şükela:  tümü | bugün
  • ursula meier'ın 62. berlin film festivali programı dahilinde gösterilecek olan filmi.
  • 62. berlin filme festivalinde gümüş ayı alan film. 31.istanbul film festivali kapsamında da gösterilecek olup kaçırmamakta fayda vardır.
  • 31. uluslararası istanbul film festivali kapsamında da gösterilecek olan ursula meier filmi.
  • 31. istanbul film festivali'nin en iyi filmlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim bu çalışma için. film 12 yaşındaki simon ve ablası louise ekseninde geçiyor ve simon'nun ablası ve kendisini geçindirmek için lüks bir kayak merkezinde yaptığı "hırsızlıklar" filmin ana temasını oluşturuyor.

    --- spoiler ---

    filmin sosyal ve ekonomik yönden sınıfsal farklılıkları vurgulama noktasında "yukarıdakiler ve aşağıdakiler" metaforunu kullanıyor olması, hırsızlık ve bununla paralel sınıf atlama temelindeki istencin anlatımını kolaylaştırması bakımından önemli bir yol göstericiydi diyerek yoruma başlamak isabetli olur kanımca. simon'nun yukarıda tanık olduğu lüks ve zenginliğin akabine, aşağıya evine gittiğinde içinde bulundukları fakirlik ve yokluk neticesinde yaşadığı bocalamalar hikayenin kurgusal anlamda önemli noktalarından birini oluşturuyordu.

    ancak tüm bu sınıfsal farklar ve sınıf atlama arzusu, simon'nun para kazanma isteğinin nedenlerini açıklamaya yetmiyor elbette. simon'nun çocuk dünyasında yukarıdakilerden biri olma isteğinin yanında, hırsızlık yapmasının yani para kazanma isteğinin en güçlü sebebi, ablasının yanında bir yer edinme, varlık kazanma, vazgeçilmez olabilma, aidiyet kazanma isteği olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. rollerin tamamen değiştiği, aslında olmadığı bu ilişkide; işsiz, çalışmayan, hayatını kurmakta zorlanan, çıkmazlarda, simon'a karşı ilgisiz bir abla ve diğer taraftan şevkat ve sevgi arayan, varlığını, işe yaradığını para kazanarak ispatlama derdinde bir küçük çocuk denkleminde dokunaklı hikayesiyle seyirciyi etkilemeyi başarmış bir film var karşımızda ...

    --- spoiler ---

    yukarıdaki çocuk kesinlikle çok başarılı bir dram, derdini seyirciye başarılı bir şekilde anlatmış bir film . yönetmen ursula meier' i kutluyorum son derece dokunaklı ve süpriz gelişmeleriyle seyirciyi şaşırtabilmiş ve konu bütünlüğü açısından gereksiz kimi sahneleri barındırmasına rağmen yine de gücünden bir şey kaybetmemiş oldukça dokunaklı bir film.

    bu arada filmde fena halde bir dardenne kardeşler etkisi söz konusu. yönetmeni bilmesem bu filmin bir dardenne kardeşler filmi olduğunu söylerdim. sinemasal anlamda etki yanında dardenne'lerin son filmi le gamin au velo'nun ( bisikletli çocuk ) konu anlamında da bir benzeri sanki...
  • 31. istanbul film festivalinde yukarıdaki çocuk ismi ile gösterilen film. sorumsuz ve bağımlı ablası ile yaşayan ergen yaşlardaki simon'un evlerinin yukarısındaki kayak merkezinden kayak malzemeleri çalıp satması ve kendi evini geçindirmeye çalışmasını konu alıyor. güzel bir dram filmi ama ben yönetmen ursula meier'in geçen seneki home filminden sonra bunu çok dram buldum. home daki araya serpilmiş espriler şahaneydi. bu filmde ise bir tane bile espri yok. belki bundan dolayı simonun içinde bulunduğu durumu daha acı hissediyoruz.
  • bana kalırsa bu filmin en güzel yanı merhametsizliği çok güzel vurgulamasıydı. çünkü gerçek hayatta da merhametsizlik var, şefkat yok. bu açıdan gerçeğe çok yakındı bu film.

    --- spoiler ---

    hollywood filmi izliyor olsaydık hırsızlık yapan simon'la bağ kurmaya çalışan karton tiplemeler görürdük. ama gerçekte döversin ya da kovarsın hırsızı. sevimli veya zavallı diye düşünerek acımazsın ona. bunu güzel anlatıyor bu film.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    sonunda oturup çocukla beraber ağladım.

    -kafamı nereye koysam...

    --- spoiler ---
  • cok duygusal bir film.

    abla çok merhametsiz, ufak tatlı kardeşi ilgi ve sevgi istiyor gecenin bir vakti gelip beraber uyumak isteyerek. ablasina sarilip uyumak icin bile ablasını para ikna ediyor, ablasi 200 istiyor ve çocuktan 5-10 kuruş eksik çıkınca neyse gel diyor ardindan sarılıp kafasini okşuyor ve yatakta uyuyorlar. çocuğun gözleri ablasinin bir an olsa da para için değil de sevdiği icin kendisini oksamasini, öpmesini arıyor ama ablasi "seni istemiyodum" temali konuşuyor. abladan merhamet adina eser yok. çocuk ise yasinin 13 civarı olmasina rağmen müthiş çalışkan hatta öyle ki merhametsiz ablasina ütüyü bile çocuk öğretiyo, parayi kendi buluyor, ablasina elbise buluyor. bu süreçte çocuğun beklediği şey şefkat, ablasi tarafindan sahiplenilmek ama dünyalar güzeli ablasi merhamet ve sefkat cimrisi biri. çocuk yasina rağmen aşırı güçlü ama film sonunda ağlıyor yalnız başına