şükela:  tümü | bugün
  • leningrad kuşatmasının başlangıcında şehre düşen ilk top mermisinin hayvanat bahçesindeki fili öldürmesi de apayrı bir ironidir.
  • (bkz: st petersburg)
  • 8 eylül 1941'de başlayan ve sonunda, sovyet direnişi karşısında pes eden almanların, 27 ocak 1944'te kaldırmak zorunda kaldığı kuşatma.

    almanların, 872 gün süren bu kuşatma boyunca, şehrin ikmal yollarını tamamen kesmesi, şehirdeki birçok sivilin; açlık, susuzluk ve salgın hastalıktan hayatını kaybetmesine yolaçmıştır. bazı kaynaklara göre, kuşatma bittiğinde, bu şekilde ölen sivil sayısı bir milyonu bulmuştur.

    kuşatmanın dayanılmaz boyutlarını sergilemesi açısından şu örneklerden sözedilir: sokaklar, bir müddet sonra cesetten geçilmez bir hal almıştır. çünkü hayatta kalanlar, biraz daha fazla direnebilmek ve kalan enerjilerini daha tasarruflu harcamak adına, sokaklardaki insan cesetlerini taşımaktan bile geri durmaya başlamışlardır. sivillerin besin maddelerinden biri ise, zamktan yaptıkları çorbalar olmuştur. özellikle havanın ısındığı zamanlarda, susuzlukla başedebilmek için, insanlar idrarlarını bir kaba yaptıktan sonra tekrar içmeyi bile denemişlerdir.
  • rus tarihinde yaşanmış en zorlu savaşlardan biridir. 2,5 yıl kadar süren kuşatma boyunca 1,2 milyon civarında rus ölmüş. özellikle kış aylarında alman saldırıları sonucu ölen askerlerin sayısı soğuktan ve açlıktan ölen sivillerin sayısının yanında devede kulak kalıyormuş.

    (bkz: tanya savicheva)
  • çelik alman çemberi şehrin üzerine çökmüşken kış gelip ladoga gölünün donması sebebi ile buz üzerinden yapılan yiyecek ve cephane sevkiyatı ile hatırlanan kuşatma.
  • barbarossa harekatı uyarınca sovyet sınırını hız kesmeden geçen ritter von leeb komutasındaki mihver devletleri kuzey ordular grubunun kuzeyden gelen fin kuvvetlerinin desteği ile 22 haziran 1941 tarihinde başlattığı taarruz, sert sovyet direnişi sebebiyle kuşatmaya dönüşmüştür. 8 eylül 1941 tarihinde leningrad'ın etrafındaki son toprak parçasının da kontrole alınmasıyla kuşatma fiilen tamamlanmıştır.

    temmuz ayında alman ilerleyişine hazırlıksız yakalanan sovyet birlikleri, ilerleyen mihver güçlerine karşı koyacak güce ulaşamadığı için general georgi jukov'un emriyle acil olarak kuzeye kaydırıldı. kaydırılan ordulardan bir kısmı moskova savunması için daha iç kısımlara gönderilirken bir kısmı da general markian popov komutasında leningrad şehrini savunmak için pozisyonun aldı. temmuz sonlarına doğru hitler şehrin ele geçirilmesi emrini verdi. fakat general jukov'un sovyet birliklerine verdiği çekilin emri sayesinde, harekete geçip şehrin dış bölgelerinde sert sovyet direnci ile karşılaşan ve tutunamayan alman birlikleri, işgal harekatını bir kuşatma harekatını çevirmek zorunda kaldı ve birkaç bölge dışarıya doğru rahatça çekildi. sovyet kuvvetleri tamamı şehrin içine kaydırıldığından ve savunma pozisyonu aldığından alman birlikleri bu açığı kullanarak ağustos ayında mevzilerine yerleşmiş, taarruz geniş çaplı bir ablukaya döndünce 4. panzer grubu moskova taarruzu için bölgeden ayrılmıştır.

    temmuz ayının başlarında güney ve kuzeyden şehrin üzerine inmek üzere olan tehlike üzerine şehir konseyi acil durum ilan ederek tüm sivil vatandaşları savunma hattında çalışmak adına görevlendirdi, sivil halk kısa bir sürede şehrin etrafına 200 kilometre uzunluğunda kereste barikat, 650 kilometre uzunluğunda dikenli tel, 700 kilometre hendek ve 5 bin adet toprak top mevzisi inşa etti. etraf bölgelerden yapılabilecek her türlü destek ağustos ayı bitmeden trenlerle şehre ulaştırıldı.

    6 ağustos 1941 tarihinde hitler ilk hedef olarak leningrad şehrinin ele geçirilmesi gerektiği emrini tekrarladı. mevzilenen alman birlikleri öncelikle stratejik önem taşıyan bütün bölgelere yoğun bir bombardıman gerçekleştirdi. böylece leningrad'ı yıldırım hızıyla ele geçirmek için taarruza kalkan fakat sert direniş sebebiyle geri çekilen alman birlikleri ilk organize saldırısına başlıyordu. bu saldırı ile dikkatler güneyden gelen almanlar'a çevrilecek, böylece kuzeyden gelen fin orduları da rahatça kuzey kanadını kapatacaktı. bu kapatma gerçekleşince de bu sefer fin kuvvetleri dikkatleri üzerine alacak saldırılar yapacak ve sovyet birliklerini şehrin kuzeyine çekecekti, bu da güneydeki kuvvetli alman birliklerinin her bombardımandan sonra bir bölge daha ilerlemesini sağlayacaktı. kısacası kuşatmada fin kuvvetlerinin görevi, hitler'e istihbarat sağlamak ve kuzey kanadını kapatarak sovyet ordularını meşgul etmekti.

    hazırlanan plan ekim ayı sonuna kadar düzgün işleyecekti, 30 ağustos tarihinde neva nehrine kadar ulaşan alman birlikleri, kentin son demiryolu bağlantısını da kesmişti. bombardıman eşliğinde ilerleyen alman orduları 8 eylül tarihinde lagoda gölüne ulaşarak kuşatmayı tamamladı. bu sırada fin kuvvetleri de şehrin kuzey banliyölerine 20 kilometre kadar yaklaşmış ayrıca lagoda gölünü geçerek şehre doğu yönünden yaklaşmak için pozisyon almıştı. kent kuzey ve doğudan da tamamen kapanmıştı. ekim ayına kadar yaklaşık bir ay kadar tam kuşatmada kalan şehir dış banliyölerde sert direniş göstererek mihver ordularını şehre sokmamıştı. savunma boşluğundan yararlanan sovyet şok ordusu son bir güçle kuşatmayı kırmak için kuşatmanın zayıf kanadı olan fin doğu taarruz hattını hedef alarak karelyan kıstağı'nda fin ordusuna karşı taarruza geçti ve fin ordusunu 150 kilometre uzaklıktaki svir nehrine kadar sürdü. bu hattın açılması çok önemliydi çünkü bu zamana kadar şehre herhangi bir ikmal doğru düzgün ulaştırılamamıştı ve şehirde kıtlık başlamıştı. kuşatmanın yarılması ve sovyetlerin takviye almasını engellemek için güneydeki alman birlikleri doğudaki tikhin'i ele geçirerek kuşatma hattını fin ordusu ile birleşecek şekilde ilerletmek istedi. ancak general markian popov komutasındaki sovyet ordusu aralık ayında taarruzunu ilerleterek kuşatmayı tamamen kırdı ve alman birliklerini tikhin'den sürdü. kuşatmanın bu kanadı kış aylarında gölün donması sebebiyle kısıtlı sevkiyata izin verdi ve halk bu yolu "yaşam yolu" olarak adlandırdı. bu yol 1942 baharına kadar kısıtlı da olsa açık kalacak böylece leningrad'a az da olsa takviye gönderilecekti.

    1941 aralığından 1942 baharına kadar koşulların sertleşmesi sebebiyle direnişi kıramayan ve sovyet baltık filosu hava desteği sebebiyle fazla ilerleyemeyen almanlar, gölün güneyinde açılan kanadı ikmali kesmek için yoğun bombardımana tutmuştur. almanlar bu dönemde "yaşam yolu" adlı yolu "ölüm yolu"na çevirmiştir, ellerindeki cephane ve imkansızlıklar yüzünden sovyet orduları da almanlar'a karşı herhangi bir üstünlük kuramamıştır. sovyetlerin ocak 1942'de giriştiği lyuban taarruzu iki ay sürmüş, sovyet şok ordusunun etrafının çevrilip yok edilmesiyle son bulmuştur. 1942 yazında karada başarı sağlayamayan fin ordusu, ladoga gölü'ne alman ve italyan gemilerinden oluşan bir filo göndererek gölü kontrol altına almış ve göl üzerinden şehre gelen yardımı kesmiştir. 1942 yazında, şehir tekrardan ablukaya alınmıştır.

    kurduğu planın gerisinde kalan ve şehri ele geçiremeyen hitler, 1942 yazında hedef gözetmeksizin kuşatma altındaki leningrad'a saldırı emri vermiştir, bu zamana kadar genellikle stratejik bölgeleri bombalanan şehir, uzun bir süre topyekün bombardımana tutulmuş, fin orduları kuzey ve kuzeydoğu kanadını tutarken, alman orduları yoğun savunma ateşi altında bombardıman desteği ile ilerleyemeye başlamıştır.

    şehrin dış banliyölerine kadar giren almanlar'a karşı sovyet ordusu ve sivil halk, kısıtlı imkanları kullanarak savunma yapmıştır. bataklığa kurulan şehirde yüksek binalara izin verilmediği için, genel binaların enine, uzun ve maksimum dört katlı olması şehrin savunmasında avantaj sağlamış, kısıtlı güce sahip olan sovyet ordusu ve sivil halk genellikle bombardımandan etkilenmemek için binaların 2. ve 3. katlarına yayılarak alman kuvvetlerine karşılık vermiştir. almanlar bu esnada ele geçirdikleri dış mahallelere yerleşmiş, ve işe yarar binaları yağmalamıştır.

    1942 sonbaharına kadar kentin çevresinde çok şiddetli çatışmalar yaşanmış, almanlar kentin merkezi sayılabilecek sınırlara kadar ilerlemiş, ikmal yetersizliği çeken sovyet birlikleri ve halk sadece havadan gönderilen yardımlarla tutunmaya çalışmıştır. iki taraf için de durumun iyiye gitmediği bu dönemde hem almanlar hem de sovyetler birbirinden habersiz olarak mevcut koşulları değiştirecek bir operasyon yapmaya karar vermiştir.

    şehrin artık düşeceğini anlayan kızıl ordu, sinyavin harekatı adı altında bir operasyona kalkışırken, almanlar da şehri düşürecek olan kutup ışıkları operasyonunu devreye sokuyordu. kızıl ordu, 2. şok ordusunu ileriye sürerken doğudan da bu operasyon için 8. orduyu getiriyordu. almanlar da sivastopol kuşatmasından boşa çıkan birliklerini bölgeye sevk ediyordu.

    kızıl ordu başladığı ani taarruz ile alman hatlarını bir bir yarmaya başladı, taarruzdan ancak iki gün sonra üzerine gelen ordunun direniş olmadığını anlayan almanlar, kutup ışıkları operasyonu için hazırladığı birlikleri sovyet taarruzu karşısına sürmek zorunda kaldı, karşılıklı yüksek kayıplar sonrasında takviye alman birlikleri ile karşılaşan kızıl ordu çekilmek zorunda kaldı. sonuç açısından sovyet birlikleri yarma harekatını gerçekleştirememiş olsa da, kutup ışıkları operasyonunu farkında olmadan engellemişti. operasyonlar sırasında iki tarafın herhangi net bir başarısı olmamasına rağmen, kızıl ordu 40.000 civarında kayıp vermiştir, almanlar sadece 7.000 kayıp vermelerine rağmen, herhangi bir üstünlük kuramamıştır çünkü kızıl ordu'nun asıl kayıpları çekilme esnasında yaşanmış, etrafı çevrilen ordu alman orduları tarafından imha edilmiştir. bu operasyonlarda almanlar tiger tanklarını cepheye sürmüş fakat onlardan teknik arızalar yüzünden gereken verimi alamamıştır. operasyonun almanlar üzerindeki en büyük kaybı ise, henüz sovyetler tarafından bilinmeyen tiger tanklarından bir tanesinin sovyet ordusunun eline geçmiş olmasıdır.

    kızıl ordu'nun yarma harekatı karşısında şaşıran almanlar tüm güçlerini son bir leningrad saldırısı için bölgeye toplarken, sovyet kanadı da sinyavin harekatı sayesinde karşılarındaki ablukayı kırabilecekleri inancına kapılır. kızıl ordu'nun ikinci bir harekatından çekinen almanlar leningrad'ı yeni nesil topları ile tekrardan bombardımana tutar, artık hedef gözetmeksizin top atışları yapılmaktadır. çünkü hitler leningrad'ın ne pahasına olursa olsun 1942 yılı bitmeden alınması kararını vermiştir. aralık ayına kadar alman birlikleri tekrar taarruza başlar ve şehrin iç sınırlarına kadar ilerler. ikmal desteği ile hızlı bir ilerleme kaydeden almanlar, kuşatma çemberini daraltıp şehri tekrardan ablukaya alır. tüm ihtimaller artık leningrad'ın düşeceğini göstermektedir. almanlar, son saldırıyı gerçekleştirmek için geri plandaki tüm top bataryalarını ateşleyerek cephanelerini bitirir. luftwaffe şehrin üzerinde aralıksız bombardımana başlar. amaç şehri tamamen zayıflatıp daha az zaiyatla şehri ele geçirmektedir. ocak ayının başında alman birlikleri son hazırlıklarını tamamlamış bir şekilde beklemektedir.

    bu hazırlıkların bir kısmından haberdar olan sovyet güçleri, acil olarak iskra harekatını planlar. plan basit bir kumardan ibarettir, kuşatmanın kalkması ve desteğin gelmesi için son bir yarma harekatı planlanır. leningrad savunmasıyla görevli kızıl ordu, volkhov cephe birlikleri ile birleştirilerek hazırlanır. kara kuvvetlerinin arkasına baltık hava filosu eklenir. 12 ocak günü ladoga gölünün güneyine doğru başlayan kızıl ordu taarruzu, karşı saldırı beklemeyen alman ordusunun ablukasını iki hafta içerisinde kırar ve cephede 10 kilometrelik bir hattı sağlama alır. alman birlikleri yarılan hattı kapatamaz ve geri alana mevzilenmek zorunda kalır. böylelikle "hayat yolu" olarak adlandırılan alan tekrardan geçerlilik kazanır. bölgeye hızlı bir şekilde yapılan demiryolu ile leningrad ikmal hattı güçlendirilir.

    kuşatmanın kırılmasının ardından şehrin dış kesimlerinden çekilen alman birlikleri, aldıkları takviyeler ile şehri bombardımana tutsa da ikmal hatları güçlenen leningrad'a herhangi bir taarruz başlatamamıştır. iskra harekatından sonra yaklaşık bir yıl süren saldırılar da kızıl ordu karşısında başarı gösteremez, sovyet birlikleri 14 ocak 1944 tarihinden itibaren alman ve fin birliklerine karşı taarruza geçer ve mihver ordularını hatlarının 80 kilometre gerisine sürer direniş karşısında pes eden almanlar hattın gerisine mevzilenmek zorunda kalır ve böylece 27 ocak 1944 yılında fiilen 872 gün süren leningrad kuşatması sonlanmış olur.

    kayıplar resmi olmasa da bir kuşatmaya göre iki taraf için de ciddi derecede ağırdır. sovyet birlikleri 400.000 civarında asker, 1 milyon civarında sivil kayıp vermiştir. sivil kayıpların 350.000 kadarı "hayat yolu" adı verilen bölgede gerçekleşen tahliye sırasında meydana gelmiştir. alman birlikleri, 150.000 üzerinde asker kaybetmiştir. fin kayıpları da çeşitli kaynaklarda 10.000 civarında gözükmektedir.
  • leningrad kuşatması (8 eylül 1941 – 7 ocak 1944), altmışbeş yıl önce, yani 27 ocak 1944'te, o zamanki adıyla leningrad, şimdiki ismiyle petersburg şehri halkı, dokuz yüz gün süren alman kuşatmasını kırmayı başardı. dünya tarihinin bu en uzun ve en korkunç kuşatması, bir milyona yakın sivil insanın, açlık ve soğuktan ölümüyle sonuçlanmıştı.
    beyaz deniz ile baltık denizi, -bir kanal, iki göl ve iki nehirle- bir su parkı gibi birleşmiştir. bu göllerden daha kuzeyde olanı onega, güneydeki ise -aynı zamanda avrupa’nın da en büyüğü olan- ladoga’dır. işte neva, otuzdan fazla ırmağın suyunu yutan ladoga’nın dışarı akıttığı tek nehirdir. daha güneyde, ilmen gölü’nden gelen volhov ırmağı da ladoga’ya akar. ünlü rus prensi aleksander nevski’nin 13. yüzyılda egemenlik kurduğu tarihi novgorod kasabası da bu gölün kıyısındadır. işte petersburg, bütün göllerin ve nehirlerin aktığı ladoga’dan çıkıp baltık’a akan neva’nın geniş deltası üzerine kuruludur.

    alman planı
    petersburg’un caddelerinde, katedrallerinde, müzelerinde gezilecek yerleri bitirmek ne mümkün, ama bir defasında, şehri dolaşmayı bırakıp koca bir günümün yarısını ladoga gölü’nde geçirme kararı almıştım. aslında, ladoga ve onega’nın batısında, vahşi ormanlarıyla ünlü karelya bölgesi iki ülke tarafından paylaşılmıştır ve ben finlandiya bölümünde yıllar önce, uzun sayılabilecek bir süre, iki haftaya yakın kalmıştım. fakat ladoga’yı görme arzum, birkaç saatliğine de olsa petro’nun medeniyetinden yabanıl doğaya kaçma arzusu değildi. zihnimde yer etmiş, çok daha `vahşi’ bir tablonun coğrafyasını görme arzusuydu, beni bu soğuk zamanda buralara sürükleyen italyan yazar curzio malaparte’nin anlattığı manzaranın yaşanmış olduğu yeri görme arzusu.
    taksi şoförüne `dur’ dedim ve arabadan inip diz boyu karlara bata çıka, birbirine geçmiş dalların arasından sıyrılarak fazla uzakta olmayan gölün kıyısına ulaştım. ladoga kuzey kıyılarından başlayarak henüz yeni yeni donuyordu. işte tam burada, ikinci dünya savaşı sürerken ve petersburg kuşatma altındayken, almanların yanında savaşan fin ordusuyla, onlardan kaçan rus askerleri arasında en feci çarpışmalardan biri meydana gelmişti.

    rüzgâr, gölün mermer gibi beyazlaşmış buz yüzeyinde birikmeye çalışan toz karı ıslıklar çalarak süpürüyordu. karşımda, kar tozunun yarattığı bulutun içinde, o sahnenin hayali belirdi; yüzlerce at kafasının buz tutmuş ladoga’da yan yana dizilmiş haldeki manzarası.

    savaşın korkunçluğunu başka hiçbir imge bu kadar ürkütücü anlatamaz. petersburg’da dehşet ve umut, zaten çoğu zaman at imgesiyle ifade edilir. puşkin’in bronz atlısı ayzenştay ın ekim’ filmindeki beyaz at sahnesi, aniçkov köprüsü’nde gem vurulan yabani atlar ve son olarak ladoga gölü’ndeki donmuş atların kafaları. malaparte, `hem korkunç, hem şahane’ dediği sahnenin nasıl meydana geldiğini de anlatır kaputt’ta.
    finlandiya kuvvetleri, vioksa ormanını geçtikten sonra sonsuz, vahşi raikkola ormanının eşiğine varmışlar ve rus birliklerini kuşatmışlardı. sovyet topçusu kuşatmadan kurtulmak için, araçlar ve atları gölden geçirip daha güvenli bir yere mevzilenmeyi düşünüyordu. ama bunun için çağırdıkları sallar bir türlü gelmiyordu. her bir saatlik gecikme korkunç sonuçlar doğurabilirdi. çünkü soğuk giderek şiddetleniyordu, daha fecisi göl her an donabilirdi. özel fin birlikleri ormana her yandan sızıyor ve bastırıyordu. üçüncü gün, muhtemelen bu birlikler, raikkola ormanını ateşe verdi. ateş çemberi içinde sıkışıp kalan insanlar ve bin kadar da at alevlerden ve finlilerden oluşan ateş çemberini yararak korkunç çığlıklar içinde kendilerini göle attılar. o kısımda göl çok derin değildi, ama kıyıdan yüz adım uzaklaşınca dip uçurum haline geliyordu. burada, korku ve soğuktan titreyerek sıkışıp kalan atlar, başları yukarıda kalarak suyun içinde bekleşiyordu.

    sovyet uçaksavarı
    malaparte’nin tarifiyle, `gece olunca, murmansk denizinden doğru çığlıklar atan bir melek gibi bu taraflara inen ve toprağı bir anda öldüren’ kuzey rüzgârıyla, ’su, üzerine vurulan bir camın çıkardığı sesle çatır çatır, bir anda dondu’.işte manzara bu şekilde oluştu.bu manzara, birkaç kilometre ötedeki petersburg’da aynı ateş ve buzdan kıskaç altındaki insanların içinde bulunduğu manzarayı andırıyordu.
    havayoluyla bu şehre gelenler, moskovski prospekt üzerinde merkeze doğru yaklaşırken, `dur yolcu’ anlamına gelen bir anıtın önünden geçer. gerçi taksi -belki gayrı ihtiyari biraz yavaşlar- ama durmadan geçip gider leningrad’ın kahraman savunucuları anıtı’nın önünden. bu anıt, bu şehirde, bu pırıltı, şaşaa ve görkem şehrinde, bu şehrin tarihinde çok yeni bir tarihte, acıların en büyüğünün yaşandığını anlatır gezgine. sovyet iktidarının 1975 yılında tamamlayıp açtığı bu görkemli anıtın ortasında 38 metre yükseklikte bir obelisk vardır. bu dikilitaşın her iki yanında uzanan duvarın üzerinde ise 900 günlük direniş, bronz heykellerle yabancılara anlatılır, petersburglulara da anımsatılır. bu anıt, almanların dayandığı cepheye, çok değil dokuz kilometre uzaklıkta bir yerdedir aslında. dikilitaşın alt bölümünde, 40 metre çapında demir bir halka geçirilmiştir ve tabii ki şehrin kuşatılmasını ifade etmektedir. yolun altına doğru derinleşen anıtın merdivenlerinden indikçe hüzünlü bir müzik duyar ziyaretçi. burada 900 bronz lamba yanarken, bir metronom, kuşatma sırasında yaşayan petersburgluların savaş boyunca radyoda duyduğu tek sesi, o aralıklarla tekrarlanan acil anons sesini vermektedir. demektedir ki, tüm petersburgluların kalbi yine aynı şekilde atmaktadır. yanıp sönen ışıklarla ziyaretçiyi yanına çağıran kabartma haritada, savaşın günbegün değişmesi işaretlenmiştir ve büyük ekranda, kısa ama dayanılması zor belgesel filmler oynamaktadır.
    leningrad kurbanları için şehirde yaratılan tek yer burası değildir kuşkusuz. piskaryovsko mezarlığı’nda, yakınlarının kızaklarla sürükleyerek getirdiği ya da şehrin çeşitli noktalarından toplanan binlerce kurbanın toplu mezarı vardır. kuşatmanın sona ermesinden üç ay sonra açılan solyanoy’daki blokaj müzesi’nin de aslında trajik bir öyküsü vardır. inanması güç bir öyküsü. savaştaki tankların, uçakların, bazı eşya ve görüntülerin sergilendiği müze, açıldıktan üç yıl sonra stalin tarafından kapatılmış, müdürü kurşuna dizilmiştir. neden? belki de, stalin, leningrad’ın yalnızca kahramanca direnmiş olduğunun bilinmesini istiyordu, çekilen acılardan söz edilmesini kabul edemiyordu, acınacak hiçbir şey yoktu leningrad’da -ne de rusya’nın hiçbir tarafında, hiçbir müzesinde, sanat eserinde, müziğinde, resminde, edebiyatında. yalnızca zafer, gurur, başarı sergilenmelidir, sovyetler birliği’nde bundan başka hiçbir şey yoktur, böyle olduğunu düşünenler sovyet düşmanıdır-sonları bilinmektedir. blokaj müzesi de ancak mihail gorbaçov’un glasnost iktidarından sonra, 1989'da yeniden açılabilmiştir.

    leningard savumasında ruslara verilen madalya
    savaşın ilk günlerinde almanlar, sovyet ordusuna eşi görülmemiş zararlar verecek ve büyük miktarlarda sovyet toprağı ele geçirecek kadar başarılıydı. şok oldukça büyüktü. alman birlikleri 14 temmuz’da leningrad kapılarındaydı. şehri 8 eylül’de tamamen kuşatmışlardı. ve 22 eylül 1941'de alman donanma merkezi `petersburg şehrinin geleceği üzerine’ isimli gizli bir yönergeyi çıkardı. bu yönergede şunlar yazılıydı:

    `führer, petersburg şehrini yeryüzünden silmeye karar verdi… sovyet rusya’nın yenilgisinden sonra bu büyük yerleşim alanının daha fazla var olmasının herhangi bir yararı yoktur… şehrin sıkıca ablukaya alınarak ve havadan aralıksız bomba saldırısı yapılarak her metrekaresinin toplarla bombalanması yoluyla yerle bir edilmesi niyetindeyiz.’

    ardından leningrad siyasi otoritesi, bir kuşatma halinde olduklarını açıkladı. almanlar şehri acımasızca havadan ve karadan bombalıyordu. bu arada bronz atlı, yıkılmaktan korumak için, kum ve tahta levhalardan yapılmış özel bir lahite yerleştirilmişti, heykel bu şekilde şehrin ortasında hâlâ ayaktaydı. şehrin sakinleri bronz atlı’nın yerini koruduğu sürece leningrad’ın (yani petersburg’un) ele geçirilemeyeceğine dair efsaneyi anımsamışlardı. diğer leningradlılarla beraber şostakoviç’in de dahil olduğu konservatuvarın öğretmen ve öğrenci grubu şehrin etrafında tanklara karşı siperler kazıyorlardı. şostakoviç daha sonra, piyanist sofronitski ile beraber yangın ekibinde görevlendirildi. konservatuvar çatısından etrafı izleme talimatı almışlardı. ayrıca ünlü besteci, ön saflardaki askerlere moral kazandırmak için şarkılar yazıyordu.
    alman ablukası eylül 1941'den ocak 1944'e kadar sürdü. bu 29 ay şehrin kuruluşundan beri geçirdiği en trajik zamandı ve tarihe `900 gün’ olarak geçen bu süre boyunca, yaklaşık 3 milyon olan şehrin nüfusunun, kimi hesaplamalara göre bir milyon, kimi hesaplamalara göre ise iki milyonu, bombardıman, hastalık ve en önemlisi açlıktan hayatını kaybetti. ablukanın neden olduğu ölüm sayısı muhtemelen hiçbir zaman belirlenemeyecektir, tıpkı şehrin kuruluş inşasında ölenlerin sayısının belirlenemeyeceği gibi. leningrad kuşatmasında, sovyet yönetimi politik nedenlerden dolayı durumun aslını gizlemeye ve olduğundan farklı göstermeye çalışmışlardır. bu yüzden umutsuzca karışmış olan eldeki veriler, farklı yorumlara hep açık olacaktır.
    kuşatma sırasında işçilere günde 200 gram, aile üyelerine ise 175 gram (2 ince dilim) ekmek verilmekteydi. kuybişev’e tahliye edilen şostakoviç, 1942'de bir arkadaşına şöyle yazdı: `leningrad’dan zaman zaman okuması inanılmaz derecede acı veren, örneğin; köpeğim ve birçok kedinin yenmiş olduğunu bildiren mektuplar alıyorum.’
    ablukanın ilk birkaç ayında evde beslenen kuşlar; kanaryalar ve papağanlar yendi ve sıra sokaktaki kuşlara, güvercinlere, kargalara geldi, sonrasında ise aç gözler fare ve sıçanlara çevrildi. insanlar inanılmaz bir yaratıcılıkla etraflarındaki her şeyin yenilmesi mümkün olan kısımlarını söküp çıkarmayı denediler, örneğin duvar kâğıdı, kitap ciltleri, kaynamış deri kemerlerdeki macunu kazıdılar, her çeşit ilacı, petrol peltesi ve gliserini tükettiler. leningrad dolaylarındaki bataklık kömürünün besleyici olduğu düşünülüyordu, iki maşrapa bataklık kömürü bir dilim ekmekle takas edilebiliyordu.

    aşırı soğuklar yüzünden, bazen, bir günde 30 bin insanın bile açlıktan öldüğü zamanlar oluyordu.

    leningard kuşatması
    yine tarihçi volkov’un anlattıklarından biliyoruz; insanlar yürüyor ve düşüyorlardı, ayağa kalkıyor ve sendeliyorlardı. sokaklar cesetlerle doluydu. eczaneler, kapı girişleri, merdiven sahanlıkları, iskele ve eşiklerde, her yerde cesetler vardı; insanlar onları terk edilmiş çocuklar gibi sokağa attıklarından orada öylece durmaktaydılar. kapıcılar sabahleyin onları çöp gibi süpürmekteydiler. cenaze törenleri, mezarlar ve tabutlar çok gerilerde kalmıştı. bu hiç kimsenin üstesinden gelemediği bir ölüm seliydi. hastaneler, binlerce mavi, zayıf ve dehşet veren ceset yığınıyla tıka basa doluydu. insanlar sessizce ölüleri kızakların üzerinde sokağa taşımaktaydılar. onları paçavralara sarmışlar ya da basitçe üstlerini örtmüşlerdi, hepsi de iskeletler gibi kurumaktaydılaré sonradan ortaya çıkan ve iğrenç kuşatmanın simgesi haline gelen siyah beyaz fotoğraflarda görülüyordu; buz kızakları üzerinde ölülerini peşlerinden sürükleyenler de ölüden farksızdılar. pek çoğu kendi akıbetine alışmak ister gibi taşıyordu yakınlarının ölüsünü.
    kuşatmanın son yılında, yiyeceksizlikten ölen 12 yaşındaki tanya saviçeva’nın yürek parçalayıcı günlüğü hâlâ capcanlı:
    ‘zhenya 28 aralık 1941'de saat 12:30'da öldü. büyükannem 25 ocak 1942'de saat 3'te öldü. lyoka 17 mart 1942'de saat 5'te öldü. vasya amcam 13 nisan 1942'de saat 2'de öldü. lyoşa amcam 10 mayıs 1942'de saat 4'te öldü. annem 13 mayıs 1942'de saat 7:30'da öldü. saviçev’ler öldüler. herkes öldü. yalnızca tanya.
  • 69 yil sonra tv kanali kapattirmistir.

    "moskova'dan yayın yapan, ülke çapında kablolu yayınla izlenen, genelde yüksek eğitimli, şehirli, muhalif kitlelerin izlediği 'dojd tv' (yağmur tv,) leningrad kuşatmasıyla ilgili düzenlediği bir anket yüzünden büyük şok yaşıyor.

    tv kanalının web sitesinde yayınlanan, sonra canlı yayında da konuşulan soru şuydu: 'leningrad kuşatması sırasında direnip yüz binlerce hayat yitirileceğine, şehir nazilere teslim edilse daha mı iyi olurdu?'

    bu soru geniş kitleler tarafından, çok azı hala hayatta olan direniş acısı çekmiş insanlara hakaret olarak yorumlandi, ve kitlesel öfke dalga dalga yayılınca ülkede gündem değişti.

    dün rostelekom ve akado'dan başlayarak, dojd tv'nin yayınını ülkeye dağıtan önde gelen kablo tv şirketleri kanali yayinlamama kararı aldılar. konu etrafında tartışmalar devam ediyor. tv kanalı özür dilese de, zaten muhalif yayınları ile bir kesimden tepki aldığı için, yetkili makamlarca affedileceğe benzemiyor.

    bazı şirketlerin yayına yeniden başlayabileceği belirtiliyor. ama gelinen noktada, putin'e olan muhalefetiyle de bilinen kanalın başının dertten kolay kurtulamayacağı anlaşılıyor. hatta ceza davasının muhatabı olması bile gündemde."

    kaynak: turkrus.com