şükela:  tümü | bugün
  • aslen 4. hacli seferi olarak baslamis, kudus cok uzak biz constantinopolis'e giriselim seklinde sonuclanmis bir tur istila. 1204-1261 arasinda surmus, sehrin gercek sonunun geldigi iddia edilen vakit. (bkz: latin kralligi)
  • 2. latin istilası ise, amerika birleşik devletlerinde yaşayan hispanik azınlığın, öyle azınlık mazınlık olmadığı, basbayağı çoğunluk olduğu, hatta çin nüfusundan bile kalabalık oldukları ortaya çıktığından yaşanacaktır diyemiyorum, yaşanmıştır bile, hatta belki de şimdiden...

    kültürel istila zaten başlamıştır. bir gün latinlere köle olarak yaşayacağımıza, şimdiden eli silah tutan her erkek kadın ve hatta kangal köpeği* kuvvaya katılmalıdır.

    (bkz: visitors)
    (bkz: if you tolerate this your children will be next)
  • istanbulda 57 sene hüküm süren katolik bir latin devletinin kurulmasina neden olmustur.

    (bkz: dördüncü haçli seferi)
  • kroniklere göre:

    110 adet kürekli dromonas (korvet tipi gemi)
    60 büyük gemi
    70 üzeri büyük yelkenli
    1000 süvari
    3000 piyade

    ile gerçekleşen rezil olaydır.

    bakın çok enteresan -korniğe göre- işgal şu şekilde gerçekleşmiştir:

    "latin kuvvetlerinin tamamı denizin kuzey tarafında savaştığı bir sırada, iki cesur latin <alışılmadık> bir eylem gerçekleştirerek petrion'da savaşan aleksios doukas'ın savaştığı yere merdivenin sonuna kadar atladılar ve oradaki kuleden kılıç kuşanmış olarak aşağı indiler. orada bulunan romalılar güçlü ve cesur oldukları için söz konusu yerden çıkarılmaları veya öldürülmeleri mümkün olmadı; latinlerin geri kalan kısmı da merdivenden kuleye sızdılar. buradaki kapıdan kente taaruz ederek ilk giren, petros isimli latin bir süvari oldu. o oradaki romalıları korkutarak kaçmalarını sağladı. imparator yapayalnız kaldı ve o da firar etti. ve latinler tarafından kente tamamen egemen olundu. kenti terk eden romalılar ise latinlerin rızasıyla altın kapı'dan geçerek ayrıldırlar. o zaman hıristiyan paskalyası 25 nisan'a rastladı. şehre latinlerin yaptığı büyük yıkımlar niketas choniates'in kitabında anlatıldı. ve sen bunu öğrenmelisin. o zaman olanlar çok ağıt yakmaya değer. şehir'e 58 yıl boyunca italyanlar (latinler) tarafından hükmeildi. latinler konstantinopolis'i 6712 yılı, 12 nisan pazar günü aldılar, ona 58 yıl boyunca hükmettiler." (1)(2)

    1: 1204/6712, 7. indiksiyon, 12 nisan, pazartesi
    2: kılıç, şahin, bizans kısa kronikleri, ithaki, 2013
  • latinler ile bizanslılar arasında kavganın kökenleri çok eskiye dayanır.

    şöyle başlayalım: imparator konstantin roma imparatorluğu'nun başkentini, roma'dan istanbul'a (bkz: konstantinopolis) taşıyınca ve burada ikamet etmeye başlayınca, imparatorluğun ağırlık merkezi de doğuya kayıyor.

    konstantin, hristiyanlığı devletin resmi dini olarak kabul ediyor ve önemli hristiyanlık merkezlerine psikoposlar atanıyor. bunlardan roma, konstantinopolis (bkz: istanbul), antioch (bkz: antakya) damascus (bkz: şam), alexandria (bkz: iskenderiye) en önemlileri olarak öne çıkıyor. fakat hepsinin içinde yine de en önemlisi roma ve papa. buraya kadar sorun yok.

    theodosios tahta çıkıyor ve diyor ki: ben istanbul'da oturuyorum. saray da burada, benim yanımdaki din adamının yetkisi az, roma'dakinin fazla; böyle olmaz, o zaman ben istanbul patrik'ini de seviye olarak roma'ya eşitliyorum. işte dananın kuyruğu burada kopuyor. sonrası nefret, kin, ihtiras, kan.

    sıkıntı yüzyıllar sürüyor. batıdaki latinler, roma bölünüp de batı roma tarihe karışınca ve bizans (doğu roma) tarih sahnesinde yükselince iyice kuduruyorlar.

    1054 yılında papa elçilerini gönderiyor. istanbul patrik'ini aforoz ediyor. "ben dünya hristiyanlarının tek lideriyim seni tanımam" diyor. patrik de "ben de seni tanımam. ben de seni aforoz ediyorum o zaman!" diyor. olay iyiden iyiye ciddiye biniyor.

    zaman geçiyor papa değişiyor, patrik değişiyor; kin ve nefret bitmiyor. sonunda haçlı seferleri başlıyor. papa tarafından yönlendirilen avrupa kralları, şövalyeler ve haçlı birlikleri akın akın doğu'ya geliyor. istanbul'un zenginliklerinin ve o dönemin en medeni, modern şehri olduğunun farkına varıyorlar. eller ovuştuluyor.

    sıra ıv.haçlı seferine geldiğinde olay kopuyor. venedik dükası henricus dandolo yönetiminde latinler "bırakın şimdi kudüs'ü kutsal toprakları, istanbul çok güzel gelsenize" diyor. 1204'te şehre zorla giriyorlar. yağma, tecavüz gırla... her türlü saygısızlık. patrik'in ana ikametgahı ve şehrin kalbi ayasofya talan ediliyor. içinde her türlü rezillik yapılıyor. (bkz: seks) (bkz: hırsızlık) (bkz: vandalizm)

    velhasıl 1261'de nihayet işgal bitiyor. fakat bizans geriye bir enkaz devralıyor. yine de bizans'ın bu hengamede yok olmaması bile büyük bir şey. bizans prensleri çeşitli illere kaçıp oradan örgütlenmişler.

    bu konuyu daha detaylı anlatan şu yazı da okunabilir.
  • bu istiladan sonra istanbul'un 1200 yılındaki halinden eser kalmamıştır.
  • imparator kalk ,istanbul’u aldın
    757 yıl önce ; 15 temmuz 1261 i takip eden günlerde ; nif (izmir -kemalpaşa) civarında çadırında uyumakta olan imparotor bir sesle uyandırılır. ‘’imparator ,kalk ,istanbul’u aldın’’.
    bu cümle 3 kez tekrarlanmasına rağmen cevap vermez. sesin geldiği yöne baktığında rahibe olan kızkardeşiyle göz göze gelir. rahibe devam eder ‘’ imparator kalk, isa sana istanbul’u armağan etti.’’ nice orduların alamadığı ,surlarını aşamadığı istanbul’u 500 kişilik bir keşif birliğinin alabileceğine inanmayan imparator ‘’evet , bu ancak isa’nın bir mucizesi olabilir ‘’ der.
    içlerinde gizledikleri bir şüphe olmasına rağmen hızla yola çıkarlar ve balıkesir ’e gelindiğinde; imparotorluk alametleri olan kırmızı mücevherli bir taç, kını ipekle kaplanmış bir kılıç ve porfir renkli ayakkabılar istanbul’dan gelen bir haberciyle imparatora sunulur. kafile sevinç içindedir. bir an önce ‘’şehirlerin ana’’sına 'poli'ye varmak için hareket ederler.
    13 ağustos günü istanbul’a varılır. hemen şehre girmeyen imparator bugünkü eyüp sultan civarında konaklar. 15 ağustos sabahı yedikule ile altın kapı arasındaki bir burcun üzerinde imparator tacını giyer ‘’ tanrım , merhamet et ‘’ duası 100 kez tekrarlanır. ve hodeghetria (yol gösteren meryem) manastırından alınan theotokos meryem ikonosunun ardına takılarak,altınkapı’dan dualarla yürüyerek şehre girerler. studios manastırı (bugünkü imrohor camii ) önünde imparator ikonaları geride bırakıp, atına binip ayasofya’ya gider. dualar edildikten sonra magnaura sarayı na doğru yürürken heyacan doruğa ulaşmış, halk mutluluktan ağlamakta, sevinçten havalara çıkmaktadır.
    4. haçlı seferiyle (1204) tutsak edilen şehrin 57 yıllık latin istilası sona ermiş ve istanbul tekrar roma’nın başkenti, vııı mihail poleologos ‘da bizans'ın imparatoru olmuştur.

    not : olaylar, kemalpaşa’dan yola çıkıp, istanbul dahil olayları bizzat yaşayan georgios akropolites ’in vekayiname eserine sadık kalınarak anlatılmıştır.
  • çok büyük bir barbarlık ve vahşettir. olaydan 250 yıl sonra, istanbul'un osmanlılar tarafından fethedilmesi ile sonuçlanacak kuşatmada, dönemin bizans megadükü lukas notaras latinlerden yardım istemeye karşı çıkmış ve "istanbul'da latin serpuşu (şapkası) görmektense osmanlı sarığı görmeyi yeğlerim" demiştir.

    geçen bunca zamana rağmen katolik ve ortodoks kiliseleri arasındaki ilişki halen tam olarak onarılamamıştır. ancak bu yönde adımlar atılmaktadır. yaklaşık 800 yıl sonra 2001 yılında, papa ii. jean paul 2 kez bu olaydan duyduğu üzüntüyü belirtmiştir. 2004 yılında, istilanın 800. yıl dönümünde de istanbul ekümenik patriği i. bartholomeos "uzlaşma ruhu nefretten daha güçlüdür" demiş ve özrü kabul ettiğini ifade etmiştir.
  • cek sultan olayının bizans versiyonu.
    iktidar mücadelesinden kaynaklı bir istiladır. haçlılar istanbul’a gelir taç değişikliği yapılır. çokta istekleri olur, halk bıkar. hazır sur dışında iken kovalım şehirden derler. koca ordu git deyince gider mi. bir veliaht tüm istanbul’u mahvettirir.
  • anadolu ve dolayısıyla anadolu'da yaşayan bizler için dönüm noktası niteliğindeki olay.

    buna karşın devletin ders kitaplarında bahsedildiğinden bile emin değilim. oysa bu olayın etrafından, şimdiki ucube anlayışı doğurmuş tarih yazımına kıyasla, en azından ayakları yere basan, bir kimlik ve geçmiş inşa edilebilirdi. buraya en ince ayrıntısına kadar düşündüğüm şeyleri yazmak ve iddiamın altını doldurmak isterdim ama insanlarla uğraşmak istemiyorum; aklının hür olduğuna inanan yazar, ve tartışırız.

    tabi bir şeyler söyleyeceğim. misal ben olsam, defalarca çekilmiş ve kalitesi gitgide düşen tarihi filmlerin popüler elementleri olan çanakkale, fatih sultan mehmet, malazgirit vb. hamaset pompası temalar yerine bu olayı filme alırdım. alışılagelmiş olduğu üzere bizans tarafını salak salak karikatürize etmezdim; akıl ve insaniyet yolu neyi gösteriyorsa, karakterlere özelliklerini o şekilde dağıtırdım (zaten kim aptal, kim şerefsiz, kim haysiyetli aşağı yukarı belli). sonra bu malum olay esnasındaki kanı, vahşeti, yağmayı, ali cengiz oyunlarını ve halkın işin neresinde olduğunu çıplak bir şekilde gözler önüne sererdim; sererdim ki, aptal komşularımız kimin neden galip geldiğini ve neyin neden olduğunu; cici halkımız da her şeyin öyle "biz ve onlar"dan ibaret olmadığını, tarihin bir nehir, bizim de sadece nehirdeki balıklar olduğumuzu, nehir nereye giderse bizim de oraya gittiğimizi anlasınlar.

    öyle salak bir tarih anlayışımız var ki, sanırsınız sıfır toplamlı oyun. herkes birbirinin üzerinden geçiyor, bir güç diğerini yenince yenilen taraf tüm insanları ve kültürüyle buhar oluyor; kazanınca "çok zor koşullara rağmen ha!" iken kaybedince "kol bozuktu" kıvamı alıyor ve benzeri sürüsüyle eziklik... değerli hissetmek için bu ucuzluklara ihtiyacımız yok. alın işte, bir önceki paragrafta güçlü ve fayda getirecek propandanın nasıl yapılabileceğini anlattım. osmanlı bizans'ın, türkiye cumhuriyeti de osmanlının ardılıdır. ancak akıllı insanlar anlar; kendisine -tarihin akışından gelen haksız sebeplerle- yabancı görünmüş bir kültürü sahiplenebilen ve onun üzerinden bir fikir inşa etmeye muktedir olabilen iktidarın ne denli güçlü olabileceğini.

    neo-osmanlıcılık veyahut atatürkçülük oynamak isteyen arkadaşlara açık çağrım: güçlü bir devlet olmak istiyorsunuz madem, 1453 ile değil 1204 ile beyin yıkayın! türklerin, şu veya bu şekilde, kötü gösterildiği eserlere kin kusuyorsunuz; sizin dirilişler yatışlar kalkışlar da dışarıdaki insanlar için aynı mahiyette değil midir? toplumumuzun ve komşularımızın ergenimsi öfke nöbetlerine değil aklı selime ihtiyacı var...
hesabın var mı? giriş yap