şükela:  tümü | bugün
  • burada hayatlarının baharında olanlar ve baharında kalmak isteyenlere 2 kelam edeceğim. (bu entry aslında birçok perakende tekstil mağazası için fikir edinmeniz açısından geçerlidir.)

    lcw neydi ? lcw emekti.

    sevgili okurlar,siz bu satırları okurken ben mesaiden çıkmış gece yarısı eve gelmiş ve ben sabah nasıl uyanıp işe gideceğim? derdine düşmüş bulunuyorum. peki neden burdayım ? malum bayram yaklaşıyor. öğrencisi olsun,genci olsun harçlık derdine düştü. bende dedim ki dur şurada hayır duası alayım. hazırsanız başlıyorum.
    (burada yazılanlar tavsiye niteliğinde sayılır.)
    lütfen kemerlerini bağlayın ve koltuklarınızı dik konuma getirin.
    bildiğiniz gibi lc waikiki türkiye perakende tekstilin öncüsü. 46 ülkede 958 mağazasıyla türkiye'nin gururu.
    ama bunlar tabi ki asgari ücrete tabi bir çalışansanız sizi pek alakadar etmiyor.
    lcw çok bozdu. artık bozmaz dedik daha çok bozdu. adeta sıvadı.
    herşey bir gün lcw ceo'su gordon bullock beyefendinin şirketle bağlarını koparmasıyla başladı bence. ondan sonra sanırım önünü alamadık. neler mi oldu ? yaşı yetenler hatırlar belki eskiden lcw mağaza müziklerini hit sayılabilecek şarkılardan seçerdi. dediler ki telife para vermeyelim telifsiz radyo çalsın.
    noldu bu mu lan sorun diyorsunuz değil mi ? sonra prim sistemini değiştirdiler. valla pek hoş olmadı ne yalan söyleyeyim. şirket giderleri öyle bir sıktı ki eskiden 10 personelin döndürdüğü alanı bugünlerde 5 kişi döndürüyor. iş yükü ara güler'in fotoğrafladığı hamalların küfelerinden daha ağır. primler düştü dedik ama artık düşen primi de almak sıkıntı.
    (prim gölgenin ağzında)
    gölge müşteri diye birşey var. ne zaman aklıma gelse gülüyorum. yahu çarşamba pazarına dönmüş yerde müdür gelir ürünleri topla der,kasa anons yapar seni çağırır,menapoz teyzeler gözüne gözüne çarşaf gibi body sokup bunun 5xl bedeni var mı ? der ee sende gelen herkese gülümseyip,yardımcı olup başka bir isteğiniz var mı de. oldu gülüm. bu gizli müşteriye gülümseme ve birde yardımcı olma noluyor biliyor musun ? senin prim uçuyor.
    bitti mi ? biter mi hiç ? işe girdikten sonra şanslı değilseniz kafanızda 2 soru olacak.
    1. mobbing nedir ?
    2. neden bunu yapıyorlar ?
    şirketin bununla alakalı mobbing hattını arayarak kendinizi boş yere pembe hayallere kaptırmayın zira bişey olmayacak. ses de çıkarmayın. anlamanız gereken birşey var. orada aldığınız 3 kuruş size bir lütuf,bir mucize. siz zaten orada öğrencisiniz,eşine destek olmaya çalışan ev hanımısınız ya da daha kötüsü gerçekten orada çalışmaya mecbursunuz. istifa ettirirler valla.
    kendimi arenadaki uğur dündar gibi hissediyorum tutmayın beni. şimdi siz sanıyorsunuz ki haftalık çalışma programı olacak siz de ona göre çalışacaksınız. gerçekten inanan var mı ? haftalık program her allah'ın günü değişir mi ? işte lcw ile buna şahit olacaksınız ! hahahaha. (dur keyfim yerine geldi ya da sinirlerim bozuldu bilmiyorum.) aktif olarak whatsapp kullanıyorsanız sinirleriniz daha çok bozulacak. gece 2'de mağaza ile alakalı mesaj alabilirsiniz. dedim ya o sinir bozulacak !
    (bununla alakalı bir haber okumuştum isveç'te sanırım mesai dışı mail atmak suçtu.neyse)telefonunuzu kapatmadan uyuyorsanız çok çok fazla bozulacak. çünkü sabah 7 de arayıp hadi kalk gel filan diyebiliyorlar. özel hayata saygı mı ? o da ne ?!
    bitti mi ? bitmez.
    mesela multinetin adı var ama kendi yok. yemek ücreti gerçekten çok düşük. (miktar vermeye utanıyorum yani o kadar.)
    bitti mi ? ay deli misin ?
    mesela hırsızlık bu sektörün kanayan yarası. ama mağazalarda ne yok ? güvenlik yok. herşeyi yapıp birde millet bişi çalmasın diye güvenlik olacaksınız. olamazsınız nolur ? mobbing.
    bak buraya kadar okuduysan farketmiş olmalısın daha müşterilere bişi demedim. demiyorum da zaten. onları allah'a havale ediyorum. mağaza çalışanlarının büyük bir kısmı anti depresan kullanıyor veya kullanmışlardır. bu size sinirleriniz nasıl yıpranacağı hakkında fikir vermiştir umarım.
    hadi depocu filan olduysanız müşteri derdiniz olmaz bı nebze ama geçmiş olsun. şimdiden bir fizik tedavi sırası alın devlet hastanesinden çünkü günde en az 50 60 koli indirip kaldıracaksınız. toz içinde çalışacaksınız. hasta olursanız sevgilinizden trip yer gibi trip yersiniz yönetimden haberiniz olsun.
    bitti mi bitmedi de ben bittim. bı ara örnekleri çoğaltırım.
    bu yazıyı indeed.com'u görünce yazmayı düşünmüştüm ama burası daha mantıklı geldi nedense. herkese iyi geceler.

    edit:gelen mesajlardan sonra eklemeye devam ediyorum canlarım.

    mesela tam zamanlı çalışan bir elemanın standart çalışma saati haftalık 45 saattir. yani aylık 180 saat. tabi bu aydan aya değişebilir. ama size bir eleman ayda 45 saat ve üzeri fazla mesai yapabiliyor desem ? şaka gibi değil mi ? değil ama. gerçek. insanlar eşlerine çocuklarına ayiracakları vakti bile feda edebiliyor. fazla mesai ücreti elbette yatıyor ama fazla mesaiye kalmak istemiyorum demek lüks gibi mi desem ayıp gibi mi desem bilemedim. bir şekilde o mesai size kitleniyor. çünkü personel yok.

    mesela kariyer yapma konusu. mağazalar yöneticilik için sınav açar. o sınava girersiniz. ama kazanamazsanız o sınavın sonuçlarına bakamazsınız. itiraz kabul edilmez. şey gibi olur. "hocam kağıdıma bakabilir miyim ? -bakarsan fazla verdiğim notu da alırım" gibi. buna rağmen kulağınıza gelir bağzıları yeniden değerlendirilmeye alınmıştır. hani anlatabiliyor muyum ? ;)

    temizlik personelleri konusu. aşağıda öğretmen olduğunu düşündüğüm bir yazar yazmış. o temizlik personellerinin çektiği çile dert değil. o ablalarımız gerçekten çilekeş. (bazen abi de olur) genelde sabah ve akşam vardiyası olarak çalışırlar. bütün gün orayı sil,buranın tozunu al,çay koy,çöp at koştururlar. müşterileri allah'a havale etmiştim ya. vazgeçtim. onların ben amına koyayım. ya insan soyunma odasına sıçar mı? insan alışverişinden 5dk feragat edip evladını tuvalete götürmez mi ? çocuğunu ortalık yere işetir mi ? hadi işetti bir özür dilemez mi ? mahçup olmaz mı ? olmuyorlar. bunları kim temizliyor peki ? işte o ablalar. asgari ücret. prim yok. yemek var ama dediğim gibi yemek parası demeye şahit ister.

    mesela mağazalarda personel odaları yoktur. yani vardır da orası pek personele ait değildir. çünkü herşey oradadır. evden yemek mi getirdin ? orada yemek bir eziyettir. kullanılabilir alan yok gibi bir şeydir. buzdolabı genelde yoktur. mikrodalga yasaktır. yemeğini ısıtamazsın. eskiden damacana su olurdu artık heryere arıtma sistem kuruyorlar. daha ucuz ya. ha ne vardır ? çay makinesi vardır. onuda personel kendi para toplayıp alıyor sanırım. çay ve kahve şirket tarafından gönderilir. ama ne çaya çay dersiniz. ne kahveye kahve. çay böyle nasıl biliyor musunuz ? paketten çıkanı kömür tozu sanırsın. kahve ne marka onu hiç bilmiyorum. zaten onu da mecbur kalırsam içerim. bilmiyorum. zor.
    yazarken gerçeklerle yüzleşiyorum. benim içinde üzücü oluyor.

    edit 2.0

    eğer yarı zamanlı çalışıyor iseniz haftada 30 saat çalışıyorsunuz. ancak bazı firmalar sizi 30 saatten az çalıştırabilirken lcw'de bu saati doldurmakla yükümlüsünüz. yemek ücretinin az olması ve saat üzerinden yatırılması sebebiyle eğer 30 saati 4 gün üzerinden çalışıyorsanız belki ay sonunu iyi kötü (genelde kötü çünkü big mac bile olmuş 21 lira) görüyorsunuz. ama haftada 5 gün 30 saat çalışacaksınız o yemek ücreti yetmiyor. ayrıca part time olarak rapor alırsanız şöyle birşey olabiliyor. mesela pazartesi rapor aldınız 2 gün. (biliyorsunuz 2 güne kadar şirket rapor ödemesi yapıyor. 3. günden itibaren sgk ödeme yapıyor. ) her neyse mesela pazartesi rapor aldınız ve haftalık izniniz cuma cumartesi pazar olarak ya da 5 gün çalışıyorsunuz ve izinleriniz sadece cumartesi pazar. rapor aldığınız günler shifte izin olarak giriliyor ve siz çalışmaya devam ediyorsunuz. bunun yönetici ile çokta alakası olmayabiliyor bazen. o kadar baskı ve kısıtlama var ki herkes bir şekilde günü kurtarmaya çalışıyor. ha etik mi ? bence değil.

    aşağıda bir yazar sanayi şartlarından bahsetmiş. staj ve sigortalı olarak bir süre sanayide çalışmıştım. yemin ederim tek sıkıntım arada makinelerin tıkanması,öğle yemeğinin genelde kötü olması ve ellerimin hep yağ içinde kalmasıydı. onun dışında insanla uğraşmıyorsun, sigaranı içiyorsun, oturuyorsun vs. gayet rahattı. ha bedenen çok yoruluyordum ama kafam rahattı. mağazacılık insanı hem bedenen hem kafa olarak mahvediyor. tavsiyem bir de mağazacılık denemeniz yönünde. *

    edit:3

    birçok avm mağazasında klima sorunu vardır. neden ? genelde mağaza klimaları avm yönetimiyle ilişkilidir. bu yüzden ekstra klima takılması bir takım bürokratik diyebileceğimiz bir süreç gerektirir. hiç ekstra klima montajına rastlamadım. ama bunun bu süreçle alakalı olduğunu düşünmüyorum. bu tamamen maliyetle alakalı. yani zaten az personel çalıştıran bir mağazaya neden fazla klima olsun değil mi ? ama sorun sadece klimaların az olmasıyla alakalı değildir.
    bakın günde binlerce tekstil ürününün hareketinden bahsediyorum. ortada ciddi bir sirkülasyon var ve bu ciddi bir tekstil tozu yaratıyor. bunun sağlığa olan zararına daha sonra değineceğim. ama bu klimaların temizliği sözleşmeli olarak personele yaptırılıyor yahut hiç yapılmıyor. klima arıza verirse teknik bakıma flen kişiler tarafından üstün körü yapılıyor. personele ayda 4 kez mağazanın tüm klimalarının temizliği 75 lira gibi komik bir rakama teklif ediliyor. personele bu konuda da yöneticinin tutumuna göre mobbing uygulanabiliyor.

    ortada ciddi bir gürültü kirliliği var. ve her yer spot ışık. her gün başka bir çalışma arkadaşımı ağrı kesici ararken ya da başını elleriyle kapatmış şekilde görüyorum. bir mağaza değil de kapalı pazarda çalışıyor gibi bir durum söz konusu. eğer desibel ölçümü yaparsam onu da burada paylaşacağım.

    lc waikiki'nin bir günlük ortalama türkiye içi mağaza ve online satış miktarı 30 milyon liranın üzerinde. kdv hariç. ;)

    yorumu size bırakıyorum.
  • yıldan yıla azalan personel, artan iş yükü, alım gücüne oranla düşen ücret, sündürülen çalışma saatleri, iş tanımı dışı iş yaptırılma, mobbing ise şu godomanlarin servetlerine artan ivme ile servet eklemek içindir:

    https://eksiup.com/p/b8611798beic
  • şuan çalışmakta olduğum firma. hayat herkese vaykiki vayken size sadece vaydır, vahtır.
  • hepsi aynı bok. kapitalist sistem bunu gerektirir çünkü. paraaa daha çok paraaa. al paranı sok güzel yerine. sabırlar dilediğim olay.
  • başlığı açan arkadaşa katılmakla beraber okuduklarınızın aynısı koton içinde geçerlidir.

    bu tip yerler öğrenci ve zor durumda olan insanları şuan yaşadığımız işsizlik dönemlerinde iliklerine kadar sömüren illet kuruluşlardır.
  • bir velimiz var orda çalışan. temizliğe bakıyor. öğrencisi baştan çıkmış bir kız ne zaman arasam kadın işte. bazen genel müdür ya da bölge müdürü geliyormuş saat 6 da işbaşı yapıyormuş. 12den önce hiç çıkmazmış gece zaten.
    kölelik sistemi kürek mahkumluğu gibi bir yer sanırım. maaşı bilmiyorum ama vardiya değişimi yapmayacak kadar acımıyorlar demekki.. öncelik ucuz iş gücü olmalı mantığı ile hareket ediliyor.. duyduğumun yalancısıyım tabi.
  • liseyi bitirdiğim yaz, bir de üniversite 1. sınıfın yaz ayında yarı zamanlı olarak çalışmıştım. çok zor bir ortam, çalışanlar, müdürler müşteriler herkes ve her şey boktan, allah kurtarsın herkesi oralardan. 13-22 çalışmak ne demektir ya, böyle vardiya olur mu? eve gitsen 11 hiçbir şey yapamazsın yorgunsun sabah 9da kalksan kahvaltı yapar çıkarsın. hayatında hiçbir aksiyon olamaz. o günleri düşününce bile gerildim.

    edit: imla
  • bu arkadaşın çalışma koşulları berbat diye bahsettiği şey mağaza. bu arkadaşın sanayi gibi birşeyden haberi yok galiba sanayiye gir istersen orda gör yıllarım geçti. bu saydıkların minnak şeyler olarak kalır..

    edit: sömürge heryerde aynıdır değişmez. ama abartılı zor demek , mağaza için biraz saçma kalır diye düşünüyorum.
  • cogu yer gibi kotudur. marmaris subesinde insandan android yaratmayi basarmis mesela lcw. calisanlar robota baglamislar.

    nasil olmasin ki, dar ve surekli dolu bir bina, basta ruslar olmak uzere kiyafetlere pirana gibi saldiran milyonlar. hele o kasalarin bulundugu alt kat, esenler alt katlarla yarisacak kadar donanimli. her an arada kalip sikisarak olebilirsiniz. cesedenizi de anca kokunca fark ederler.

    bu ulkede uretim bantlarinda veya insanla direkt muhatap olunan bir iste calismak zulumdur ama sartlar iste.
  • yasalara aykırı hiçbir çalışma şartı olmayan bir şirkettir lc waikiki. ben de çok uzun zamandır orada çalışıyorum (mağazada). başlık sahibinin söylediği çoğu şey doğru olmakla birlikte, bahsedilen çalışma şartları yasalarla belirlenmiş çerçevede. 45 saatlik haftalık çalışma ya da 30 saatlik part time çalışmanın çok geldiğini düşünüyorsanız(-ki ben düşünüyorum) bunun muhattabı devlettir, şirketler değil.

    lc waikiki'de çalışmak zordur, bazen çekilmezdir ama aynı zamanda eğlencelidir de. çünkü saçma sapan uygulamalar olsa da nihayetinde arkanızda bir aile olduğunu hissedersiniz. evinize icra gelir, yardım komisyonuna başvurursunuz, maddi yardım gelir. büyük borç batağına düşersiniz, şirket kıdeminizi verir, sizi kurtarır. üniversite bitirirsiniz, merkez pozisyonlarına geçiş için kolaylık sağlar. mobbing yerseniz, ya da bir haksızlığa uğrarsanız, tamamen gizliliğiniz korunarak şikayeti bildirebileceğiniz bir etik hatta başvurarak ilgili yönetici hakkında soruşturma başlatabilirsiniz. bahsedilen o ağır kapitalist havayı açıkçası pek hissettiğimi söyleyemem. fakat her zaman işin içinde insan faktörü vardır. kendini iyi eğitmemiş ve egolarını kontrol edememiş bir yönetici hayatın her alanında karşınıza çıkıp sıkıntı yaratabilir.

    son not: piyasada rakiplerine oranla en iyi maaşı veren 3 firmadan biri lc waikiki'dir. örneğin zorunlu olmadığı halde part time çalışanlarına hafta tatili ücreti verir. bunu yapan başka firma yoktur.