şükela:  tümü | bugün
  • molierein oyunu ve de kitabi. parasina duskun bir adamin insanlarin hayatini zindana cevirmesini ve turlu entrikalarini anlatir.
  • turkiye is bankasi kultur yayinlari tarafından yayınlanan bir eser. çevirmeni sabahattin eyüboğlu'dur.
  • cnbc e'de filmi de oynamisti
  • en komik olanın aslında en trajik olduğunu söyleyen moliere'nin sade bir dil ve kaliteli bir kurguyla yazmış olduğu oyun.

    harpagon karakterinde cisimleştirmiş bulunduğu korkunç cimrilik ile moliere, gözü dönmüş bir şekilde içine düşülen "sürekli biriktirmek" eğilimini nelere yol açtığına işaret eder bu oyunda.

    kendinden geçmiş bir paragöz olan harpagon, çocuklarına hem kar getirecek bir sermaye hem de en az zararla kotarılması gereken bir yatırım gözüyle bakar. çevresindeki her nesneyi ver insanı ticari mal (bkz: 153, kahrolsun muhasebe) olarak ele alan harpagon'un gözleri o kadar kararıyor ki, kendisini de yakacak olan fitili yine kandisinin ateşlediğini göremiyor.

    bu haldeki bireylerin, çok isabetli, yerinde ve ölçüsünde bir mizahla yergisini yapmış olan moliere, şunu anlatmaya çalışyıor: cimrilik asla mal biriktiriciliği ya da para konusunda kendine bile hırsız gözüyle bakan bir insan tipi yaratmakla kalmaz. cimri kişi duygularında da cimridir. duyacağı sevgi ve şefkate, yapacağı iyiliklere hisse senedi gözüyle bakan kişi, bu eğilimiyle en yakınındakilerinin bile hayatını cehenneme çevirir. paylaşmak ve bu yolla ayakta kalmak, bir ot gibi yaşamak yerine tüketiyor bulunduğu zamanı anlamlı ve değerli kılmak ve en azından sorumlusu olduğu kişiler için fedakarlıkta bulunmak insanıi nsan yapan en önemli özellikler iken, cimri kişi bunları maddi zarar olarak görmesinden ötürü insanlık tanımına veda ediyor.

    bencillik ve bencil olma durumu, bireysel düzlemden temel alıp toplumsal düzleme bir virüs gibi yayılan, önüne geleni tüketen ve yalnızca menfaat ve bu menfaate ulaşma sürecinde karşısına çıkacak her türlü erdem ve değeri yok etmekten çekinmeyecek bir takım hareketler silsilesini yasallaştırmak ve bunun için de, en temel haliyle kabul edilebilecek olan "hayatta kalma" içgüdüsünün içini boşaltan bir özellik ve bir olgudur. bu olgunun, daha doğrusu bu hastalığın tedavisi de yoktur zaten (bkz: umutsuz vaka). bencil kişi eninde sonunda, zaman içinde kazdığı ve içine maddi/manevi değerleri tıktığı kuyuya kendisi düşecektir. yalnızlığını gideremeyeceğini anladığı gün gelip çattığında ise üzerine biraz daha ekleyebilmek için sevgi, erdem, ahlak ve paylaşım gibi değerleri elinin tersiyle itmekten çekinmediği büyük yığının, aslında kendi yok oluşunun görkemini ifade ettiğini anlayacaktır. ama gel gör ki iş işten geçmiş olacak, hapsolmuş bulunduğu kuyudan görebildiği tek şey, sadece ve sadece, bir zamanlar varlığının kendileri için bir anlam ifade ettiğini çırpınarak göstermeye çalışan insanların şimdi ondan uzaklaşmak için kullandığı ayakları olacaktır. bencil kişi kendini gömer.

    moliere, kişi basit olarak ele aldığında neredeyse kendisini bulacağı açık ve alabildiğine doğal bir gözlemle çizmiştir harpagon karakterini. her hengi bir kültürün, her hangi bir zamanına denk gelen yaşantısında bu tür bir davranışın pek tabii kurumsallaşabileceğinden ve bunun ne büyük bir yanlış, ne ciddi bir yanılgı ve ne menem bir cehalet olduğundan dem vurur bu oyunda.
  • l'avare. moliere'in turkce'ye cimri diye cevrilmis oyunu.
  • teodor kasap tarafindan turkce'ye cevrilmis hali, nuri bey tarafindan duzenlendikten sonra pinti hamit adiyla sahnelenen moliere oyunu.
  • moliere'in komik ve hafif bir oyunu. absurdluge varacak kadar cimri bir karakter var, cocuklari bundan kurtulabilecek mi, iyi kalpli adamcagiz kim ve olaylar gelisir mi. moliere gibi bir adamin, aristokrasiyle dalga gectigi komedyalariyla, dincileri ve monarsistleri kizdirdigi oscar wildevari diyaloglariyla, yahut trajedyalariyla degil de yavan, osuruk gulmeceleriyle unlendigi dusunulurse, boyle karikatur gibi bir ana karakterin de karmasik bir kotu adam karakterine kiyasla daha cok tutulacagi asikar.

    sonu da zaten cimri karakteri gibi absurd; kotu adam olmuyor (ama olse katil usak olurdu), birisi birilerinin babasi cikiyor, durumu kurtariyor (bu arada oyunu okumadiysaniz bu son cumleyi atlayin), moliere kafayi bulmus dunyayla.

    bu arada avare kelimesi ne oldu da dilimize simdiki anlamiyla gecti, kulaktan kulaga oynarken kim sicti merak icindeyim
  • 2004 - 2005 yılları arasında oyun atölyesi yle tanışmamı sağlayan, cimri yi haluk bilginer 'in oynadığı mükemmel ötesi moliere oyunu- kitabı.
  • özellikle be$inci sahnesi çok güzeldir. yine moliere'in tartüffe sinde olduğu gibi kısa bir süre önce bu dialoglara da ihtiyacım olmu$tu, aradığımı sözlük'te bulacağımdan son derece emin bir $ekilde sözlük'e girdim; fakat bulamadım ''ben bulamadım bari başkası aradığını bulsun'' diyerekten hiç ü$enmeden yazdım.. hayrını gör ey sözlük!

    be$inci sahne söyledir:

    harpagon:
    gel buraya valere. hakem olarak seni seçtik. söyle bakalım kızım mı yoksa ben mi haklıyım
    valere: ku$kusuz siz haklısınız efendim.
    harpagon:
    neden bahsettiğimizi biliyor musun?
    valere:
    hayır ama siz haksız olamazsınız. siz her zaman haklısınız.
    harpagon
    bu ak$am onu zengin olduğu kadar akıllı bir adamla evlendirmek istiyorum. bu $ımarık da yüzüme bakıp onunla evlenmeyeceğini söyleyerek dalga geçiyor benimle. ne dersin?
    valere:
    ne mi derim
    harpagon:
    eh! eh
    harpagon
    ne
    valere:
    aslında ben de sizin gibi düşünüyorum, siz hiç haksız olamazsınız. ama belki o da çok haksız değildir ve..
    harpagon:
    nasıl? bay anselme kaçırılmaz bir fırsat. asil, yumu$ak, ağırba$lı, akıllı, oldukça uygun, soylu bir kişi. ilk evliliğinden de hiç çocuğu yok. daha iyisini nereden bulacak.
    valere:
    bu doğru ama o da bunun i$leri biraz aceleye getirmek olduğunu, onunla uyu$up uyuşmayacağını görmek için biraz zaman gerektiğini söyleyebilir.
    harpagon:
    bu kaçırılmaz bir fırsat. başka yerde bulamayacağım avantajları var bu işin. kızımı çeyizsizalmak istiyor.
    valere: çeyizsiz mi?
    harpagon: evet
    valere:
    ah! söyleyecek bir $eyim kalmadı. görüyor musunuz, tamamen ikna edici bir sebep. buna itiraz edilmez.
    harpagon:
    bu benim için çok karlı bir i$.
    valere:
    kesinlikle, buna itiraz edilir mi canım! gerçi kızınız size evliliğin düşündüğünüzden daha büyük bir i$ olduğunu söyleyebilir. çünkü evlilik ınsanı ömür boyu mutlu da edebiliyor mutsuz da. böyle bir anla$ma ölüme kadar devam eder ve iyice düşünüp taşınmak gerekir.
    harpagon:
    çeyizsiz.
    valere:
    haklısınız i$te her $eyi deği$tiren $ey bu! ama bazı insanlar size bu gibi durumlarda kızın isteğine de saygı göstermek gerektiğini, aradaki ya$, anlayı$ ve duygusal durum farkının bir evlilikte çok can sıkıcı durumlara neden olabileceğini söyleyebilirler.
    harpagon:
    çeyizsiz.
    valere
    ah! buna ne karşılık verilebilir ki! orası öyle kim ne diyebilir buna? ama öyle babalar var ki kazanacakları paradan çok kızlarının memnuniyetlerini düşünürler. çıkarları için kızlarını feda etmez, bir evlilikte her $eyden çok saygı,huzur ve mutluluk sağlayan uyuma önem verirler.
    harpagon:
    çeyizsiz
    valere:
    doğru bundan ötesi can sağlığı, çeyizsiz. böyle bir teklife nasıl kar$ı konulur ki?
    harpagon:
    (bahçeye doğru bakarak) o da ne. bir köpek havlaması duyuyorum sanki. yoksa birileri parama mı göz dikti? (valere’e dönerek) siz bir yere kıpırdamayın, hemen geliyorum.
    elise:
    dalga mı geçiyorsun valere, nasıl konu$uyorsun öyle?
    valere:
    iyice hırçınla$ması diye konu$uyorum böyle, lafı iyi bağlayabilmek için. oan kar$ı çıkmak her $eyi berbat etmektir. bazı insanları dolambaçlı yollarla kandırabilirsin.dü$manca karşı çıkıp ayak dirersek, doğruyu söylersek iyice isyan eder. böylelerini suyuna gidip istediğimiz yere çekebiliriz. istediklerine razı olmu$ gibi yaparsak, istediklerimize daha kolay ula$abiliriz ve…
    elise:
    iyi ama bu evliliğe ne diyorsun valere?
    valere
    bozmak için bir yolunu bulacağız.
    elise:
    bu ak$am olacak diyor, ne uydurabiliriz ki?
    önce ertelemek lazım, bir hastalık uyduralım
    elise:
    iyi ama doktor çağırırlarsa hastalığın yalan olduğu çıkar ortaya.
    valere.
    dalga mı geçiyorsun ? doktorlar ne anlar hastalıktan? hadi hadi, sen istediğini hastalığı uydurabilirsin, onlar hastalığın nerden geldiğini bulurlar.
    harpagon:
    (kendi kendine sahnenin bir ucundan ) bir $ey yokmuş çok $ükür
    valere(harpagon’u fark etmeden) en son çare olarak kaçarız, böylece hiç sorun kalmaz. eğer beni yeterince seviyorsan güzel elise… (harpagon’u fark eder) evet bir kızın babasına itaat etmesi gerekir. kocanın nasıl olduğunun ne önemi var, hele de çeyizsiz kabul edilmiş bir kocaysa kendine sunulanı kabul etmek zorundadır kız dediğin.
    harpagon:
    hah i$te ne güzel konuştun!
    valere:
    efendim, çok özür dilerim, biraz sinirlenip kızınızla bu $ekilde konu$ma cesaretini gözterdim.
    harpagon:
    ne? ben bayıldım sözlerine, bundan sonra onunla sert bir $ekilde ilgilenmeni istiyorum. (elis’e dönerek) evet, sen istediğin kadar kaç, allah’ın bana verdiği hakkı valere’e devrediyorum, söylediği her $eyi yapacaksın artık.
    valere:
    (elise dönerek) bundan sonra uyarılarıma kar$ı çıkmak yok. efendim, gidip biraz önce verdiğim derslere devam edeyim.
    harpagon:evet çok iyi edrsin, hem..
    valere:
    biraz dizginlerini çekmek iyi olacak
    harpagon:
    bu doğru , hem..
    valere:
    siz hiç merak etmeyin onu ikna edeceğime eminim.
    harpagon:
    et, et. ben gidip $ehirde bir tur atacağım, birazdan dönerim.
    valere:
    (elise'in odadan çıktığı yere doğru ilerleyip, ona seslenerek) para bu dünyadaki her$eyden önemlidir. sizde böyle namuslu bir baba verdiği için allah' a $ükredin. ya$amanın ne demek olduğunu biliyor adam. bir adam kızını çeyizsiz almayı teklif ediyorsa daha ne istenir ki! her $ey buna bağlı. bir kızı çeyizsizalmak güzelliğin de, gençliğin de doğumun da, onurun da, aklın da, namusun da yerini tutar.
    harpagon:
    (tek ba$ına) ah ne cesur cocuk! kahin gibi konu$uyor. ne mutlu böyle bir kahyası olana!..

    ...
  • 1980 yılında louis de funes 'in yönetmen ve oyunculuğunu yaptığı film. harpagon'u, louis de funes canlandırıştır.