şükela:  tümü | bugün
  • albert camus nün deneme kitabının adıdır. önsözde camus nün intihar eden bir adamla ilgili söylenebilecek şeyler hakkında yazdıklarına dikkat edilmesi gerekir. her camus eseri gibi bu da bir anlamda şaheserdir.
  • camus yıllar sonra ben aslında yazmak istediğim herşeyi buraya yazmıştım demiş. tersi ve yüzünü kastederek.
    can yayınları bastı.
  • camusun 22 yasında yazdığı bi kitap
  • camus ve otoriteler tarafından da camus nün en önemli eseri olarak anılmaktadır. hatta camus bu yazıyı çok gençken yazdığından hareketle "insan döne döne aynı şeyi anlatır gene" yi haklı çıkarırcasına bir ironide yapmış vakti zamanında.
  • bu kitapta toplanmiş olan denemeler 1935 -1936 yillari arasinda yazilmiş,ilk baskisi bir yil sonra az sayida cezayirde basilmiştir.
  • camus'nün ardından yazdığı onca şeye rağmen yaşamın/yaşamının temelinde bulduğu ve "biliyorum, birgün yeniden ona döneceğim" dediği bu küçük kitap, eğer uçurumun ucuna dek geldiyseniz sizi aşağı düşürecek zarif bir dokunuş yapabilir.

    "(...) birdenbire anlar ki yarın da böyle olacaktır, öbür gün de, tüm öteki günler de. ve bu çaresiz buluş ezer onu. işte böyle düşünce öldürür insanı. bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler kurar. (...)"

    "şimdi ocakta ateş küllerle örtülüyor. hep toprağın o değişmez iç çekişi. bir darbukanın düzenli şarkısı duyuluyor. güleç bir kadın sesi çınlıyor üzerinde. körfezde ışıklar ilerliyor - mendireğe dönen balıkçı kayıkları olmalı. yerimden gördüğüm gökyüzü üçgeni günün bulutlarından sıyrıldı. yıldıza batmış, duru bir soluk altında titriyor, çevremde de gecenin yumuşak kanatları çırpınıyor ağır ağır. içinde kendi kendim olmaktan çıktığım bu gece nereye kadar gidecek? basitlik sözcüğünün tehlikeli bir niteliği var. ve ben bu gece yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında artık hiçbir şeyin önemi kalmadığı için ölmek istenebilmesini anlıyorum. bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. saygı görür. sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. dostu biraz dalgın konuşur onunla. evine dönünce, adam kendini öldürür. sonra gizli dertlerden, bilinmeyen dramdan söz edilir. hayır. ille de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini. böyle işte, dünyanın derin anlamını duyar gibi olduğum her seferde, onun basitliği şaşırttı hep beni. annem, bu gece ve garip ilgisizliği."

    "(...) hep böylesinin daha iyi olduğu kesinliği, dünyanın tüm anlamsız basitliğinin bu odaya sığındığı duygusu değil de ne tutuyor onu bu odada? (...)"
  • camus'nün nasıl bu kadar büyük bir etkiye sahip olabildiğine dair tüm ipuçlarını veren, her paragrafından sonra insanı uzun bir düşünce zincirine sevk edebilen eser.
  • "toplumun ayırdıklarını yalnızlıklar birleştirir."

    "varlık fazlalığıyla birlikte yok olan özgürlüğün cimrisiyim."
  • çok yönlü bir camus okumasına olanak veriyor bu küçük kitap.

    benim için en çarpıcı yanı, camus'nün tam 20 yıl sonrasından 22 yaş albert'ine bakışı ve oradan hareketle tüm hayatını ve yürüdüğü yolları önümüze serdiği önsözü.

    önsözde nietzsche'nin amor fati'sine de göz kırparak; yazgısını, bulunduğu koordinatları kabullenişi ve ötesi onunla kavga etmeden, değiştirmeye çalışmadan hatta hatta severek o çizgide ilerlemenin kararını verdiği o kırılgan anın fotoğrafıyla, sefaletle güneşin dansından yaratılmış benliğinin tasvirini yaparken bir kere daha hayran oluyorsunuz camus'ye.

    20 yıl sonra diyor ki gene bu adam "çok yürüdümse de o kadar ilerlemedim" bunu diyor ve üzerinden geçen onlarca yıla bakmaya zorluyor okuyucusunu.

    önsözle ya da denemelerle ilgili söylenecek çok şey var, altı çizilmiş burada alıntılanabilecek yığınla cümle ve üzerine yapılacak bir o kadar yorum. cümleleri daha fazla uzatmak yerine "nee? 22 yaşında mı yazmış, en fazla ne demiş olabilir ki?" deyip kitabı es geçmeden, daha büyük bir camus perspektifi edinmek adına okuyun diyorum ben.

    "olsun, gene de güneş ısıtıyor kemiklerimizi'"