şükela:  tümü | bugün
  • klasik roman polonski apartman filmi yapım yılı 1976 .
  • - polonya gocmeni yahudi'dir trelkovksy. film boyunca etrafta david'in yildizlarini goruruz.
    - kendi hayatinin oyuncusu degildir trelkovsky. garsondan martini ister brandy gelir; kahve ister, sicak cikolata gelir-- hayir diyemez.
    - kendine uzaktan bakabilen bir insandir trelkovsky. yalniz, otel odasinda yataginin ustunde oturup dusunebilen bir insandir trelkovsky; ve ayni zamanda intihar etmek icun silah almaya calisirken dayak yemek uzere olan bir insandir.
    - hrundi bakshi'nin fransa gormusudur trelkovsky.
    - polanski'nin sizofreniyi, kimliksizligi, kisiliksizligi yuceltmesidir bu film.

    amen
  • karakterini çok yalın ve derin olarak hissettiğiniz ama anlıyor sayılmadığınız polanski filmi. trelkovski'nin rüya sahnesi için otel odasının aynen birbuçuk kat büyüklüğünde kurmuş fakat bunu gözümüze de sokmamış film.
  • yine sonunda ne olduğunu anlayamadığımız bir polanski filmi. adamın bazı noktaları açıklamama, seyirciye bırakma huyu bu filmde de kendini gösterir. şizofreni ile satan mevzuları arasında gidip gelmektedir film. evettir.
  • filmin ilk bölümünde trelkovsky daireyi kiralarken verilen "tuvalet koridorun sonunda" bilgisi, filmin başında gösterilen silah klişesi misali, gayet manidardır. zira trelkovsky ancak filmin sonunda tuvalete gider ve anlarız ki, gördüğü tüm halüsinasyonlar ve yaşadığı panik ataklar kakasını tutmasından ileri gelmektedir. sevgili polanski, "her sabah tuvaletinize gidiniz kakanızı yapınız" gibi anarşist bir alt metin yerleştirmiştir filmine... ama dikkatli gözlerden kaçar mı, kaçmaz !
  • roman polanski filmden pek memnun kalmamistir. haklidir. basyapittir masyapittir ama, malesef dramaturjisi pek saglam olmayip, sonu basindan anlasilan türden bir filmdir. buna karsilik polanski'nin bir yönetmen olarak ustaliginin doruguna ulastigi filmlerdendir. tereyagindan kil cekermiscesine yönetilmis bir hali vardir filmin. o derece kendinden emin, rahat bir ritmle ilerler.
  • "yabanci misiniz?"
    "evet. ama fransız vatandaşıyım..."

    yabancı olmak, yabancı hissetmek, dışlanmak bu filmin alt metninde bir gölge gibi gezinir. izleyicinin kendi hayalgücünün açık büfesinden tıkındığı oranda etkisi artan ve haklı olarak serbetçe çekilmiş etkileyici bir deneyimdir. cüretkar bir kafka yorumu olarak da görülebilir.
  • pencere önünde havaya atılan top sekansı filmin karabasan niteliğindeki en çarpıcı sahnesidir ki insanı ürpertir ne oluyoruza götürür.. malesef polanskinin üstüne üstüne gelen durumların biraz zorlama olduğu gözden kaçamaz ama mesai arkadaşının siklemez tavrı filmde bir durak olmuş.. evsahibi daha geri planda tutlsa idi bu gerçekleşebilirdi.. ama filmin atmosferi unutulmaz ama paranoya fazla öne çıkarılmış finali bir yerde antonioni nin passenger filminin finalini öncüler. ve geyik sahneleride mevcuttur..
  • kişilik bölünmesi içerisinde kendine kimlik arayan bir adamın, korku filmlerindeki kadınlara dönüşerek aradığını bulacağını sanan şizofren komşumuzun apartman boşluğuna düşen topuklu ayakkabısının, mumyalaşan zihninin öyküsü.
  • trelkovsky'yi polanski oynamıştır ve muhteşem bir performans çıkarmıştır. film paranoya sınırlarını zorlayan, david lynchvari bir yapıda keyifle izlenen en iyi polanski filmlerindendir