şükela:  tümü | bugün
  • michael haneke'nin la pianiste'in ardından çektiği yeni filmi. duydugum kadarıyla funny games tadinda bir hikaye anlatiyormus. cannes film festivali'nde gosterilecek...
  • filmekimi 2003'ün beni en heyecanlandıran filmi.
    festivalin sitesinde şöyle tanımlanıyor: "yavaş, telaşsız bir tempo tutturan film, seyircilerin soğuk ve kasvetli atmosferi gerçekten hazmetmesine zaman tanıyor. sizi rahat koltuklarınızdan sarsarak kaldıracak karanlık, amansız bir çalışma."

    biri haneke mi dedi?
  • michael haneke'nin filmekimi 2003'te de gösterilecek olan son filmi. başrollerde piyanist'ten hatırlayacağımız isabelle huppert ve trouble every day'den hatırlayacağımız beatrice dalle var.
  • 24 ekim'de gösterime girecek olan başyapıt.
  • beklentilerle gittik bu filme ve karşımıza beklentilerimizi hissetmiş olup bizle oynayan hanekeyi gördük...hiç bu kadar "uslu" görmemiştik onu...hiç umut dolu gördüğümü de hatırlamıyorum açıkçası...tek değişmeyen insanın içine oturan adaletsizliğin soğuk yüzü ki malesef birçok "neden?" sorusu sorulduğunda karşılaşılan gerçek. hayat acımasız.
  • cannes da yuhalanmayı haketmemiş film. her ne kadar filmin yarısında ön sıramızda oturanlar salonu terketmiş olsalar ve insanlar film bittiğinde bir takım hoşnutsuz homurtular çıkartmış olsa da..
    belki isabelle huppert ı tadında ve yeterince kullanamamış , beatrice dalle ın varlığınının yada yokluğunun birşey katmamış olduğu film.
  • avrupa sinemasini sevmedigimi gercekten anladigim ve bu sondu dedirten kasvetli-depresif film.
  • haneke izleyicisini sasirtmasi gereken film.
    asiri bir ilgi ile beklenen bu yeni haneke filmi ne code unknown a ne uclemeye nede la pianiste benziyor.filmde; bugune kadar haneke nin izleyicisine kendisini sevdirmesini saglayan,hatta bir hayran kitlesi
    olusturmasina yeten de artan "karanlik-zeki-rahatsiz edici-kendini tam manasiyla ortaya koyan-sindirimi zor" tarzinin cok ama cok az bir kismini goruyoruz.haneke bu filmde bana kalirsa eskiye oranla cok daha az sey anlatiyor.bu anlattiklarinida oyle dolambacli yollardan degil gayet sade ve yalin bir bicimde ortaya koyuyor.filmde ne yasanan dunya hakkinda (neden bu halde oldugu) ne de karakterler hakkinda yeterli bilgi sahibi oluyoruz.sek diyaloglar,yetersiz tasvirler ve karakter cozumlemeleri (cozumlememeleri),teget gecilen psikolojik durumlar ve incenin incesi bir sevgi hikayesi.sonunda net olarak verilen "umut" ve "onemli olan istemektir" kavramlari..
    ayrica ne isabelle huppert ne beatrice dalle ne patrice chereau(aktor ?) nede diger oynayanlarin oyunculuklarini yeterince hissedemiyouz.bu sahislar yerine filmde bugune dek adlarini hic duymadigimiz oyuncular olsaydi herhalde hicbirsey farketmezdi.
    dolayisiyla karisimizda herseyiyle "sig",bana gore basarisiz bir film cikiyor.
    peki haneke neden boyle bir film cekti ? sayet filmin yonetmeni haneke olmasaydi bu yapit,umursanmazlar sirasinin en baslarinda yer alirdi.lakin altindaki imzanin buyuklugu film hakkinda dusunulmesi gerekliligini ortaya koyan onemli bir sembol.dusunuldugunde daha farkli noktalara mi gidilir ? ya da fikirler degisir mi ? gorerek surekliligi icerisinde sevilen seylerden midir bu film ?
    pek sanmiyorum..
    kanimca haneke istedigi gibi bir film yapmis.yani bunu yapmayi istemis.fazlasini degil..fanlarina istedigini vermemis.ya da bugune kadar isteyerek yaptiklariyla fanlarini bir kaliba sokmus,onlari sekillendirmis.bu yuzden kendi kalipladigi pinokyolar gepetto larinin yaptiklarini begenmez olmuslar.
    bende bu pinokyolardan biriyim.
  • fransız filmlerinin yeni dalga akımından miras kalma karakteristik özelliği olan "hayatın bir bölümünü al, heyecanlandırmadan, germeden, masrafa girmeden yalın bir biçimde izleyiciye ver." meselesinin bu sefer de "dünyanın sonu gelirse bu şekilde nasıl anlatılabilir?" sorusuna cevap olarak izleyiciye sunulmuş hali. amerikan sinemasında sıkça ele alınan bir konu olan "dünyanın sonu, her şeyin sonu, kıyamet günü" türünden konuların ne tür bir atmosferle izleyiciye aktarıldığı düşünülürse, haneke'yi bu meseleyi fransız (ya da avusturyalı fark etmez) sinemacının bakış açısıyla çekme düşüncesiyle güzel bir alternatif meydana getirdiği için takdir etmek gerektiği kanısındayım.

hesabın var mı? giriş yap