şükela:  tümü | bugün
  • 1955 yapimi bir jacques yves cousteau filmi.
  • kaptan cousteau , bu filmi louis malle ile birlikte yönetmiştir.
  • 1956 yapımı bir cousteau belgeseli olup, aynı yıl cannes'da altın palmiye, ertesi yıl ise oscar ve bafta ödüllerini kazanmıştır.
  • - spoiler vermeden olabildiğince açık bir şekilde tarif etmek gerekirse calypso tayfasının denizin canlılarına yaklaşımı, sömürgecilerin ve köle tacirlerinin afrika'ya yaklaşımını andırıyor. anlamsız, amaçsız bir vahşilik, doğayı değil, doğaya en sert şekilde hükmetmeyi seven bir tayfa. belli ki son 50 yılda doğanın düzenine saygı duyma yönünde (yeterli olmasa da) belirli bir paradigma kayması yaşamışız. 50'lerde bu filmi çeken için de izleyen için de anlattığı ve gösterdiği her şey güzeldi. şimdi birisi böyle bir filmle çıksa bırakın ödül filan almayı, doğduğuna bin pişman edilir, alacağı cezalarla imanı gevretilir.
    yine de denizle bir şekilde ilgili herkes için önemli bir belge, sadece nereden nereye gelinmiş demek için bile...

    edit 1: the life aquatic with steve zissou!
    edit 2: bu entry'yi yazdıktan sonra okuduğum bir imdb yorumuna şaşırdım, tamamen tesadüftür, esinlenme vs. yoktur:

    --- spoiler ---

    http://www.imdb.com/title/tt0049518/

    cousteau should have hung his head in shame, 13 november 2006
    author: badge
    i was looking forward to finally catching up with this old documentary and was saddened to see that despite the advances in underwater photography (in 1955), which brought the undersea life vividly to the screen, that every other aspect of the film was embarrassingly dated. i am referring specifically to the appalling behavior of the crew of the calypso who bear scant resemblance to any naturalists and scientists we know of today, without an ounce of respect for the animals they encounter. who in their right mind would set off dynamite in a lagoon, destroying coral reef and killing countless numbers of fish?? the only wildlife that gets off unscathed are the dolphins in the early part of the film – otherwise, everything else that gets in the path of the "explorers" is eaten, tormented, or killed outright: when they see a whale they rush on deck to harpoon it; when sharks start to work on the whale carcass, the men haul shark after shark on deck and feverishly beat them to death under the (highly scientific) rationale that "everybody hates sharks"; when they find a giant sea turtle they clutch on to it for a ride without any concern that it is struggling to the surface to breathe; when they find a group of tortoises on an island their only thoughts are to first stand on them and then use them for stools while they have lunch. even good old cousteau gets into the spirit of things by bringing his rifle on deck and shooting a whale in the head (well, it was probably suffering after they ran over it with the boat and then later harpooned it).

    these guys would be up on criminal charges if they'd made this film today. worth watching only as a historical curio to see how unenlightened people were back then.

    --- spoiler ---
  • sualtınının sinema salonlarından ilk kez izlenmesini sağlayan belgesel.
    (bkz: jacques yves cousteau)
  • 1956 yılı yapımı kaptan kusto ( jacques yves cousteau ) ve ekibinin belgeseli. balık sayımı için mercan kayalıklarında bomba patlatmak, balina yavrusu öldürmek gibi aktiviteler içeriyor. döneminde hoş karşılanıp ödüller alsa da bildiğin katliam.