şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 'anatole france'in 1912'de yazdığı tanrılar susamışlardı'da fransız devrimcilerinin terör uyguladıkları dönemin bir tablosu çizilir.

    giyotin sürekli işler ve devrim kendi çocuklarını da yemeye başlar. robespierre, burjuva sınıfının tam egemenliğini kurabilmesi için terörün gerekli olduğuna inanır ve eşitlik, özgürlük, kardeşlik savaşımında, devrimin susamış tanrıları sel gibi kan akıtırlar. france, bu romanıyla fransız devrimi'ne özellikle terör uygulamasına karşı kişisel düşüncesi ve tavrını da ortaya koyar; aşırılıklar, yanında yıkımı da getirir.

    büyük tablolar meraklısı ressam david'in öğrencisi ressam evariste gamelin kendini büyük davaların, büyük kararların adamı sanır. tutkuların ve aşırılıkların bir simgesidir o. sevgilisi elodie ise küçük mutluluklar peşindedir; sevmekten, sevilmekten, mutlu bir yaşamın tadını çıkarmaktan özge bir amacı yoktur; ölçülüğü simgeler anatole france, fransız devrimi'nin terör döneminin tablosunu, tutkulu bir ruhla ölçülü bir ruh arasındaki aşk öyküsü aracılığıyla çizer..
  • bugunun fransasini anlamak icin fransiz devrimini anlamak gerek derler,doruda derler..bu kitap bunu icin bicilmis kaftan..kitabin ana karakteri evariste,bu adam neler yapti bak neler oldu fransada o zamanin acaip dunyasini acaip bi sekilde anlatiyor anatole france.
  • anatole france'ın fransız ihtilali'ne bir de öteki tarafından baktığı kitaptır.yazar,devrim esnasında işletilen dikta rejimi,masum insanların giyotine gönderilişi,devrim mahkemelerinde geçilen torpiller,bazı insanların yargılanmadan suçlu bulunması ve daha bunlar gibi fransız devrimi'nin kötü yanlarını bu kitabında okurla paylaşmıştır.

    fakat tüm bunların yanı sıra benim açımdan kitabın en etkileyici bölümü son sayfasıdır ki bunun ne devrimle ne de giyotinle hiçbir ilgisi yoktur.
  • vaad ettiği edebi hazzı yaşamak için başarılı bir çeviriden okunması elzem anatole france klasiği. benim farkına vardığım küçük bir ayrıntı var o da şudur ki, anatole france zannımca, dünya gençliğinin beynine "bilmem nerede kızlar teklif ediyormuş" fikrinin tohumlarını eken kişidir, bakın bu satırlar da onun kanıtı;

    " elodie aşkta ilk adımı atmasını sakıncalı bulmuyordu. 'en çok sevenler en sıkılganlardır, onlara yardımcı olmak, cesaret vermek gerekir' diyordu. bir kadın, değil yalnızca ilk adımı atmak, yolun yarısını hatta daha da fazlasını aşabilir. böylece erkeğin hamle yapması kolaylaşır ve zafer kazanılırdı..."
  • tanrılar susamışlardı...

    insan dogar, aci ceker ve ölür demis kitabin yazari.. e, toplumlar insanlardan olustuguna gore toplumlarda da ayni sureci gormemiz gerekir.. iste anatole france, fransiz toplumunun (tek bir bireymis gibi) butun halinde aci cektigi donemi anlatir bu kitabinda..

    insani aciya goturen asiriliklar ve tutkulardir ki, bu acilarin en belirginini askta goruruz.. her askta bir aci, her acida bir ask vardir.. yazar, romaninda toplumun acilarini anlatirken icine bir de ask oykusu yerlestirmistir..

    kendini buyuk davalarin, buyuk kararlarin adami sanan evariste gamelin (benzeri icin, tutkularin ve asiriliklarin simgesi olarak bakiniz prestupleniye i nakazaniye/#24474021) ile olculu, sakin, kucuk mutluluklar pesindeki elodie'nin aski vardir toplumsal acilarin icinde.. (gerci buna ask denilebilir mi bilmiyorum.. ask bu kadar kolay unutulmamali, bir cevrim gibi baskalariyla tekrar etmemeli bana gore ama yasam bunu gerektiriyor, gozlemler bunun dogru oldugunu anlatiyor..)

    insan surekli degistigi icin toplumda surekli degisir ya genc, yazar romaninda bu degisimi goze batmayacak ama gozden de kacmayacak kadar yumusak anlatir.. devrimin sahipleri, kuruculari devrim dusmani olur cikarlar, giyotinin basindakiler, baslarini giyotinde bulurlar..bulurlar cunku toplumun bakis açısı, psikolojisi, degerleri degismistir..

    degismeyen tek sey degisimin kendisi ve kavramlardir.. elodie, kitabin basinda evariste'e neler diyorsa sonunda da yeni askina aynilarini demekte, o esnada da atesin son kalintilari piriltilar sacmaktadir..

    adalet ancak hakikatten, saadet ancak adaletten dogabilir diye bir sozu vardir anatole france'in ve romaninda, devrim karmasasi icinde hakikatler anlasilamadigi icin adalet yoktur ve sonuc olarak kimse saadeti bulamaz..

    not: e bu entry'de spoiler var, spoiler belirtisi yok denebilir ki buna da yazarin bir baska sozuyle cevap verebiliriz: yol guzelse, nereye vardiginin ne onemi var!.. zaten bence en guzel kitaplar sonu bilinen kitaplardir ki sona varana kadar o guzelligi yasariz bknz: · die leiden des jungen werthers/#24233950
  • ''zaten bu işçilerin ve kadınların çoğunun dürüst ve başkalarının mallarına saygılı olmaları normaldir. bu duygular, çocukluklarından beri onların kafalarına, ana ve babaları tarafından kıçlarına yeterince vurula vurula yerleştirilmiştir. öyle olunca da, erdem içlerine kıçlarından girmiştir.''
  • daha henüz bugün edindiğim ve elimden düşürmediğim harika kitap!
  • "devrim kendi çocuklarını yer" ve "evi yapan balta, inşaat bittiğinde dışarıda kalır" gibi vecizelerle devrimin kendi mimarlarını giyotine sürükleyişini anlatan anatole france'ın okunması gereken eseri.
    karakterler üzerinden o dönemin atmosferi çok başarılı şekilde verilmiş. yurttaşlık duygusu, devrime bağnazcasına bağlılık ve oluşan terör-korku ortamı, bunun özel yaşamlara nasıl sirayet ettiği vs. tarzında meseleler sürükleyici şekilde anlatılmış.

    --- spoiler ---

    özellikle gamelin'in geçmiş ile hesaplaşma ve içini rahatlatmak adına, masum bir adamın, aradığı düşmanı olduğuna inanıp, daha doğrusu kendini buna inanmaya zorlayıp, bu kişisel meselesi yüzünden sanık hakkında ölüm hükmü vermesi devrim mahkemelerine çarpıcı bir eleştiridir.
    --- spoiler ---

    bu kitabı sevenler; zweig'ın yazdığı joseph fouche biyografisi de kesinlikle ilginizi çekecektir. bilgilerinize.
  • fransa devrimini ve giyotin kurbanlarını anlatırken, herkesin birbirine iftira atma ve giyotinden kurtulma gâyesine kapılmasıyla, engizisyon mahkemelerini/dönemlerini de hatırlatan anatole france kitabı.
  • şu anda okumakta olduğum kitap. anatole france bu kitapta fransız ihtilali hakkındaki tavrını ortaya koyuyor. france' nin ihtilal yanlısı olması onu eleştirmesine engel olmamış, kitapta bol bol eleştirilere yer vermiştir. kitabın diğer güzel bir yanı ise dönemin yozlaşmış insan ilişkilerinden örnekler vermesidir.