şükela:  tümü | bugün
  • sami zubaida nın türkçeye 'islam dünyasında hukuk ve iktidar' adıyla çevrilmiş kitabı.

    bu kitap islam hukukuyla ilgili söylem ve pratiğin tarihi gerçekliği ile, farklı tarihsel bağlamlardaki evrim ve dönüşüm yörüngesinin inceliyor.. kitabın ana konusunu ise yöneticiler ve hukukçular arası ilişkilerin tarihsel süreci.

    - şeriat tüm o ilahi orijinine rağmen kaçınılmaz bir biçimde insanlar tarafından yorumlanmış, evrime uğramıştır. fıkıh anlamak kökünden gelir, dindar insanların ilahi iradeyi anlama ve yorumlama çabasıdır. bu durumda şeriat esasında metinsel bir söylemin din adamları tarafından bize kadar gelen yorum, şerh, tefsir ve analoji çalışmalarıdır

    - şeriat, çoğu zaman terminolojik bir hata ile islam hukuku olarak anılagelmiştir. tam olarak şeriat eşittir islam hukuku değildir. şeriat modern anlamıyla hukuktan çok daha fazlasıdır
    buna göre şeriat, içerisinde dini, hukuki, ahlaki ve iktisadi her tür kurumun aynı anda dile getirildiği bir söylem bütünüdür.

    - kur'an bir hukuk kitabı olmamakla birlikte hukuki ifadeler ve emirler içerir. 500 ayetin hukuki içerimleri ifade ettiği genel kabul görmüştür.

    - şeriatın yorumlanması şu sıra ile takip edilmiştir: kur'an temel kaynaktır. teorik olarak tartışılmaz yasama otoritesidir.hadis ve sünnet, peygamberin sözleri ve davranışlarıdır.
    icma sünni formülasyonda hukukçu bir neslin üzerinde uzlaştığı temel hükümlerdir. şii ulema bunu reddetmiş değilse de bir müçtehidin verdiği yargıların kendi yaşamıyla sınırlı olduğunu ifade etmiştir, teorik olarak icmayı kabul eden şii düşünce onu muğlak bir çerçevede bırakmıştır.

    - kıyas analoji denilen şeydir. hukukçunun yeni çıkan bir durumla önceki durumları karşılaştırıp bir hükme varmasıdır. maslahat kamu yararıdır. fatih sultan mehmet in kardeşlerin katli konusundaki örfi yasayı devreye sokması esasında maslahata dayandırılır. zubaida gazali nin en iyi maslahat tanımını yaptığını ifade eder.

    - şeriatın ekollere ve geleneklere ayrılmış bir sistematik metinler ve uygulamalar bütünü olarak gelişmesi ilk üç asırda gerçekleşir.

    - içtihat kapısı kapandı mı diye sorar zubaida. genel olarak sünni doktrinde kapandığı görüşü savunulsa da pratikte öyle olmadığı aşikardır. o halde neden dolayı bu iddia bu denli inatçı ve ısrarla tekrarlanmıştır? zubaida bunun hukuk teorisinin dışında bir cevabı olduğunu yazar: eğer, der o müçtehitlerin yanıldığını teorik olarak kabul edersek islam toplumunun birliğini sağlayan modellerin de yanlış olduğunu kabul etmiş oluruz. korku budur ve en azından teoride kapı kapalıdır.

    - mezalim ( zulüm ve şikayetnameler ) mahkemesini hükümdar kurar ve yargıyı da o verir. yani hükümdar tebaasının açtığı bir davayı sonuçlandırır. bir üst mahkemedir mezalim. bir tür hanedan prestiji sağlayan kurumdur. ancak birçok hükümdar mezalimi gözardı etmiştir. zamanla kurumsallaşmış ve büroktarik bir yapı kazanmıştır. zubaida, bunun bir temyiz olmadığını islam hukukunda temyize yer verilmediğini yazar.

    - sonraki zamanlarda, alimlerin şeriat yorumları ve hükümdarın pratik hayattaki uygulamaları birbirine paralel gitmiştir. halife me'mun peygamberin sünnetinden elde edilen hukukun halifeliğin otoritesine bir tehdit olduğunu görmüştür. mihne olayı işte bunun sonucunda ortaya çıkacaktır. me'mun mutezile yi resmi mezhep tanır.
    sonraki zamanlarda halife ve din adamları karşılıklı bir meşruiyet sağlama sürecine girdi. bu şekilde hukuk siyasi otoriteden ayrılmış oldu. ulema temelli hukuk, devlet pratiğinden ayrıldı ve bunun çeşitli sonuçları ortaya çıktı.

    - zubaida ibn teymiye uzerinde durur. bu ilginç mollanın iktidar ile uzlaşmaz programının bugun bile vahhabi anlayış ve radikal islamci hareketlerin ilham kaynağı oldugunu anlatır. ibn teymiye moğolları hicbir zaman islam dairesinde görmez. onun bütün etkinligi memluk devletinin yönetim alanındaydı ve onunla sürtüşmeleri oldu. ibn teymiye devletin dinle ilişkisindeki sorunlu alanda da kalem oynatır, ancak teori ile pratik arasındaki devasa fark onu her zaman deli eder.

    - osmanlı uygulaması üzerinde de ayrıntılı bir biçimde durur zubaida.
    ebussuud efendi nin şeriatı nasıl incelikli bir biçimde osmanlı devlet geleneğinin içinde erittiğini de uzun uzun yazıyor.
    şöyle toparlayalım: osmanlı devleti yüksek bir pragmatizme yönelmiştir, raison d'etad denilen şey, devlet aklı, devletin menfaati söylemi, kesinlikle belirleyici olmuştur. şeriat saygılı bir çerçevede bir kenara itilmiştir. birçok uygulama aşikar biçimde şer'i kurallara aykırıdır. faiz alınmış, sosyal hayatta alkol tüketilmiştir. bir tür sünni realizm hayatın gerçekliği ile dinin ideal formlarını paralel bir biçimde hayata geçirmiştir.