şükela:  tümü | bugün
  • everybody knows bir şaheserdir gözümde. sırf bu şarkıdaki yorum için bile taparım ben bu adama.
  • kanadalı bir arkadaşım sayesinde tanıştım seneler önce, kendi hakkında çektiği belgeseli izlemiştim hiç sevmemiştim ama şarkıları dinlenir ve kitapları okunur sanatçı.
  • üç harfli kelime isimli aşk mektupları derlemesinde had safhada kişisel ve akıllara ziyan bir mektubu bulunan chelsea hotelmüdavimi.
  • bu yıl kapsamlı bir turneye çıkacak olan derviş. 29 temmuzda atina'da bir konseri var. 2 gün sonra nerede olur bilinmez.
  • bu sabah gazetede "leonard cohen istanbul'a gelebilir" diye bir haber okudum, beni çimdiklesin diye de arkadaşıma gösterdim gözlerim dolu dolu, lakin şimdi haberi internette bulamıyorum, resmi web sitesi de açılmıyor pis herifin. kendimden şüphelenmeye başladım. hah, bir de facebook'a bakayım..
    (bkz: allahım allahım)
    (bkz: haleluya)
    (bkz: http://www.bbc.co.uk/…080312_cohen_world_tour.shtml)

    eeedit! 5-6 ağustos'a kadar dondurulmak istiyorum kartman gibi!
  • sozlerindeki samimiyeti asilamaz duzeylerde hissedilen kisidir.

    (bkz: samimiyet)
  • toplamı 1 saati belki bulacak zorunlu aralıkları bir kenara koyarsak, 16:30 - 06:30 arasında hiç durmaksızın 14 saat boyunca dinlediğim insanüstü varlık. ertesi gün arkadaşıma sordum; "bir insan neden gün boyunca leonard cohen dinler?". "leonard cohen'in sesine ihtiyacı vardır o gün." şeklinde cevap verdi. peki bir insanın neden cohen'in sesine ihtiyacı olur ki? nasrettin hoca'nın şu hikayesi açıklayabilir belki bunu: hoca bir gün damdan düşer. doktor çağıralım diye etrafına üşüşen kalabalığa; "bana doktor değil, damdan düşmüş bir adam bulun" der... işte böyle biridir leonard cohen. dinlemeye başladığınızın 14. saatinde dahi aynı şeyleri hissettirir. ne midir o şey? karanlık...
  • insana leonard cohen dinleten ruh halini, gene en güzel kendi ifade etmiş: "i don't consider myself a pessimist. to me a pessimist is someone who is waiting for it to rain, but i feel soaked to the skin." (kendimi kötümser biri olarak görmüyorum. bence kötümser insan yağmur yağmasını bekler, oysa ben iliğime kadar ıslanmış hissediyorum).
  • 12 temmuz 2008 günü amsterdam'da muhteşem bir konser vermiştir. sahneye 19:45 de çıkmış yaklaşık üç saat sahnede kalmış 3-4 kere bise çıkmıştır; neredeyse bütün popüler şarkılarını çalmıştır. yeni yetme, kendini as solist sanan iki günlük şarkıcılar gibi konserden önce seyricelirini yarın saat 40 dakika arası bekletmek yerine kendisinden bekleneceği üzere izleyicisine olan saygısını gösterip hepi topu 15 dakika geç çıkmıştır sahneye. konser süresince, o yaşına rağmen, süper performans sergilemiştir. tadı damağımızda kalmıştır. ayrıca t-şörtleri 45 eurodan satan konser organizatörlerini kınıyorum buradan.
  • otuzuna merdiven dayamak gerekiyormuş şarkılarından haz almak için. birikmişlik, yaşanmışlık arttıkça ne demek istediği de daha iyi anlaşılıyor sanki. famous blue raincoat kimisi için mıy mıy bir slow şarkı olabilecekken, en yakın arkadaşı o kişinin hayatının aşkını elinden aldığında ve o kişi demet akalın şarkıları tadında bir acımadı kiii, acımadı kiii moduna girecek zeka yaşını aştığında, affetmenin, kaybetmenin, kabul etmenin, hayatın doğasını anlamanın ve insanları özgür bırakmanın unutulmaz marşı olur.

    ha bir de "waiting for the miracle" dünyada gelmiş geçmiş en iyi on şarkı listeme kafadan girmiştir, bundan sonra da girecektir.