şükela:  tümü | bugün
  • malesef, neciptürk basın yayın dünyasının son yıllardaki madik atma alışkanlığından nasibini almış olan güzide eser. bu eserin orjinali, önce gazetede tefrika edilmiş daha sonra da kitap haline getirilmiştir. hal böyle olunca çok hacimli ve çok bölümlü bir eser çıkmıştır ortaya.

    bazı güzide yayınevlerimiz ise (aslında nerdeyse hepsi ya neyse) kendinden menkul bir düşünce ile türk insanının kitabın tamamı ile ilgilenmeyeceklerini düşündüğünden, bu kitabın tamamını değil, habire kısaltıp, özetleyip çevirmektedir bu eseri! kitapta halbuki olay örgüsünün yanı sıra o günün fransa'sı ve daha bir ton şeye ilişkin sürüyle betimleme, bilgi, tartışma vardır. ancak özet çevirilerde olay pembe roman havasına ilerler, o ona bunu demiş, öteki şöyle karşılık vermiş vb. diye.

    dolayısıyla ne yapılıp edilip bu metnin sadeleştirilmemiş, tam versiyonunu bulmak gerekir. bir fikir vermek açısından, sadeleştirilmiş metinler genelde 600 sayfa civarındadır. normal metinler ise en az 1.000 sayfa. benim tavsiye edeceğim basım ithaki yayınevi'nden çıkan versiyon olacak. http://www.hepsiburada.com/…&productid=kithaki00148 adresinde bulmak mümkün. kitabın ithaki yayınevi'nden çıkan iki versiyonu var, daha önceki tarihli olan iki cilt ve toplam 1.500 sayfa civarında. ancak bunun baskısı yok. yeni baskı olan ise tek cilt ve 1.054 sayfa. kıllandığım için yayınevini arayıp editörlerden birisi ile konuştum, bana aradaki farkın her basım arasındaki boyut ve punto farkından kaynaklandığını söyledi. okuduğum kadarı ile şu ana kadar basım eksiksiz gözüküyor.

    dikkat çekilecek bir husus daha var; bu yayınevleri kitabın genellikle hiçbir yerine sadeleştirilmiş metin olduğunu yazmıyorlar ve aslında ayıplı ve hileli bir mal satmış oluyorlar. bu sadece ahlaka aykırı bir durum değil, aynı zamanda hem hukuka aykırı hem de suç. üstelik seni, beni enayi yerine koyuyorlar. tabi o arkadaşlara şunu da sormak lazım; bir defa ben o kitabın dandik olduğunu öğrenince bir daha o yayınevinin herhangi bir kitabını alır mıyım**?
  • timaş yayınlarından çıkmıs, ali çankırılı tarafından inanılmaz bir şekilde çevrilen muhteşem eser... sözü geçen çeviride "allahıma şükürler olsun", "aman allahım", "allahından kork" gibi ifadeler sürüyle bulunmakta; sarhoş olanlar "batsın bu dünya, bitsin bu rüya" diye şarkı söylemekte ve bir yerde dantes'in "robot gibi yürüdüğü" söylenmektedir... son durum 1870'de hayata gözlerini yummuş olan alexandre dumasın bilimkurgusal yanını öne çıkarmaya yöneliktir (ya da çevirmenin...)
  • (bkz: copy paste değil alın teri)

    --- spoiler ---

    monte cristo kontu isimli roman, alexander dumas’ın 1844 yılında yazımını tamamladığı eserdir. hikaye 1815 ile 1838 yılları arasında fransa, italya ve akdeniz’de geçer. romanın ana teması intikam, adalet, bağışlama ve merhamet kavramları üzerine kuruludur.

    olaylar, fransa’da 1815 kışında başlamaktadır. açılış sahnesinde deniz taciri morrel’e ait olan firavun isimli gemi limana girer. geminin yönetiminde kahramanımız 19 yaşındaki edmond dantes bulunmaktadır. geminin asıl kaptanı leclere ölmüş olduğu için gemi sahibi morrel, dantes’i geminin kaptanı olarak seçer. dantes, gemiciler tarafından çok sevilmekte ancak gemideki muhasebeci ve ikinci kaptan olan, aynı zamanda kaptanlıkta gözü olan danglars tarafından da nefret edilmektedir. dante, babası ile nişanlısı mercedes’i görmek için gemiden ayrılır.

    dante’nin geleceği parlaktır. kazandığı paralar ile babasına rahat bir yaşam sürdürmek istemekte, ayrıca mercedes ile güzel bir evlilik yapmayı planlamaktadır.

    ancak dantes bunları gerçekleştiremez. başarısı nedeniyle kendisine üç düşmen edinmiştir. bu düşmanlar, geminin kaptanlığında gözü olan muhasebeci danglars, babasının kıskanç ve azgözlü komşusu caderousse ve nişanlısı mercedes’e aşık olan fernand mondego’dur. bu üç kişi bir araya gelerek, dantes’i bonapart casusu olarak suçlayan bir mektup yazarak başsavcıya gönderir.

    aslında bu mektup başsavcı villefort’un eline geçmese başarıya uğrama ihtimali düşüktür. çünkü başsavcının dantes’e karşı kişisel bir husumeti yoktur. ancak, villeforte’un babası bonapart yanlısıdır ve başsavcı, dantes’in babasına, bonapart’tan içeriğini bilmediği bir mektup teslim edeceğini öğrenince; önce kendisini sonra da babasını korumak için dantes’i if şatosu’na hapsettirir.

    dantes’i hapishaneden çıkartmak için kimsenin gücü yetmez ve bu arada yıllar geçmeye başlar. dantes umudunu kaybedip intihar etmek üzereyken yan hücre komşusunun kazdığı tünel tesadüfen kendi odasına çıkar. bu kişi, rahip faria’dır. çok bilgili bir kişi olan rahip faria, zaman içerisinde bütün bildiklerini dantes’e öğretmeye başlar. ayrıca kendisine, gizli bir hazinenin de yerini söyler. hazine monte cristo isimli bir adadadır. ancak bu arada rahip ölür ve dantes, cesedin yerini alarak hapishaneden kaçmayı başarır. kendisini italyan kaçakçılar kurtarır. hapishanede tam ondört yılı geçmiştir.

    dantes’in artık tek yaşama amacı kendisine bu acıları çektirenlerden intikam almaktır. kısa bir süre kaçakçılık yapar ve sonunda monte kristo adasına çıkar, hazineyi bulur. bu hazineyi, kendisinin mahfına sebep olan dört kişinin de aynı şekilde mahvolması için kullanacaktır. dantes, ismini monte cristo kontu olarak değiştirir ve on yıl içerisinde nasıl intikam alacağına ilişkin çok detaylı bir plan yapar ve bu sürede düşmanlarının geçmişlerini öğrenir. bundan maksat, intikam alacağı kişilerin yavaş ve sancılı bir durum içerisine girmeleridir. çabuk ve hızlı bir öç istememektedir. bu esnada, peppino gibi kişilerin özgürlüğünü satın alır ya da luigi vampa gibi haydutları kendisine dost olarak kazanır. bu kişiler kendisine intikam alırken çok yardımcı olacaktır.

    ancak intikam almaya başlamadan önce kont, önce deniz tüccarı morrel ailesini bulur ve kendilerini bu arada içine düşmüş oldukları maddi krizden kurtarır; ancak kendilerine kim olduğunu söylemez.

    kont, intikam planını yavaş yavaş yürürlüğe koyar. öncelikle paris sosyetesi ve rakiplerine ulaşmanın bir yolunu bulmalıdır. bunun için büyük paralar harcayarak kendisine pahalı evler, arabalar, atlar alır; davetler tertip eder. ondan sonra da ismini kont morcerf olarak değiştirmiş bulunan fernand mondego’nun oğlu albert ile tanışır ve kendisi ile samimiyet kurar. albert vasıtasyla da kendisini rakiplerine davet ettirir, aileleri ile tanışır.

    kontun rakipleri paris’in yüksek sosyetesinin üyeleri arasındadır ve onlar da zenginliği ve şöhreti dillere destan kont ile tanışmak için çok isteklidir. ancak tanışmaların ardından bir kişi dışında hiçkimse kont’un gerçek kimliğini anlamaz. kont’u tanıyan tek kişi vardır, o da fernand mondego yani morcerf’in eşi olan mercedes’tir. ancak o da kont’un kimliğini kimseye söylemez.

    monte cristo, kendisi bir rahip olarak tanıtarak halen fakir olan kıskanç komşu caderousse ile temasa geçer ve ona bir elmas verir. bu elmasın ona mutsuzluk getireceğinden emindir. çünkü caderousse çok açgözlüdür. nitekim caderousse önce kuyumcuyu, ardından da karısını öldürür ve hapse atılır. kont daha sonra kendisini lord wilmore olarak tanıtarak cadreousse’un hapisten kaçmasına yardımcı olur. ancak caderousse yine açgözlülüğünden kont’u soymaya kalkar ve bu esnada işbirlikçisi benedetto tarafından öldürülür. kont ise caderousse ölürken yavaşça kim olduğunu onun kulağına fısıldar.

    kont yıllar önce hapisteyken, fernand mondego bir askeri kahraman olmuş ve kont’tan ümidi kesen mercedes’i ikna ederek onunla evlenmiştir. mercedes ise kocasının bu ihanetinden habersizdir. her ikisi şu anda oğulları albert ile birlikte paris’te kont ve kontes morcerf olarak yaşamaya devam etmektedir. kont, morcerf’in, ordudayken işlemiş olduğu bir ihaneti açığa çıkartıp onu küçük düşürerek intikam almaya başlar. kont, haydee’yi köle olarak satın almıştır. halbuki bu kız, daha önceden morcerf’in ihanet ettiği ali paşa’nın kızıdır. haydee, morcerf’in kendisini köle olarak sattığına tanıklık eder. ali paşa, morserf’in destekçisi iken morserf onu öldürmüş, bulunduğu yunan kenti’ni teslim etmiş ve karısı ile kızını da köle olarak satmıştır. bu haberler paris’e ulaştığında kont morserf’in yaşamı alt üst olur. karısı ile oğlu kendisini terk eder, kont morserf ise intihar eder.

    başsavcı villefort ise iki kez evlenmiştir. ilk eşinden valentine isimli bir kızı, ikincisinden ise oğlu vardır. monte cristo, başsavcının oğlu olan benedetto’yu, andrea calvacanti ismi ile paris sosyetesine takdim eder. benedetto, aslen villeforte’un, bayan dangler ile olan ilişkisinden olan gayri resmi çocuğudur. yıllar önce villeforte bu çocuğu doğar doğmaz öldürtmeye kalkmış ancak kont’un uşağı çocuğu kurtarmıştır. benedetto bu olayları bir mahkemede anlatır ve villeforte’un hayatı da mahvolur. karısı ise bu sırada, oğluna bir gelecek hazırlama saikiyle bütün ailesini zehirler. ancak kont aileden sadece, villeforte’un kızı valentine’i kurtarır. çünkü deniz tüccası morrel’in oğlu maximillien morrel ile valentine birbirine aşıktır. bütün bu gelişmelerin ardından villefort aklını yitirir.

    bu arada (muhasebeci ve ikinci kaptan) danglars, zengin bir banker olmuştur. evli ve bir kızı vardır. danglars’ın karısının geçmişi ile ilgili şüpheler bulunmaktadır. kont, danglar ile altı milyon frank tutarında bir kredi sözleşmesi yapar ve bunun ilk etapta sadece 900.000’ini alır. ardından da borsada manipülasyon yaparak danglar’ı zor duruma düşürür ve tam ona para lazım olduğunda gidip kendisinden geri kalan 5.100.000 frankı da alır. danglar bu borçların altından kalkamaz ve başka hesaplardan zimmetine para geçirirek paris’ten italya’ya kaçar. danglars’ın amacı burada monte cristo’ya verdiği krediyi geri almaktır. ancak parayı alıp dönerken bu sefer de monte cristo’nun haydutları kendisini kaçırır, parayı geri alır ve onu bir süre tutsak ederler. danglars’ın saçları yaşadıkları yüzünden bembeyaz olur. monte cristo kendisine gerçek kimliğini gösterir ve onu affederek yoluna gönderir.

    kont’un intikamı sona ermiştir. yapılacak son bir işi kalmıştır. tekrar mercedes ile görüşürler, mercedes yanına oğlunu da alarak, sessiz bir hayat sürmek için oradan ayrılır. kont ise maximillian morrel ile valentine’e önemli ölçüde bir servet bırakarak, cariyesi ve aşkı haydee ile yeni bir hayata doğru yola koyulur.

    --- spoiler ---
  • bu oyle guzel oyle mukemmel bir kitaptir ki bunun filmini yapsan her daim tutar, siirini yazsan herkes okur, tiyatro oyunu yapsan salonlar dolar tasar, kebabini yapsan herkes afiyetle yer, tursusunu kursan her kokoreccide onune getirirler, yani demem o ki bu kitap oyle guzel yazilmistir ki bu hikaye oyle guzel anlatilmistir ki ne sekilde sunarsan sun mutlaka begenilir. kitabin ingilizce olan ve kolaylastirilmamis surumu de bin kusur sayfadir. penguen yayinlarindan bulunabilir. amazon.com da da var. haftasina da geliyor.
  • sadece bir intikam değil aynı zamanda kapitalizmin yükselişinin hikayesi anlatılır monte kristo kontu'nda.

    zengin olmadan önce insan yerine dahi konmayıp, devlet ve düşmanları tarafından bir hiçliğe itilen, sevenleri tarafından unutulan, edmond dantes, sonrasında kişilerin ve hatta devletlerin bile üstünde bir güce dönüşür, bir otorite haline gelir.

    kitabın böylesine başarılı olması ve bir efsaneye dönüşmesinin altında da bu yatar. bir intikam hikayesi yeni dünya düzeninde paranın öneminin işlenişiyle beraber verilmiştir.

    dantes, paranın kendisine sağladığı imkanlarla yalnızca sınırsız satın alma gücüne erişmez, bununla beraber kendisini de geliştirir; hapisten önceki yaşamında sıradan bir denizci olan dantes sonrasında intikam için monte kristo kontu olarak tekrar karşımıza çıktığında artık son derece kültürlü, karizmatik, kişileri kolayca etkileyebilecek kadar söz sanatlarına hakim ve neredeyse bir tanrıymışçasına her şeyi öngörerek, onlarca hamle sonrasını hesaplayabilen usta bir stratejist olmuştur.

    ne var ki bu güçlü dönüşüme karşın intikam kendisinde öyle bir saplantı haline gelmiştir ki bir noktadan sonra intikam almak için yaşar bir noktaya geldiğini görürüz.

    kitaptaki diğer karakterler olan kendisini hapse gönderen kişiler da son derece güçlüdürler. hepsi yaptıkları hileler, sahtekarlıklar sonucu mevki sahibi olmuş ve yaşam karşısında sağlam durabilen kişilerdir ki bu da intikam hikayesini daha etkileyici kılan bir unsurdur.

    kitapta kimi yerlerde binbir gece masallarını andıran bir üslupla o dönem hala batı için tam olarak aydınlanmayan ve cazibesini koruyan doğunun gizeminin işlendiği bölümler vardır. bu da kitabın yazıldığı dönemde avrupa'da çok ilgi çekmesine neden olan unsurlardan biri olmuştur.

    özetle, kesinlikle okunması gereken, ölümsüz bir eserdir.

    edit: imla
  • kahramanimiz edmond dantes, ikinci kaptanlik yapan ve ha kaptan oldu, ha olacak basarili bir denizcidir. ihtiyar bir babasi ve mercedès iguanada adinda cok güzel, katalan bir nisanlisi vardir. elbette ki bu iyi huylu, yakisikli, datli adami kiskananlar olacaktir. arkadasi danglars, komsusu kaderus ve mercedes'e yanik kuzeni(yanlis anlasilmasin, edmond'un degil, mercedes'in kuzeni, töbe töbe...) fernand mondego'nun hain planlari sonucu cinayetle suclanarak, essek bir savcinin da yardimiyla if adasi'na süresiz mahkum olarak gönderilir. kacis icin tünel kazdigi sirada hücre komsusu yasli abbe faria ile tanisir. faria ona ne biliyorsa ögretir ve cok macerali bir sekilde eline gecmis hazine haritasini ezberlettikten sonra epilepsiden vefat eder. bittabi kahramanimiz hic, durmaz hapisten de kacar, hazineyi de bulur, kontlarin krali olup sevdigi kadin*'i bulur ve düsmanlarindan intikam alir.

    klasikse iste klasik dedirten muhtesem bir eserdir. nedense yurdumuzda hep cocuk kitabi muamelesi görüp kisaltilmis versiyonlari basilmaktadir. okuyunuz, okutunuz. olmadi izleyiniz.
  • filmi, romanın aslının yanından bile geçemeyecek kadar etkisiz, zevksiz ve eksiktir. kitabı okumak kesinlikle daha heyecanlıdır.

    ezel ile kitap arasında karşılaştırmalar:

    - ezel estetik ameliyat ile yüzünü değiştirir, edmond dantes ise yıllarca zindanda kaldığı için tanınmaz haldedir.
    - ezel'de ramiz dayı vardır, monte cristo'da rahip farya. ( filmde adamın adını bile söylemiyolar,,yuhh!!)
    - ezel'de cengiz vardır, monte'de fernand. ezel'de kerpeten ali vardır, monte'de terzi kardus. eyşan=mercedes gibi bişidir. tek farkı ihanetten habersizdir.
    - ezel çok zengin bir şekilde döner, tıpkı dantes gibi.
    - ezel'i ilk bölümde sadece eyşan tanır fakat ilerde söyler, kitapta mercedes dantes'i ilk görüşte tanır fakat sayfalar sonra söyler.
    - ezel bir dizi olarak oldukça başarılıdır, senaryosu gerçekten güzel yazılmışır ve tarafımdan büyük bir alkışı haketmiştir ancak alexander dumas abimiz, üç silahşor'deki gibi adeta kitapta döktürmüştür. yetmemiş, gene döktürmüştür.
  • eksiksiz çevirisi 2003 yılında ithaki yayınlarından çıkmıştır. aysen altınel tarafından çevrilmiştir. büyük sayfalara küçük puntolarla basılmış olarak toplam 1373 sayfadır. ciltlerin karton kutuda çok hoş bir sunumu vardır.

    hem eksiksiz çevirisini okumuş ve hem de filmini de seyretmiş bir kişi olarak şunu söylüyorum: filminin, sonu da dahil olmak üzere hemen hemen %70 i yalandır, eserle hiçbir ilgisi yoktur, olay örgüsü ve kişiler dahi tahrif edilmiştir.
  • ithaki çevirisinin dahah küçük punto-daha büyük sayfalara rağmen 1200 küsur sayfasına karşılık timaş çevirisinin 480 sayfa olduğu rivayet edilen klasik eser. bir de alkolle ilgili kısımların kırpıldığı ve namaz kılan şirin baba misali, roman karakterlerinin "allah" dediği de söyleniyor timaş çevirisinde. çevirmen metnin içeriğini değiştiremez, kafasına göre ekip biçemez, çeviri değil de uyarlama yapılacaksa da bu aynı adla yapılamaz diye biliyorum. yanlış mı biliyorum? timaş çevirisini okuyan varsa şu rivayetleri bir teyid etsek ne iyi olur sözlük...

    edit: edit geldi sözlük, timaş çevirisinin adı "monte kristo" ve 581 sayfa şeklinde cereyan etmekteymiş. kont mont yok. isimler de okunduğu gibi yazılıyormuş. hala uyarlama mı çeviri mi, telif hakkı sahibi caz yapsa mı, merak içindeyim.
  • kitapta özellikle haydee adlı (tepedelenli ali paşa'nın kızı) karakterin bahsettiği hurşid paşa ve ali paşa hikayesi çok gerçekçi ve ilginç anlatılmıştır.
hesabın var mı? giriş yap