylemek icin yeterli degildir. zira, ataturk'ten ayrildiktan sonra tum kiskirtma ve taleplere ragmen ataturk hakkinda veya ozel yasamlarina iliskin hicbir konuda konusmamis, uzuntusunu icine atmis ve o buyuk mirasa sonuna kadar saygi ile bagli kalmis, yani gercek bir hanfendi oldugu ispatlamistir. ayrica hem ataturk ile birlikteyken hem de ayrildiktan sonra bir cumhuriyet kadini olarak bircok insana ornek olmustur.
  • nezihe araz' ın mustafa kemalle 1000 gün kitabında anlatıldığına göre, latife hanım' ın babasının tespiti şöyledir: "bu kız, kendisinin cumhurbaşkanı eşi olduğunu unutmuyor ama eşinin cumhurbaşkanı olduğunu unutuyor". hırçındır, kıskançtır ama bedelini vakur bir sessizlik içinde yaşayarak, yaşlanarak ödemiştir.
  • (bkz: dilek bebe)
    (bkz: omer ussaki)
    evine git diyerek boşanılan mustafa kemal paşa'nın eşi