şükela:  tümü | bugün
  • harika bir fransız ispanyol ortak yapımı olarak başlayan, yabancı bir ülkeye nedensiz gitme isteğini, sevdiklerinden ayrılmanın pişmanlığı ve anlamsızlığını, ama ne olursa olsun yeni koşullara adapte olmayı ve bu sefer dönüşte bocalamayı, ve döndüğünüz yerin koordinatlar hariç herşeyinin artık size farklı geldiğini farkettiğinizi, çünkü esas değişenin siz ve sizin içinizdeki tanımlar olduğunu anlatan, ama avrupa topluluğu propogandası olarak biten, yine de çok güzel olmasına sonunun engel olamadığı bir filmdir.
    en güzel sahnesi, kanımca, borsa haberleri veren bir kanaldaki milyarlarca üstüste geçen bantın kenarında borsayla ilgili gelişmeleri açıklayan bir tv sunucusunun bir anlık gösterilmesi ve o anda esas oğlan'ın "babam işte bunları anlayan bir insandır" demesidir..
    filmin baş karakteri tamamen sizinle aynı duyguları hisseder, aynı şekilde düşünür, aynı şekilde davranır. filmden çıktığınızda benim hissettiklerim bana özel değil dersiniz. bu açıdan da filmde mükemmel bir dürüstlük vardır.
    o bile yeter.
    ayrıca filmde amélie poulin'de oynayan güzeller güzeli audrey tatou da biraz yaşlanmış olmakla birlikte yer almaktadır.
  • ispanyaya erasmus için bir yilligina giden bir gencin oykusu,çok keyifli ve gerçekci,cedric klapisch tarafindan yonetilen filmin bas rolunde romain duris ve audrey tautou oynuyor (bkz: amelie)
    (bkz: erasmus/6)
  • yonetmen cedric klapisch ve basrolde dobermann'daki yavsak sniper romain duris var. ayrica at suratli judith godreche ve audrey tatou'ya be$ çekecek cecile de france vardir.
    film darmadaginik olmasiyla beraber ,hatta bazi zamanlar skeç tadinda ilerlese de yine bir ba$i, bir sonu, anlattigi bir hikayesi var. 12 gunde yazilmi$ bir senaryo için çok çok iyi. zaten filmin de anlatmak istedigi daginiklik içinde duzenin olmasi.
    yer yer komik, yer yer duygulu, yer yer banal ama yine de izledikten sonra insani garip bir $ekilde iyi hissettiren bir film.
  • yurt disinda okumanin zorluklarini ve yasanan maceralari iyi veren, ama yine de filmdeki ogrencilere bakarak ''ulan biz de erasmus programina girelim, acaip egleniriz, sunlara bak paso girgir samata'' dedirten lakin isin ders ve okul kismini pek vermeyen ve durumu eglenceye vuran bir film. ayrica barcelonaya gitme istegi de uyandiriyor ve ispanyolcayi ogrenme gazi veriyor.
  • carte noir london french film festival'de bu hafta izledigim ve hayran oldugum bir film.bir suru farkli dil, kultur, insan hepsi bir arada. karmasanin tadina doyulmaz uyumunu muthis keyifli anlatan bir film.
  • bu film keyifli, huzur veren, ilham veren, arindiran bir filmdir. bir kitap gibidir, bir siir gibidir.
    turkceye cevrildiginde ismi ispanyol pansiyonu olmustur. istanbul film festivalindeki gosteriminin biletleri simdiden tukenmistir. muhtesem bircok fransiz filminde karsilasilan fransizca disinda herhangi bir dilde seslendirme veya alt yazisi olmamasi sorunu olmasa, ki oldugu kesin degildir, hemen dvd'sinin edinilmesi tavsiye edilir, ne de olsa artik festival sansi kalmamistir.
  • film ismini fransizcadaki bir deyimden (de) alir. ispanyol hanlarının yemeklerinin kötü ününün yayılması üzerine "ne yemek istiyorsan kendin getir" ilkesi yaygınlasmıstı yolları bu hanlardan geçen yolcular arasında geçen yüzyıla kadar... dolayısıyla, auberge espagnole, "ne getirsen onu yersin" den yola çıkarak önce "baskalarına nasil davranirsan öyle bir davranis görürsün", sonra "canın eglenmek, gülmek mi istiyor ? o halde tasalarını alma yanına, nesenle gel ki neseli bir ortam olsun" anlamina gelen bir deyim olmustur fransizcada.
  • 22. istanbul film feastivali'nde gösterilen, harika bir avrupa filmi. teknik olarak fransız filmi olsa da filmin her şeyi avrupa üzerine.
    yönetmen cedric klapisch
    başrollerde ise tanıdık iki isim var:
    audrey tautou nam-ı diğer amelie,
    ve gadjo dilo filminden bilinen romain duris.
    bu arad uyarmak lazım, filmi romain duris sürüklüyor, tautou geri planda.
    film kısaca ispanya'da bir eğitim programı dahilinde bir araya gelmiş yabancı öğrencilerin ortaks ev hayatları üzerine kurulu.
    film, sonlarına doğru, tüm sinema salonunu aynı anda gülmekten kıracak bir sahneye sahip.
  • yirmi ikinci uluslararasi istanbul film festivali'nde "ispanyol pansiyonu" adiyla gosterilen cedric klapisch filmi. festival itibariyle izledigim en eglenceli film kesinlikle. audrey tautou'nun rolu yazik ki pek ufak, diger yandan ozellikle romain duris cok basarili. bicimi ile de yenilikci bir tavri var filmin, temposu cok iyi ayarlanmis. ve elbet eklemek gerekir ki judith godreche'i de yalayasi geliyo insanin.
  • koşarak uzaklaşmak eyleminin güzel bir örneğine rastlanabilecek film.