şükela:  tümü | bugün
  • ilk kez 1954 yılında çekilmiştir fransız yapımı ve yönetmeni henri georges clouzot'dur.hitchcockla kapışır.
  • diabolique'in orijinali.
  • fransız edebiyatında, dekadans döneminin, önemli yazarlarından barbey d'aurevilly'nin romanı.
    filmin bu romanla bir ilişkisi yok.
  • les diaboliques (celle qui n'était plus) adıyla 1952'de yayımlanmış boileau-narcejac romanı.. clouzot bu romandan yola çıkarak diabolique'i çekmiştir..
  • korku sinemasından kaybolan ceset, gece odada beliren yabancı gibi klişeleri yaratıcı bir biçimde ödünç alıp, havuz ve küvet gibi kolay kolay eskimeyecek korku araçları hediye etmiş, şaşırtıcı bir başyapıttır orjinali. en ilginç sahnesi ise fotoğrafta beliren hayalet esprisini çok farklı ve etkileyici bir şekilde sunduğu okul fotoğrafı bölümüdür. yeniden yapımlarının her biri, bir öncekini aratır niteliktedir.
  • les diaboliques (ingilizceye she-devils olarak cevrilmistir) barbey d'aurevilly'nin 1874 yilinda yayimlanan oyku kitabi. kitapta diabolik, seytani kadinlari anlatan alti oyku bulunur. oykuler tamamen birbirinden bagimsiz olsalar da anlati icinde anlati, dandy erkek karakterler, seytani kadin karakterler, suc, erotik vahset, gunah, devrim ve napolyon sonrasi fransa, onemini yitiren (ki barbey bundan son derece rahatsizdir) aristokrasi ve normandiya (kuzey fransa) gibi oykulerde tekrarlanan konular oykulerin belli bir sistemi olduklarini gosterir.
  • 1955 yapimini dun gece gerile gerile izledigim film. eskiden, ulan eski filmlerden ne gerilecem, ne efekt var ne dogru durust senaryo derdim, hitchcock filmleriyle azda olsa seneryo konusundaki dusuncelerim oldukca degisti (bkz: stage freight) (bkz: i confess) (bkz: rebecca), ama diabolique efektleriyle de adami tirstiriyo be. hele son 20-25 dakkasinda acaba gece gece degil de gunduz mu seyretsem bile oldum
  • henri georges clouzot yapımı meşhur korku filmi.

    geri kalanı spoiler efenim. çok tepki geldi, okumayınız!

    okul müdürü ile metresinin kurduğu kumpasın biraz dikkatli izlenince filmin ilk yarısında kolaylıkla fark edilebileceği henri georges clouzot yapımı meşhur korku filmi.

    filmin son yarım saatini izlerken müthiş geriliyorsunuz. hatta belli etmek istemiyorsunuz ama hafiften tırsıyorsunuz da.. adamın gerçekten ölmediğini, bütün bu entrikanın altından söz konusu müdür ile metresinin çıkacağını yüksek bir ihtimalle tahmin etmiş olmama rağmen, "ne oluyo lan!" diyerek tırsmadım desem yalan olur. kadının, filmin sonlarına doğru gece vakti odasından çıkarak koridorda yürüyüp tekrar odasına dönüşü ve orada kocasının cesediyle karşılaşmasından oluşan sekans bence sinema tarihinin en iyi korku sekanslarına geçebilecek nitelikte. müthişti! hele hele o daktilonun önündeki eldivenler ve kağıdın üzerinde yazılı olan isim..

    konunun işlenişi de güzeldi; oyunculuklar da.. özellikle çocukların doğallığı, bir korku filminden dışarı çıkıp çocuksu umutlara dair nefes almamızı sağlıyor biraz; fazla geçmeden entrikanın içine dalıyorsunuz. çok da abartmadan, imdb'de 8 puan verdiğim film, yönetmeni clouzot'un, alfred hitchcock'u haddizatında kafaya takmış bulunduğunu gösteriyor; besbelli hırs yapmış adam..
  • orta halli kapasiteli roger ebert'in söylediğine göre, bu filmi izleyen bir adam alfred hitchcock'a bir mektup yazıp şunları demiş: "kızım diaboliques'i seyrettikten sonra banyo yapmaktan korkuyordu. şimdi de sizin çevirdiğiniz psycho 'yu seyretti, artık duşa girmekten de korkuyor. şimdi ben ne yapacağım?" alfred amca da cevabı yapıştırmış: "kuru temizlemeciye gönderin!"

    hikayenin orjinali: the famous story: a man wrote to alfred hitchcock: "sir, after seeing `diabolique,' my daughter was afraid to take a bath. now she has seen your `psycho' and is afraid to take a shower. what should i do with her?" hitchcock replied: "send her to the dry cleaners."
  • konuya kendini kaptırırsan bir süre sonra filmin siyah beyaz olduğunu bile farketmiyorsun. (bkz: :valla bak) kaldı ki konuya kendini kaptırmaman mümkün değil. filmin sonunu tahmin etme gibi bir hastalığın varsa, bu filmin tadını kaçırmamak için bunu yapma.

    önceki hayatımda kedi olduğum için olsa gerek, suyu pek sevmem, bu filmden sonra yıkanmayı da havuzu da sevmeyeceğim artık.

    seyreden, seyrettirin, tartışın, tartıştırın.