şükela:  tümü | bugün
  • çok gıcık bir yazar..
    ve ben onu çok seviyorum..
    her kitabında beatrice'e farklı bir mesajla ithafta bulunur.. tek anlayabildiğim hayatta olmayan biri.. yangında can vermiş bir çocukluk aşkı olduğunu tahmin ediyorum ben.. ama eminim ki her okurun ayrı bir beatrice'i var..

    lemony snicket çocuklar için eğitici ve öğretici olduğu iddia edilen klasik masalları ve hikayeleri tiye alır kitaplarında.. olmadık yerlerde bir anda onlara gönderme yapan ifadeler sokuşturur araya..

    mesela çocuk kahramanımız bir gerçekliğin farkına varmıştır ve tam bu anlatımın arasında şuna benzer bir cümle kurabilir snicket: "gerçi yatakta yatanın ninesi değil de kurt olduğunu anlayamayan kırmızı başlıklı kız kadar avanak biri bile bunu anlardı"

    çocuk kitaplarında inceden inceye aşılanan görgü kurallarına, erdem/ahlak kavramına, çocukların adeta aptal yerine konmasına, vesaireye ilişkin dertleri de vardır lemony snicket'in..
    bu yüzden şunlara benzer ifadeleri her an bekleyebilirsiniz ondan:

    "birisinin sözünü kesmek hiç de nazik bir davranış olmamakla birlikte x kadar aşağılık bir adamın karşısında bu görgü kuralını ihlal etmek o kadar da sakıncalı değildir."

    "yalancı çobanın hikayesini bilirsiniz, bize hiç bir zaman yalan söylemememiz gerektiğini öğütler ama bazı felaketlerden kurtulmak için yalan söylemek kaçınılmaz olabilir."

    "yayıncım, çocuklar romanlarımda anlattıklarımı uygulamaya kalkabilir diye beni uyardı, bu yüzden söylemek zorundayım ki kaptanı ve tayfaları bulunmayan bir gemiye tek başınıza binip yelken açmaya hiç bir zaman kalkışmayınız"

    ve bütün hikayelerin tatlı bir sonla bitmeyebileceğini hatırlatır sürekli..
    onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine yoktur snicket'ın kitabında..
    "eğer mutlu sonla biten bir hikaye okuyup, tatlı bir uykuya dalmak istiyorsanız, derhal bu kitabı elinizden atıp kendinize okuyacak yeni bir kitap bulmak için geç kalmış sayılmazsınız" gibi şeyler söyler durmadan..

    o'nun fantezileri bile katkısız gıda maddesi tadında bir gerçekçilik barındırır.. diyelim ki iki roman karakteri geçmişte birlikte gidip mutlu oldukları bir mekanı "keşke bir daha gitsek, neden olmasın" diyerek yadederken lemony snicket derhal araya girip şöyle şeyler söyleyecektir; "eğer oraya bir kez daha gitmiş olsalar aynı şekilde balık tutamayacaklarını ve aynı şeyleri hissedemeyeceklerini üzülerek söylemek zorundayım. üstelik oraya bir daha asla gidemeyecekler"

    en çok hoşuma giden yanı da ahlak,erdem, görgü, terbiye, talih vs. nin karşısına zekayı ve kendine güven duygusunu koymasıdır..
    zeki ve kendine güvenen bir çocuk ne kadar talihsiz olursa olsun her türlü beladan kurtulabilir ve zekası sayesinde "terbiyeli" olmanın yolunu da kendi keşfedebilir..
    lemony snicket'in çocukları yetişkinlerden daha zekidir ve sahip oldukları daha az bilgiyi zekaları sayesinde yetişkinlerden çok daha yararlı bir şekilde kullanırlar..
    snicket çocuklara, bir yığın bilginin anlamsızca depolanmasının ne kadar yararsız ve gülünç olduğunu yetişkenler üzerinde test ederek kanıtlar..
  • “to hear the phrase "our only hope" always makes one anxious, because it means that if the only hope doesn't work, there is nothing left.”
  • fena halde neil gaiman oldugu suphesi ta$iyan ki$i ya da kurulu$. ingiliz edebiyatina yaptigi gondermeler ve muthi$ zekasi, bu savimi dogrular niteliktedir.
  • olaylari anlatim tarziyla sanki kendisi de kitabin kahramaniymiş izlenimi veren, her kitabın başında ölü sevgilisi beatrice'e kisa dizeler yazan hafif toplu, yazar kisvesi altındaki kişi..
  • dokuzuncu nesil çaylaktır.
  • http://www.lemonysnicket.com/

    http://www.lemonysnicket.com/…sue_summerreading.pdf

    ayrıca talihsiz serüvenler dizisi dışında bir sürü kitabı daha varken - beatrice mektupları dahil - neden onlar çevrilmiyor hayret! çok talihsiz bir durum...
  • talihsiz serüvenler dizisinin efsane yazarı. tabi takma ismidir bu, kitapla bir ilgisi vardır isminin kitabı okuyunca biraz tahmin edersiniz ama tam emin olamazsınız. kitapta tam emin olabildiğiniz bir şeyde yoktur zaten. her kapıyı açık bırakır kendisi ki bu en sinir bozucu özelliğidir. kitapta sizi durmadan okumayı bırakmaya zorlar. metinlerin arasına neler neler saklamıştır ki bazıları okuyucu için bile değildir. bazen anlatmak istediğini türlü oyun ve hilelerle anlatır zekice anlatımı kendisine hayran bırakır sürükler yıllar geçsede kendini unutturmaz. işte böyle de mükemmel bir yazardır kendisi.
  • a.k.a daniel handler... the magnetic fields ile akordeon çalar kendileri aynı zamada... bir de o the 69 love songs albüm kapagındaki uzun roportajı kendisi yapmıştır...
  • (bkz: jude law)