şükela:  tümü | bugün
  • she says it helps with the lights out
    her rabid glow is like braille to the night.
    she swears i’m a slave to the details
    but if your life is such a big joke, why should i care?

    the clock is set for nine but you know you’re gonna make it eight.
    so that you two can take some time, teach each other to reciprocate.

    she feels that my sentimental side should be held with kid gloves
    but she doesn’t know that i left my urge in the icebox
    she swears i’m just prey to the female,
    well then hook me up and throw me, baby cakes, cuz i like to get hooked.

    the clock is set for nine but you know you’re gonna make it eight.
    all the people that you’ve loved they’re all bound to leave some keepsakes.
    i’ve been swinging all the time, think it’s time to learn your way.
    i picture you and me together in the jungle it would be ok.

    i’ll bring you when my lifeboat sails through the night
    that is supposing that you don’t sleep tonight

    it’s like learning a new a language
    helps me catch up on my mime
    if you don’t bring up those lonely parts
    this could be a good time
    it’s like learning a new language

    you come here to me
    we’ll collect those lonely parts and set them down
    you come here to me

    she says brief things, her love’s a pony
    my love’s subliminal

    she says brief things, her love’s a pony
    my love’s subliminal
  • (bkz: leif eriksson)
  • insani hem rezil hem vezir edebilen bi sarkidir bu . interpol sevenlerine burunlarinizi new york tarafina dondurup secde edin der adeta..
    she feels that my sentimental side should be held with kid gloves
    but she doesn’t know that i left my urge in the icebox
    su sozleri yazabilen bi insanla ayni dunyada yasadigini bildiginde insanin ölesi gelmio..bulup sahip olasi gelio..
  • neden bahsettiği konusunda tanıdığım bir kızın nerdeyse kitap kadar bir makale yazdığı aşmış interpol parçası. açıklayamıyacağım kadar hüzünleniyorum aynı zamandada bir rahatlama hissi veriyor dinlerken.bilemiyorum karışık duygular içindeyim bu şarkı için.herkes ölmeden önce bir kere dinlemeli.stella gibi yine bir fahişeden yada paul'u sallamayan acımasız bir kızdan bahsediyor olabilir. ayrıca rock werchter 2005'de bu şarkıdan hemen önce paul banks içli içli sigarasını yakıp şarkı başlayınca sigarayı gitarına tutturuvermekle bazı sözlük yazarlarının* en sevdiği interpol karelerinden birini vermiştir.
  • "i picture you and me together in the jungle it would be ok" sözünü baş tacım yaptığım, grubun şarkının girişi vikingleri anımsattığı için adını leif erikson koyduğu parça. "she says brief things, her love’s a pony, my love’s subliminal" dizelerinin alakasını ise çözebilen varsa beri gelsin diyorum.
  • bir haftadır beni ordan oraya sürükleyen, sonra başladığım yere getirip sonra tekrar siktir çeken şey..
  • bilincimizde bir yerlerde gizli ama bir türlü ulaşılamayan, huzur ve huzursuzluk arasında salınmama neden olan, yalnız parçaların bir araya getirilip icabına bakıldığı bir buluşma anını gözler oluyorum bu şarkıyı dinlediğim her seferde.

    tüm gün dile takılan,

    "she says brief things, her love's a pony
    my love's subliminal"

    dizelerinde söylenmek istenen şeyi de aslında ayrıntılarına inilemeyecek kadar brief ve pek subliminal olduğundan farkında olmadan algılıyoruzdur diye düşünüyorum ara ara. belki de şarkının son saniyelerindeki ve hatta tüm interpol şarkılarında anlamsızca dikkat çeken ve sevilen sözlerdeki trick de budur diye düşünmeden edemiyor insan, neyin onu "interpol" sevmeye ittiğini düşünmeye başladığında bir türlü o nedenleri ifade edemediğinde...
  • malum kismini "it's like learning a new language, there's some ketchup on my mind" olarak anlamakta israrli oldugum sarki. subliminal ketcap.
  • zamanın geri alınabileceğini şiddetle inandıran şarkı. umudum var. daha zamanımız olacak.
  • insanı "interpol dinlenmez, yaşanır" gibi banal bir klişeye bir kez daha sürükleyen şarkı.. tanımlanamıyor ki bu çocukların müziği..

    "basit, sade ama bir o kadar da derin" diyerek, daha banal bir klişeyle seviyeyi azıcık daha kaydırarak, konuyu kapatayım bari..