şükela:  tümü | bugün
  • amin maalouf'un, güzeller güzeli lamia'yı [öyle bir anlatmış ki 'benim de olsa bundan' diyorsunuz" ve tanios isimli bir garip oğlanı, çıkagelen esma'yı, fransız ihtitali sırasında doğuda/mısır'da yaşananları "şeyh" hadisesini yorumlayarak, göstererek anlattığı ve içinde yine bi "kutsal aşk" barındıran kitabı.

    kitabı şehirlerarası bir otobüste bırakıp inmişim, sonunu okuyamadan gitti güzelim kitap.
  • sonununda mutlaka okunmasi gereken bir amin maalouf kitabi...
  • stresin tavana vurduğu anlarda açılıp okunası kitap. akabinde ne stres kalır ne bişey. alır götürür sizi uzaklara tanios'un, şeyh'in, lamia'nın ustalıkla anlatılmış öyküsü.
    her okuyuşumda bana farklı birşeyler söyleyen başyapıtlardan biri.
    ayrıca yazarın diğer güzel eserleri için,
    (bkz: semerkant)
    (bkz: afrikalı leo)
    (bkz: doğunun limanları)
    (bkz: araplarin gozuyle hacli seferleri)
  • tarih kavramını sevmeme yol açan amin maalouf'un ilk okuduğum kitabı. akıcı ,olağanüstü karakter çözümlemeleri ve betimleme konusundaki ustalığıyla bir başyapıt.
  • amin maalouf un ansızın kütüpanemde beliriveren, eh almışız madem bi okuyalım hem biz bi iş yapmış oluruz hemde kitap bir işe yaramış olur mantığı ile okuduğum.. daha sonra 'yahu bu ne güzel kitap ne hoş kitap.. dur bakalım vardır bunun bir hikayesi' diyerekten düşüncelere daldıran kitabı...

    şöyle sona ermektedir bu kitap;
    "arkamda dağ yükseliyor. ayaklarımda, gün batımında çakalların sesi duyulan vadi uzanıyor... orada, uzaklarda denizi görebiliyordum.. ufka doğru dar ve uzun bir yol gibi uzanan denizi..!"
  • bir kitap nasil bu kadar etkileyebilir aman allahim delirmek üzereyim kelimelere hükmetmek sozsuzca aglamak istiyorum dedirten kitap...
  • bi mekan ve yasam bu kadar güzel tasvir edilir hemde hiç yasar kemal vari betimlemelere girmeden,sadece onları konuşturarak.
  • lise 1'deyken fransızca derslerinden birinde bir dönem boyunca bu kitabı okumuştuk. hatırladığım kadarıyla sade, akıcı bir dili vardı, semerkant kadar olamasa da, iyi bir kitaptı.
  • sonunda yazan, "bu romanda yer alan kisiler ve olaylar hayal urunudur" ibaresini ile beni buyuk hayal kirikligina ugratan kitap. ben hepsini gercek sandiydim..
  • amin maaloufun diğer romanlarının aksine bu romanda olaylar tam oturmamış gibi geldi bana. bunu kasıtlı mı yapmış bilmiyorum insan ilişkilerinde diğer romanlarında gördüğümüz kuvvetli bağlar tam kurulmamış, davranışlar yer yer sırıtıyor kanıma göre. zaman zaman çok kuvvetli mesajlar veriyor -ki bu yazarın en önemli özelliklerinden biri- anlatıcı yine kendine has ve orjinal bir tutumla olayları anlatıyor, hani romandaki anlatıcı kahraman cebraile öykünerek bir dede üslübuna bürünüyor sanki. bildiklerim bu kadar artık gerisini varın siz hayal edin diyor anlatıcı. ancak anlatılanlar zaman zaman örgünün tamamını vermiyor ya o zaman nedenini tam da çözemediğiniz bir eksiklik hissi oluşuyor damağınızda.