şükela:  tümü | bugün
  • senaryosu gercek bir hikayeden yola cikilarak ronald harwood tarafindan yazilan, julian schnabel tarafindan yonetilen 2006 yilinda vizyona girecek fransiz amerikan ortak yapimi film.
  • elle dergisi editörü jean-dominique baubynin mucize kitabı.

    "jean-dominique bauby, 8 aralık 1995 günü, beyin kanaması sonucunda derin bir komaya girer. komadan çıktığında, bütün vücut fonksiyonlarını yitirmiştir. tıpta, 'locked-in syndrome' adı verilen hastalığa yakalanmıştır. hareket edememekte, yardım almaksızın konuşamamakta, yemek yiyememekte, hatta nefes alamamaktadır. felçli vücudunda sadece bir gözü hareket etmektedir. bu onun dünyayla, insanlarla ve yaşamla tek bağlantısıdır. ölümüne dek süren bu ıstırap dolu, umutsuz haftalar boyunca yılmadan, tek iletişim kanalını, hayati organı gözünü, kullanarak insanlara ulaşmayı başarır. yardımcısıyla birlikte geliştirdiği yöntemle, sayfalar dolusu yazı dikte ettirir ve sonuçta bu mucize kitap ortaya çıkar. jean-dominique bauby, bize dalgıç elbisesi giymiş kelebeklerin uçuştuğu, tüyler ürperten bir dünyadan kartpostallar yolluyor." (arka kapak)

    geliştirilen yöntem şuydu: yardımcısı, bauby'nin yakın arkadaşı claude mendibil, her gün hastaneye gelerek, alfabedeki tüm harfleri dildeki kullanım sıklığına göre oluşturulmuş bir sıralama ile yazara tek tek okur. yazar, doğru harfte gözünü kırpar ve bu şekilde kelimeler, cümleler... oluşturulur. yazar kitabın tamamlanmasından kısa bir süre sonra hayata veda eder.
  • izledikten sonra 2007 cannes film festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü julian schnabel'e boşuna vermemişler dedirten filmdir. schnabel, ölümünde yanında olamadığı babası için çekmiş filmi bir bakıma da. filmde jean dominique bauby'i beyazperdede canlandıran mathieu amalric filmin büyük bölümünde sabit durarak oyunculuğunu konuşturmuş. lenny kravitz'in suretini de görmek mümkün filmde. müziklere de paul cantelon'un eli değmiş.

    jean dominique bauby'nin sol gözünden izlenilen ve hatta onun o sol gözü olunan, hayata dair kocaman kocaman sözcükleri, fısıltıyla ve kullanım sıklığına göre düzenlenmiş bir alfabeyle söyleyen bir film kendisi.

    (bkz: locked in sendromu)
  • dorduncu guz film senligi'nde izleme fırsatı bulduğum şahane bir film.çok başarılı bir film tekniği var,bir film felç olan birinin gözünden daha iyi anlatılamazdı.jean dominique bauby'nin hissettiklerini birebir yaşıyorsunuz.kesinlikle izlemeye değer.
  • 4. ankara güz film festivali kapsamında ankara'lı seyircilerle buluşan film.
    (bkz: güz film festivali)
  • eğer gerçekten iyi bir görüntü yönetmenliği örneği görülmek isteniyorsa izlenilmesi gereken film.

    kameralar çok sıradışı kullanılmış, bir anda kendinizi jean dominique bauby'nin yerinde buluyorsunuz. ve filmdeki bir ilginçlik de şu: filmin neredeyse ilk üçte birinde başroldeki oyuncuyu hiç göremiyorsunuz. içinizde acayip bir merak uyanıyor, nasıl, acaba ne hale geldi diye. düşünüyorsunuz, böyle gizli tutulunca karakter, ilk gösterim etkileyici olmalı, nasıl gösterilecek acaba ilk defa diye. ve gerçekten de çok etkili bir şekilde, hiç beklemediğiniz bir anda çatt diye karşınıza çıkıyor, donakalıyorsunuz. filmin en etkili sahnesi de buydu bence.
  • hakikaten mükemmel bir film olmasına rağmen, jean-do'yla iletişim kurmak için geliştirilen yöntem çok saçma gelmiştir bana. eğer gerçekte de bu yöntem kullanıldıysa doktorların mors alfabesinden bi haber olduğunu düşünmekteyim.
  • seyrettikten sonra uzerine tek kelime edilemeyecek kusurusuz bir film.

    (nedendir bilinmez) izmir'e avrupa sinemasi pek ugramiyor ya, gise filmlerinden tam da bunaldigim bir zamanda, sinema karsisinda sadece tek gozumu kirpabiliyorken yani, yepyeni bir alfabeyle, beni bu sanata tekrar baglamistir.