şükela:  tümü | bugün
  • victor hugo'nun en az sefiller kadar guzel diger bir romani.idamin yanlis oldugunu vurgulayan kitap, 19. yy'da yazilmis olmasiyla dikkat cekmektedir.turkiye'de can yayinlari tarafindan yayinlanmaktadir.
  • birinci tekil kisi kullanilarak yazilmis ilk roman..
  • bize yakın bir şey aslında bu kitapta işlenen konu. bize yakın diyorum; çünkü birkaç sene öncesine kadar idam cezası ülkemizde harıl harıl tartışılan bir konuydu. kalksın mı? kalkmasın mı? nihayetinde kalktı ve mesela kapandı. lakin bu mevzu öyle eski bir konuki, 1829’ların fransasında victor hugo bile irdelemiştir ve sonuç kendisin bu cezaya karşı çıktığıdır. kitapta anlattığı karakterin psikolojik analizini öyle yapmıştır ki; bu evreleri yazarın kendisi yaşamış sanmamak mümkün değildir. bahsi geçen durumun acısı o kadar büyüktür ki, kitaptaki karakter, ömür boyu kürek cezasını idama yeğlemektedir. mucizevi bir şekilde son ana kadar bir umut beklemektedir. olmayacağını bile bile. yazar aynı zamanda, bu durumdaki bir mahkumun, tanrı’ya olan inancını da sorgulamaktadır.
  • satır aralarında hayata dair ayrıntıları, romanın geneline hakim olan "ölüm" olgusunun gölgesinde daha bir fark edilir ve can yakar kılarak barındıran ve bordo-siyah yayınları tarafından yayımlanan bir dünya klasiği.
  • bu kitabın ana metninden önce, bir trajediyi konu alan bir komedi adı altına 10-15 sayfalık kısa bir piyes vardır yine victor hugo tarafından yazılan. madame de blinval, şövalye, ergaste, duygusal bir şair, bir filozof, bir şişman adam, bir zayıf adam, kadınlar ve bir uşak gibi tiplemeler tüm metin boyunca bizim birazdan okumaya başlayacağımız bu kitap hakkında, bunun ne kadar iğrenç,itici, can sıkıcı bir kitap, yazarının da hastalıklı bir kafaya sahip saygısız, rezil bir insan olduğu hakkında konuşurlar ama hiçbiri yazarın adını hatırlamaz, hatta bir tanesi şöyle der: "içinde gotumsu, vizigotumsu, ostrgotumsu bir şeyler var".

    bu metnin, kitabın basımından sonra gelen eleştiriler üzerine diğer baskılara eklenmiş bir bölüm mü yoksa yoksa önceki kitaplarına yönelik yapılan temelsiz eleştiriler üzerine bu kitaba baştan eklediği ironik bir cevap mı olduğu hakkında kesin bilgi yok ama yapılmış ya da yapılacak eleştirileri anlamsız ve komik duruma düşürecek, çok zekice bir hamle olduğu kesin.
  • idam cezasının çok popüler olduğu dönemde* victor hugo'nun buna karşı çıkarak, fikirlerini savunmak üzere yazdığı kitap. ancak ilk basımında adını yazmamış, zaten o dönemde politik görüşlerini kitaplarıyla, oyunlarıyla yansıtırmış ve bu kadar hassas bir konuya değinince iyice tepki toplayacağının farkındaymış. dolayısıyla kitabın ilk basımında adını yazdırmamış. daha sonra ortalığı biraz daha yoklayınca ikinci basımda adını yazdırıyor ve ikinci basımın önsözüne bu kitabı neden yazdığının politik gerekçelerini de belirtiyor. kitap üçüncü kez basılınca da milletin "eleştirilerini eleştirmek" amacıyla üçüncü önsözü bir piyes şeklinde yazıyor. ve sanki taş yerini buluyor.

    edit : yukardaki cümleler ne düşükmüş lağn?! umarım anlamışsınızdır, zirâ düzeltmeye mecalim yok :)

    ayrıca victor hugo'nun "sefil" kelimesini kullandığı ilk romanıymış.
  • victor hugo bu eserinde, suçlu olan ve pişmanlık bile duymayan bir adamın ağzından idamdan önceki son altı haftasını o kadar etkileyici anlatır ki, en şiddetli idam savunucularının bile tüylerini ürpetebilir.
  • stresi daha yakından hissetmek ve olaylar örgüsünü takip edebilmeyi öğrenmek için okunabilecek, önerilen victor hugo kitabı. tamamiyle sıkıntıya girerek aslında günlük hayatınızın gayet katlanılası bir olaylar örgüsü olduğunu anlamanızı sağlayabilir.
  • 'bir trajediyi konu alan bir komedi' ve 'bir idam mahkumunun son günü' bölümlerini içermektedir. ilk bölümde o dönem kişileri üzerinden, idam hakkında o dönem insanlarının bakış açıları aktarılmaktadır. ikinci bölümde ise idam mahkumunun kendi ağzından yaşadığı son birkaç günü anlatılmaktadır.

    'insanlar..bütün insanlar, günü meçhul bir infaza mahkumdurlar.'

    ayrıca kitapta idam mahkumların götürüldükleri hücre duvarlarına kazımış oldukları düşünce artıklarıyla hiç olmazsa oralarda bir iz bırakmak istemiş olmaları bizim idam mahkumunu da çok etkilemiştir ve her ne kadar o düşünce artıklarını birleştirip tamamlanmamış kelimelere hayat vermek istemişse de içindeki huzursuzluk buna izin vermemiştir. bizim de içimizi acıtmıştır..