şükela:  tümü | bugün soru sor
  • xavier dolan'ın cannes film festivali'nden yine ödüllerle dönen ikinci filmi. j'ai tue ma mere'de olduğu gibi yine senaryosu ve başrolü kendisine ait. fragmandaki bang bang versiyonu dalida'ya ait.

    http://www.lesamoursimaginaires.com/

    http://www.imdb.com/title/tt1600524/
  • (bkz: heartbeats)
  • 89 doğumlu genç yönetmen xavier dolan'ın i killed my mother'dan sonra çevirdiği ikinci,etkileyici film.
  • filmde kullanılan tüm parçalar cast kısmında isimleriyle yer almaktadır ayrıca şu 3 soundtrack'in kullanıldığı sahneler film içinde video klip gibidir:

    dalida - bang bang
    isabella pierre - le temps est bon
    the knife - pass this on
  • (bkz: marshmallow)
  • xavier dolan , ikinci uzun metraj filminde ne yazık ki beklentilerimi karşılayamadı.. ilk filminin başarısı sanırım dolan’ı bundan sonra epey bir zorlayacak…

    dolan bu filminde üçlü bir aşk üçgenini anlatıyor. francis ve en yakın arkadaşı marie’nin nicolas adlı bir gence duydukları aşk ve kıskançlıkları filmin merkez noktası. karşılıksız aşk sancıları, diğer bedenlerde bulunan teselliler ama nicolas ‘a karşı duyulan büyük tutku… geriye acı ve hüzün… tabi dolan farkıyla renkli hafif absürt ama yeri doldurulabilir …1950 li yıllardan fırlamış garip bir kadın marie. kültürlü entelektüel tecrübeli ama farklı… farklı olduğunun da bilincinde diğer kadınlardan kendini daha özel gördüğü de çok açık… francis daha genç tecrübesiz romantik bir gay erkek. iki dost ilk görüşte aşık oluyorlar nnicolas’a büyüsüne güzelliğine kapılıyorlar… birbirlerinden de kıskanıyorlar bu arada nicolas’ı belki en çok da birbirlerinden… rekabet var aralarında nicolas için çarpışma, yeri gelince kavga, gözyaşı… iki eski dostun bu didişmeleri nicolas tarafından fark edilince kahramanlarımızın dahi ihtimal vermedikleri bazı gelişmelerin ardından çözülme de kaçınılmaz oluyor… kahramanlarımız da bu çözülmeden paylarına düşen acı ve hüznü alıyorlar tabi..

    yukarıda belirttiğim gibi bu sefer ne yazık ki olmamış… xavier dolan’ın yaşına göre sinemasal perspektifinin gelişmiş olduğu yönünde herhangi bir kuşkum yok ama kendi tarzını yaratmada epey zorlanacağa yönünde ciddi kaygılarım var…

    dolan ilk filminde gerek cesareti gerek filmin diyalogları gerekse de kamera hareketleri ve vurgularıyla olumlu sinyalleri vermişti ancak bu filmini ne yazık ki ünlü kimi yönetmenlerin tekniklerini hatta bazen repliklerini bir görsel kolaj haline getirerek kotarmaya çalışmış ... bertolucci ’nin the dreamers filminden tutunda, wai’ye, tarantino ’ya bir çok yönetmenin bazen filmlerindeki kareleri bazen renk kullanımını ses kullanımını kamera açılarını çok ağır olacak ama hoyratça kullanarak ne yazık ki olabildiğince alıntı barındıran kısaca özgün olmayan bir filme imza atıyor dolan bu çalışmasında…

    ilk filminde de oldukça yoğun bir won kar wai etkisi almıştım ama özgün bir taraf da vardı filmde ...dolan
    bu etkiyi olumlu noktada kullanmayı bilmiş kendince içselleştirmeyi başarmıştı ama ne yazık ki bu film için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim… taklit demek istemiyorum çünkü sinemada taklit yoktur esinlenirsin bu doğaldır ama bunu filminde eritmen kendince şekillendirmen gerekir… işte dolan henüz bu aşamaya gelememiş bu sebeple de bu filmi olmamış …

    her şeye rağmen dolan’dan umutluyum kendini bulacak ama daha çok film çekmeye ve eleştirilmeye şiddetle ihtiyacı var… farklı olacaksa kendi sitili olmalı şu an için dolan bundan çok uzak…
  • bir adonis ile ona aşık audrey hepburn ile james dean'den oluşan sevimli film. ara ara ağırçekimler ve yükselen müzikle size almadovar etkisi yaratsa da, hayali aşıklar'da xavier dolan hala kendi tarzını arıyor. renk seçimleri, müziklerle renklendirmeler, güçlü sonbahar klişe konuya oldukça keyifli bir hal katıyor. ilk filmi ile 17 ödülle eve dönen dolan, ilki kadar keyifli olmasa da oldukça güzel çekilmiş bir filmle karşımızda. 22 yaş için oldukça iyi !

    http://www.imdb.com/title/tt1600524/
  • mesele esinlenme ise, her halde en çok, karakterlerimizi gayet "masumca" parmağında oynatan nico'nun, filmin bir yerlerinde, şapkası ile de yâdedilen, tadzio'ya fena halde benzemesidir.
  • fena film değildi de, sonunda dedim kendi kendime "ulan bi threesomela bitseydi de herkes mutlu olsaydı." böyle bi filmin başka mutlu sonu olamaz maalesef.