şükela:  tümü | bugün
  • bir gün bir uzaylı karşıma çıkıp da "hahaha biz ışık hızıyla giden uzay mekiği yaptık siz insanlık ne yaptınız?" diye sorarsa eline cd'sini verip "ahanda bunu yaptık" diyeceğim eşsiz sanat eseri.
  • klasik müzik dinlemeye başlayan bir çok türk evladının ilk dinlediği eserdir.genelde bundan ötesi de pek bilinmez zaten.ortamı olur yeri gelir işgüzarın biri* "klasik müzik dinler misiniz?" diye soracak olursa artislik olsun diye benim de ilk vereceğim cevap "evet vivaldi'nin hastasıyım" olacaktır."aa çok hoş en çok hangi eserini seversiniz üstadın?" diye ısrar edecek olursa da gururla four seasons'ı yapıştırırm.eşşeklik edip daha da ısrar edecek "çok güzel peki başka hangi bestecileri dinlersin?" diye soracak olursa az önce siz diyodun ne zaman senli benli olduk be ibiş der ortamdan uzaklaşırım bir daha da yüzüne bakmam oh bebek bakamam...
  • annem bir kış ayında doğduğu için zil sesini winter,
    babam bir yaz ayında doğduğu için zil sesini summer,
    abim bir ilkbahar ayında doğduğu için zil sesini spring,
    kız kardeşim bir son bahar ayında doğduğu için zil sesini autumn yaptığım,
    antonio vivaldi'nin baş döndürücü şaheseri. bir insanlık mirası.

    vivaldi'nin bundan haberi olsaydı, ağlardı. evet.
  • winter'in ozellikle largo bolumu depresyon tedavisinde kullanilmalidir.
  • klasik müziği sevmesi istenen kişilere ısrarla ve dipçik zoruyla dinletilmesi gereken eser.

    vivaldi'nin yaz'ının bu denli kasvetli olmasının nedeni, kendisinin sara hastası olması ve dolayısıyla boğucu akdeniz sıcağının ona işkence gibi gelmesidir. kış'ın son bölümü çalınırken bestecinin haykırışlarını duyabilirsiniz: "allahım nolur bu mevsim hiç bitmesin!"
  • winter bölümü insanı kendinden alır. öyle böyle değildir. insanın kemana başlayıp oraları çalası gelir. tabi böyle birşey asla yakın gelecekte mümkün olmadığı için hemen vazgeçilir. öyle mal mal dinlenir. uçulur. kış mevsimi bir daha yaşanır içte.
  • vivaldi'nin muhteşem dörtlemesi. en güzeli summer'dır der giderim.*
  • kült barok eseri. antonio vivaldi bu eseri ile birçoğuna klasik müziği bir nebze de olsa sevdirmiştir. keman sololarıyla mestetmiştir. reklam ve filmlerde sık sık boy göstermesi itibari ile klişeleşmiş olmasından yakınılır. halbuki bu sayede akıllarda yer eden melodi, farklı yorumları değerlendirilirken iyi bir pusula işlevi görür kanımca.

    eserin ilginç yanlarından biri vivaldi'nin nota üzerine aldığı: "ve şimşek çakar", "köpek havlar" tarzı notlardır. bu bağlamda eseri dinlerken yazıları okumak bir hayli eğlenceli olabilir. ilkbahar bölümünün largo'sunda köpek havlamasını simgeleyen sürekli bas (bkz: basso continuo) bunun en bariz örneğidir.

    ses getiren kayıtlarından biri isaac stern yönetiminde yapılmıştır. barok müziğinin doğaçlamaya uygun yapısı çerçecesinde muhteşem klavsen soloları eklenmiştir esere bu kayıtta. itzhak perlman'ın seslendirenlerden biri olması da cabası. bir diğer kayıt, progetto avanti adlı gitar ikilisine aittir. bu ikilinin tekniği, yorumu ve düzenlemesi takdire şayandır.
  • sağda solda olur olmaz kullanılarak saygısızlık edildiğini düşündüğüm muhteşem eser.
  • bu eserin çok az kişi tarafından bilinen bir özelliği vardır. eser bir şiir üzerine yazılmıştır ve her tema bir olayı veya canlıyı anlatmaktadır. bu durum 20 y.y.'ın ilk çeyreğinde vivaldi'nin el yazmaları bulununca farkedilmiştir. eseri o şekilde dinlemek akıl almaz bir haz yaşatır insana. ne yazık ki kimse bilmez "avcıların kovaladığı ceylan"ı veya "buzda kayan adamı", "saka kuşunu", "pınarların fışkırmasını"... bu temaları ön plana çıkaran benim bildiğim bir adet kayıt var, o da gidon kremer'in çaldığı ve abbado'nun londra senfoni orkestrasını yönettiği kayıttır. diğer kayıtlar bu olaylar düşünülerek çalınmamıştır. eseri sevenlere veya sevmeyenlere tavsiyem, mutlaka bu olayları bilen birisinden, tüm eseri anlatmasını rica etmeleridir. deneyin, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...