şükela:  tümü | bugün
  • caz trompetcisi. hard bop'in yaraticilarindan. ilk albumu donald byrd ve hank mobley'le birth of hard bop, en iyi albumu de sidewinder'dır. 1972 yilinda 33 yasinda sevgilisi tarafindan vurularak olmustur. ayni isimde 1940'larda boktan westernlerde oynamis bi de aktor vardir. karistirilmamalidir.
  • ilk olarak 18 yasindayken dizzy gillespie tarafından one cikarilmis, uzun sure art blakey'in the jazz messengers'ının uyesi olmus, otuz uc yillik hayatina hard bop doneminden dolu dolu bir diskografi ve performanslar silsilesi sıkıştırmış, çok trajik ve muammalı bir şekilde karısı tarafından vurularak öldürülmüs, asiri yetenekli bir insan modeli. art blakey and the jazz messengers'la birlikte yer aldigi muhtesem moanin' albumunde birbirinden sahane sololari vardir. along came betty'yi şiir gibi calar.
  • otuz üç yıllık yaşamının caz bölümüne dizzy gillespie'nin yanında yetişerek başlamış, lee morgan indeed! ile on sekizine bile basmadan frontman olarak ilk albümünü çıkarmış, -ki 15 yılda 30 başarılı albüme imza atması üretkenliği ve yeteneğini gösteren bir ölçüt bence- art blakey and the jazz messengers'ta çeşitli caz standartlarının aranan trompetçisi olacak kadar iyi çalmıştır. bugün hala bilinen bir gerçek, lee morgan'ın caz standartları konusunda deha olduğu; bununla birlikte kendi bestelerinin de dahiyane nota dağılımı içerdiğidir. taru, here's lee morgan ya da -şu bilindik efsanevi albüm- the rumproller gibi sayısız başarılı, moda ikonu haline gelecek kadar farklı albümlere imza atmasının yanında hayatına mal olacak çapkınlığıyla da ön plandadır. öyle ki, konser çıkışı kuliste bir -başka- hatunla öpüşürken eşi tarafından görülüp oracıkta öldürülmesi sahne dostları tarafından bile "acı, üzücü ve doğal" karşılanmış, "lee morgan gibi ölmek" deyimi village vanguard'dan birdland'e çeşitli blue note ortamlarında konuşulur olmuştur.
    (edit: halbuki aldatsa da cazcılar öldürülmemelidir. malum, o bir cazcı. aldatabilir. isterse gözünün önünde de aldatabilir. mavi notalara hakim bir adamın buna sonsuz hakkı var bana kalırsa. zaten kendisini vuran sevgilisi bana kalırsa her gün işkencelere maruz bırakılmalıdır. otuz beşinde gitti adam yahu!)

    yine de, her koşulda i remember clifford'daki hüznü başka hiçbir trompetçi bu denli derin yansıtamaz.
  • hard-bop’un 1970’li yıllarda yeniden doğuşunun öncülüğünü yapmıştır.
    müziğe başladığı yıllarda dizzy gillespie tarafından öne çıkarılmış, art blakey’in kurduğu ve grup liderliğini yaptığı the jazz messengers’in üyesi olmuştur.
    bir argo sözü üzerine eşi tarafından vurularak öldürülmeden önceki hayatının son dürt yılında popüler jazz topluluklarının grup liderliğini de yapan sanatçı, bu fırtınalı kısa hayatında çok sayıda -30- albüme imza atabilmiştir.
  • jazz'ın,ucuz bir eğlence müziği olmaktan çıkıp,adamakıllı bir sanat olmasını sağlayan üç beş kişiden biridir.
  • oldum olası cazdan bir şey anlamam. sadece bir ara whiplash izledikten sonra merak salmıştım ve buddy rich albümü indirip mp3üme atmıştım. sabahın köründe metrobüste "hmm fena değil..." diye dinlemeye başladığım davul sololarını "bu ne lan kafamı sikti dındındıntıstıstıstıs" diyerek dinlemeyi bıraktım.

    neyse efendim geçenlerde üzücü bir olay yaşadım ve çok sevdiğim köpeğim ellerimde öldü. akşamında uzanıp bir kahve içeyim dedim. bir yandan da spotifyı açtım ve caz listesinin kapağı gözüme çarptı. tuna kiremitçi romanı alır gibi kapağının gazıyla açtım şarkı listesini. arkada afedersiniz porno müziği gibi şarkılar çalıyordu; ama zaten moralim çok bozuk olduğunda siklemedim. öyle dalmıştım ki kulağıma hüzünlü bir trompet melodisi çalındı. vizonteledeki eminin annesinin mezarına radyoyu yetiştirmek için attığı deparın bir benzerini laptopa doğru attım ve şarkıyı hemen listeme attım. bir trompet bu kadar güzel çalınabilir ve hüznü ancak bu kadar hissettirebilir. o günden beri manyak gibi bu adamın bütün şarkılarını dinliyorum. gerçi o gün dinlediğim i remember cliffordun yeri ayrı ama bu adam sayesinde porno müziği olarak bildiğim cazı sevmeye başladım.

    o trompetin o güzel melodileri dışında hiçbir şey köpeğimin ölümünü ve ona olan özlemimi o kadar güzel anlatamazdı.
  • the sidewinder isimli müthiş eseri starbucks ‘ın çalma listesinde yer alan, kahve keyfini ikiye çıkartan müzisyendir.