şükela:  tümü | bugün
  • les enfants du siécle (yüzyılın çocukları).
    başrollerini juliette binoche ve benoit magimel'in paylaştığı, yönetmenliğini diane kruys'un üstlendiği, george sand* (binoche) ile alfred de musset (magimel)'in yaşadıkları aşkı konu alan, fransız, dram filmi. pek güzel.
  • klasik muzikler esliginde paris ,floransa ve venedik ucgeninde yasanan tutkulu bi o kadar da aci dolu bi askin hikayesini anlatan bi saheser.....replikler asmis otesidir.tam bi romantizm akimi hissettirir..
  • filmin official sayfasını görmek isterseniz; http://www.lesenfantsdusiecle.com/ adresine alalım sizleri...orada filmin künyesi ve benzeri bir çok bilgi ile hoş bir fotoğraf albümü bulacaksınız...yalnız baştan uyaralım; sadece fransızca olan kısmı çalışmakta, ingilizce için boş yere kasmayınız...
  • turkceye askin buyusu olarak cevrilen, sevgiliyle gidilmesi gereken filmler kategorisine giren, iz birakici etkileri olan filmin orjinal adi.
  • muhtesem öyküsü , umutsuz gerçekliğiyle tam bir aşk hikayesi
    unutmak imkansız...
  • bir filmin posterini gördüğünüzde bile olduğunuz yere çakılıp kalıyorsanız, bunu tablo zannederek çerçeveletmek istiyorsanız, hele bu bir fransız filmiyse, hele ki juliette binoche oynuyorsa, gitmek için tereddüt etmezsiniz.
    fakat bu film bambaşkadır. öylesi bir tutkulu aşkı anlatır ki.. bilincin kapılarını izinsiz aralayanlar kendilerini bu filmde yaşarlar. nasıl bir tutku, nasıl bir sevgi ve nasıl bencillikten uzak bir aşkın şahidi olduğunuzu filmden çıktıktan sonra da anlatamazsınız.
    müzikleri aklınızı başınızdan alır. heyecanlanır, ürperirsiniz dinledikçe. filmin her sahnesi bir fotoğraf gibidir, her sahneyi çerçeveletmek istersiniz. öykü, asla hayal edemediğiniz olağanüstü bir kurguyla çekilmiştir. böylesi bir öykü masal bile olamaz dersiniz. o kadar muhteşemdir. oyunculuklar kusursuz, dekorlar, kostümler eksiksizdir.
    bir şiiri izlersiniz, bir romanı yaşarsınız, bir çilek tadı kalır ellerinizde, ama mevsimsiz bir çilektir, sonbaharda..
    üstelik bütün bunların dışında film gerçektir. tamamen gerçek bir yaşam öyküsünün senaryolaştırılması sonucu oluşur.
    en muhteşem sahnesi, iki aşığın birlikte oldukları sahnedir. bu kadar mutlu bir kavuşma meydana geliyordur, fakat siz ağlarsınız. içiniz titrer. nedenini bilirsiniz içinizde, anlatamazsınız. zaman içinde sebebi ortaya çıkar.
    bu film çekilmiş en olağanüstü yapıtlardan biridir. bir filmden çok bir şiirdir. izlemeye değil ezberlemeye gidersiniz, her sahnesi kalbinize kazınır.
  • yalnızca müziklerini indirip dinleyerek aşık olduğum film.
    [görülmeli]
  • gönüllerde yatan arıza aşk portresinin en has örneğine sahip muhteşem bir film. tutku nerde, aşk kim, ben hangisiyim gibi gevelerken bulur insan kendini. müzikleri ve renkleri ise apayrıdır.
  • muhteris aşk.

    1999 yılında çekilmiş film. türkiye'de 2001 nisanında gösterime girmiş.

    uzun zamandır elde olmayan nedenlerle seyreyleyememiş bulunduğumuz film. seneler evvel kıytırık bir divxini bulduk, altyazı uyduramadık. bilahare filmi neylediğimizi bulamadık. memleketimde dvdsi üretilmiyormuş... varolsun amazon. gerçi oradan temin edilen dvd'de de türkçe altyazı yoktu, lakin mevcut ingilizce altyazı ben diyem motamot, sen de ses sese senkrondu söylenilenlerle. durup durup "ulan bu ingilizce ile fransızca meğer ne kadar benzeşirmiş, sanki aynı dilin farklı aksanı gibi" dedirtmedi değil.

    gelelim jorja! ne falsosu var ortada anlayamadım. şımarık adamın tekiyle düşmüş bir deli aşka. ne kadar ciddiyeti ele alayım dediyse başaramamış. yazık.

    juliette binoche: her zamanki gibi, harkai şerif!

    benoìt magimel: aferin, iyi rol yapmış. o kıvır hali de piyano öğrencisi halinden daha bir sempatik geldi bize.

    gizli yıldız (parlak nokta): dölakrua *

    imdb: halt etmiş. daha fazla puanı hak ediyor bu film. http://us.imdb.com/title/tt0177746/ (fotoğrafları ayrı bir gayrı filmin!)
  • hemen (bkz: alfred de musset)nin başta "bir zamane ço­cuğunun itirafları", (bkz: george sand)in (bkz: lelia)sından oluşan kitaplara gömülmeme neden olan "afişi yeter film". filmdeki musset'nin hardcore maceraları için: (bkz: the libertine) ve (bkz: john wilmot).

    --- spoiler ---

    harap bir dünyada doğmuştuk.
    savaşlar bitmişti,
    ne zafer
    ne de uğruna ölünecek idealler kalmıştı.
    umutsuzluk tek dinimizdi.
    nefret de tek tutkumuz.
    kadınlar nişanlılar gibi beyaz giyiniyordu.
    ama biz, genç erkekler, yetimler gibi siyah giyiniyorduk.
    onlara duygusuzca bakıyorduk,
    dudaklarımızda beddualar.
    bu bencillik çölünün içine giriyordum.
    ta ki bir gün,
    onunla tanışıncaya dek.

    --- spoiler ---