şükela:  tümü | bugün
  • beşiktaşlı taraftarların gönlünde yarım kalan bir aşk hikayesiydi o, aynı zamanda inönü stadı çimlerinin tanık olduğu ilk siyahi oyuncu. pişsin diye kiralık olarak geldiği beşiktaş’tan ingiltere’ye döndükten sonra newcastle’ın siyah–beyaz formasıyla yılın futbolcusu seçildi. ancak talihsiz sakatlığı dünya yıldızı olmasını önledi. ferdinand yine de futboldan kopmadı, tottenham’da gollerini atmaya devam ediyor. üstelik ‘sir les’ olarak.

    1988–89 sezonuydu, beşiktaş bir önceki sezon ligi g.saray’ın ardından ikinci sırada tamamlamıştı. 1987–88 sezonunda gelen ingiliz hoca beşiktaş’a henüz bir şampiyonluk yaşatamamıştı. 1989 yazında gazetelerin spor sayfasında bir haber belirdi. “beşiktaş, ingiltere 1. lig’i takımlarından queens park rangers’ta forma giyen les ferdinand’ı bir yıllığına kiralamıştı.” siyah–beyazlılar, uzun yıllardan beri ilk kez yugoslav olmayan, üstelik futbolun beşiği ingiltere’den avrupalı bir futbolcu alıyordu. henüz 22 yaşındaydı les ferdinand, keşfedilmeyi bekleyen siyah bir inciydi.

    beşiktaş’ın kara bombası ferdinand’ın öyküsü 18 aralık 1966’da londra’nın kenar semtlerinden biri olan ladbroke grove’de dünyaya gelmesiyle başladı. ilk olarak amatör bir kulüp olan hayes’te forma giyen ferdinand, futbolda yetenekli olduğunu kısa zamanda gösterdi. 1987 yılında quens park rangers’a 15 bin sterlin gibi cüzi bir rakamla transfer olan siyahi futbolcu, premier lig’deki ilk maçına 20 nisan 1987’de coventry city karşısında çıktı. ancak takımı henüz çok genç olan futbolcuya ilk 11’de şans vermek niyetinde değildi ve ferdinand’ı önce brentford’a ardından beşiktaş’a kiralık olarak verdi.

    22 yaşında beşiktaş’a kiralık olarak gönderilen ferdinand, futbolculuk kariyerindeki ilk büyük çıkışını istanbul’da yapacaktı. beşiktaş’ın efsanevi üçlüsü metin–ali–feyyaz’la beraber inönü stadı'nın çimlerinde boy gösteren ferdinand, 1988–89 sezonunda 24 kez siyah–beyazlı formayı giydi ve 14 gol kaydetti. beşiktaş taraftarı da ilk zamanlar merakla ve tereddütle izlediği ingiliz futbolcuyu ilerleyen haftalarda ayakta alkışlamaya başladı. beşiktaş’ın tarihindeki ilk siyahi futbolcu olan ferdinand’a büyük bir sevgiyle bağlanan taraftarlar, ona türkçe isim de bulmuşlardı; “ferdi”. uzun boyu ve güçlü fiziğiyle rakip kaleleri bunaltan ferdinand, attığı gollerle zor maçların kahramanı oldu. ferdinand’ın golleri o sene siyah–beyazlılara şampiyonluğu olmasa da türkiye kupası’nı getirdi. türkiye kupası finalinin ilk maçında f.bahçe’nin beş oyuncusunu tek tek çalımlayarak, alman kaleci schumacher’e attığı gol öylesine güzeldi ki beşiktaşlı taraftarlarca pankartlara resmedilmişti. beşiktaş taraftarlarının gönlüne taht kuran ferdinand, kira süresi bittiği için 1989/90 sezonunda eski takımı queens park rangers’a geri döndü. siyah–beyazlı taraftarlar için ferdinand artık yarım kalan bir aşk hikayesine dönüşecekti. ferdinand, eğer bir yıl daha beşiktaş’ta kalsaydı futbolculuk hayatında tadamadığı lig şampiyonluğunu 1990’da siyah–beyazlı forma altında yaşayacaktı.

    ferdinad, ada’ya geri döndüğü ilk yıl, queens park rangers’da pek bir parlaklık gösteremedi. 1989–90 sezonunda sadece 9 karşılaşmada forma giyebilen siyah inci adeta istanbul’u özlüyordu. ancak ferdinand ilerleyen zamanlarda perfonmansını sürekli artıracak ve queens park rangers’ın değişmez golcüsü olacaktı. 1994–95 sezonunun bitiminde 37 maçın tamamında oynayan ingiliz forvet rakip filelelere 24 gol bıraktı. ve ferdinand’ın bu yükselen temposu newcastle united’ın teknik dirketörü kevin keegan’ın da gözünden kaçmadı. keegan’ın isteğiyle newcastle, 1995–96 sezonunda 6 milyon sterline ferdinand’ı renklerine bağladı. newcastle da, beşiktaş gibi siyah beyaz renklere sahipti ve ferdinand kariyerindeki en büyük patlamasını o yıl yaparak zirveye çıkacaktı. golleriyle newcastle taraftarlarını da büyüleyen ferdinand’a artık seyirciler tarafından “sir les” ünvanı verilecekti.

    1996’da ingiltere futbolcular birliği tarafından yılın futbolcusu seçilen siyahi yıldız, ne var ki 1997’de ciddi bir biçimde sakatlandı. bu sakatlık ferdinand’ı en iyi zamanında vurmuş, yıldız futbolcuyu adeta bitirmişti. keegan’ın da kovulması ferdinand’ı newcastle’da daha bir yalnızlığa itti. yeni teknik direktör kenny daglish’le yıldızı barışmayan ferdinand, 1997–98 sezonunda şu anki formasını giydiği tottenham hotspur’a satıldı. ne varki ferdinand hiçbir zaman eski formunu yakalayamadı. 1999–2000 sezonunda tekrar bir sakatlık yaşayan sir les, buna rağmen yılmadı ve azmiyle tekrar yeşil sahalara döndü. ferdinand, bu sezon 18 maçta forma giydi ve 7 gol attı. ferdinand’ın takımı tottenham hotspur, ingiltere süper ligi’nde şu an 31 puanla 8. sırada yer alıyor. ferdinand, takım oyuncusuydu insan olarak çok iyi biriydi, takıma çabuk uyum sağlamıştı. bize geldiğinde çok gençti. les ferdinand bir takım oyuncusuydu ve verilen görevi en iyi şekilde yapıyordu. hiçbir maçında performansı düşmezdi. gordon’un tüm sözlerini dikkatle dinlerdi. o zamanki yönetim ferdinand’ı geri almak için çok uğraştı ama olmadı. feyyaz uçar (beşiktaşlı eski futbolcu) sakatlığı büyük talihsizlikti ferdinand, ingiltere’den türkiye’ye pişsin diye gönderildi. bir sene oynadıktan sonra da geri aldılar. newcastle’a gittiği zaman gerçek bir star oldu. arkasından ciddi sakatlıklar geçirdi. bu onun için büyük bir talihsizlikti. sonra ingiltere’ye kaliteli yabancılar gelmeye başladı. ferdinand; owen, beckham ve cole gibi yükselen yıldızların yanında sönük kaldı.
    yasin tuncer
  • kartalın lejyonerleri

    bizden mi duydular bilinmez ama ingiliz fanatik hayranları da kısaca “ferdi” diye çağırıyorlar kendisini... yıl 1987. beşiktaş, miloş milutinoviç yönetiminde yakaladığı ikincilikten ve hocanın disiplin anlayışından memnun olmayıp hoca arayışında rotayı futbolun beşiğine çeviriyor. malcolm allison, brian birch, bobby robson sesleri arasında, ülkemizde adı sanı duyulmamış bir hoca geliyor takımın başına. daha sonra tüm ülkenin unutmamacasına adını ezberleyeceği gordon milne, ilk yılında gençlerden oluşan takımın iskeletini yalnızca, eskişehirspor’dan aldığı kaleci zalad ile takviye ediyor. ertesi yıl ise ingiltere premier lig takımlarından queens park ranges’dan ancak kiralayabildiği 22 yaşında gencecik bir golcü adayı ile, futbolcuda da rotayı ‘ada’ya çeviriyor. ilk başlarda kuşkulu ile karşılanan bu ‘kara kule’, kısa sürede adını beşiktaş tarihine kazıyıveriyor. önce golleri sıralıyor ardı ardına, sonra tribünlerden “haydi ferdi, zamanı geldi!” ile ödüllendiriliyor. maçların ilk yarılarının ortalarında başlayan bu sesleniş ile, rakip takım oyuncuları da artık kaçınılmaz sona yaklaştıklarını biliyorlar. 27 kez giydiği beşiktaş formasında tam 14 gol gönderiyor rakip kalelere. o güne kadar takımımızda bu sayıya ulaşan bir yabancı futbolcu olmamış hiç. kendisinden sonra ise, yine tribünlerin adına şarkılar yazdığı, fransız bir renktaşı tarafından 2000-2001 sezonunda kırılabiliyor ancak bu rekor.

    beşiktaş seyircisi hiç unutamıyor onu. ancak, sayılı gün çabuk geçiyor ve stajını tamamlayıp ülkesine, geldiği takıma dönüyor ferdi. beşiktaş değil, türk futbol camiası da unutamıyor onu. yalnızca 1 sezon geçirdiği türkiye’de, lig tarihinin gelmiş en iyi yabancı oyunculardan biri olarak anılıyor yıllarca. (44 yıllık birinci futbol ligi tarihinde, sadece 27 maçta bu düzeye gelmesi nedendi peki?

    bu sorunun birçok yanıtı var. yıllarca kırılamayan, beşiktaş forması altındaki en golcü yabancı futbolcu rekoru, beşiktaş’tan ayrıldıktan sonra premier lig’de aralıksız 14 yıl top koşturması, dünyanın en güçlü takımlarından ingiltere milli takımında uzun yıllar forma giymesi, ilk akla gelenler. ama herhalde en önemlisi, attığı mükemmel gollerdi. özellikle, nezihi başta olmak üzere tüm fenerbahçe defansını ceza alanının üzerinde ipe dizer gibi geçtikten sonra, schumacher’e çimleri yoldurup attığı mükemmel golün unutulması mümkün mü? ya, kendisinden sonra uzun yıllar aynısı bulunamayan kafa golleri?)

    evet; kısa sürede, gerek beşiktaş ve gerekse diğer takım (kaleci ve) taraftarlarında unutulmaz izler bıraktıktan sonra döndüğü premier lig’de, qpr forması altında 184 maçta tam 91 kez fileleri havalandırıyor (bu arada tüm beşiktaş taraftarlarının da premier lig özetlerini kaçırmadığını söylemeye gerek yok).

    daha sonra, ingiltere futbolunun efsanelerinden kevin keagan’ın ‘coach’lığa gelmesi ile birlikte, bir başka siyah-beyaz formayı giymek için newcastle yolunu tutuyor ‘big les’. 1995 yılında imzaladığı kontratta tam 6 milyon pound yazıyor ücret hanesinde. burada ortalamasını daha da yükselterek 84 maçta 50 gol gönderiyor rakip filelere. 1996 yılında, bu forma altında, profesyonel futbolcular birliği’nin yılın futbolcusu ödülünü de kucaklıyor. bu arada, ingiltere milli takımı kadrosunun değişmez elemanı olmayı başarıyor.

    ‘saksağanlar’dan ayrıldığı 1997 yazında, başkentin yolunu tutarak tottenham hotspurs ile (yine 6 milyon pound ücretle) kontrat imzalıyor. 149 kez formasını giydiği ‘mahmuzlar’da, maalesef sakatlıklardan kurtulamıyor ferdi. yine de 39 golü imzalıyor, 5 yılda.

    2001-2002 sezonunun bitimi ile birlikte, 36 yaşında, westham united ile anlaşıyor. kariyerinin sonlarında geldiği bu takımda 2003 yılının mart ayında sakatlanması, takımın kümede kalma umutlarının sona ermesi anlamına da geliyor.

    jubilesini ne zaman ve hangi takımla yapacak diye beklerken, temmuz ayında, 1. ligden yükselen leicester city ile 1 yıllık anlaşma imzaladığı haberi, ajanslara düşüyor. bu, 1987 yılında hayes fc takımından geldiği qpr ile tanıştığı premier lig’den (1987-1988 sezonundaki 3 maçlık brentford ve 27 maçlık beşiktaş macerası dışında) kopmaması anlamını da taşıyor ‘yaşlı kurt’un. 37 yaşında dizinden geçirdiği ağır bir sakatlıktan sonra bile yeşil sahalara dönen bu gerçek profesyonelin; premier lig , türkiye 1.ligi ve ingiltere milli takım forması ile oynadığı 500’e yakın maçta 46 sarı ve yalnızca 2 kırmızı kart görmesi, neden unutulamadığını da anlatıyor bir bakıma.

    bakalım, birbirinden estetik gollerini atmayı daha ne kadar sürdürecek?
    yolun açık olsun ferdi....
    http://www.100yilbjk.com/lejyoner/ferdi.asp
  • biraz once m.united'a 90. dakikada gol atan 37 yasındaki genc futbolcu :).
  • geçen seneki türkiye-ingiltere maçı öncesi ingiliz televizyonlarının sorduğu taraflı ve yönlendirici sorulara çok güzel cevaplar vererek kendisine bir kere daha hayran bırakan futbol efsanesi. her fırsatta türkiyede çok güzel günler geçirdiğini, özellikle istanbul'un çok avrupai bir şehir olduğunu ve buraya gidecek ingiliz taraftarlarının hiçbir şekilde kesinlikle tehlike altında bulunmayacağını defalarca söyleyerek erikkson'u utandıran şahsiyet. haydi ferdi zamanı geldi.
  • şu anda 38 yaşında olan ve bu sezon 12 kez giydiği bolton wanderers formasıyla şu ana kadar 2 gol atan hayal kahramanı. türkiye'de geçirdiği bir yılın gerçek olduğuna inanmak öyle zor ki.

    hiç yaşına başına bakmadan şimdi beşiktaş'a yine gelse çok şeyler yapabileceğinden emin olduğum, keşke transfer edilse de beşiktaş taraftarı ferdi'sine, ferdi de taraftarına kavuşsa diye umutla beklediğim efsane.

    (bkz: 25 mart 1989 besiktas bursaspor maci)
  • hem cok fazla forma sansi bulamamasi hem de londradan uzakta olmasi sebebi ile bolton wanderers 'tan ayrilmak istediğini belirtmiş bir beşiktaş efsanesi. soylenenlere gore eski kulübü qpr 'a dönebilirmiş.
  • premier lige cikma mucadelesi veren reading takimina free transfer olarak imza atmi$tir.
  • premier league tarihinin 10000. golünü 2001 yılında fulham ağlarına gönderen futbolcudur...
  • premier league tarihinin en fazla farklı takımda forma giyen futbolcusu..
    (bkz: qpr)
    (bkz: newcastle)
    (bkz: tottenham)
    (bkz: west ham)
    (bkz: leicester)
    (bkz: bolton)
  • 1988-89 sezonunda kiralik giydiği besiktas forması ile çıktigi ilk maclarda cok bilen medyamiz tarafindan hor gorulmus, cok elestirilmis ama son gulen olmus siyahi topcu.

    agustos sicaginda ciktigi ilk resmi macinda a.gucu karsisinda takim gibi o da iyi oynayamamis. takim 1-0 maglupken oyundan alinmisti. o esnada yamulmuyorsam maci anlatan ercan taner hafif dalga gecer sekilde "kuinsss paarrrk reennncirstan" alınan ferdinand çıkıyor yerine yeni salihli'den alınan halim giriyor anonsuyla boyalı basına malzeme veriyordu. malzemeyi veren sadece taner değildi, oyuna yeni giren salihli'li gencte rahat durmayıp 2 gol sıkıstırınca "sir les" hassiktir demistir.

    neyseki havalar cabuk soğuyunca ferdi'de kivama gelip golleri siralamaya baslamisti ne var ki kadir kiymet bilmez, burnu bes karis havada basinimiz bu seferde (yamulmuyorsam) ilk 6-7 golunu hep kafası ile atan siyahi topcuya bunun ayagı yok mu, ayakla ne zaman gol atacak cinsinden kulp takmisti.
    o donemde sag, sol ayaklari ile hatta gogsuyle attigi gollerle cevabi gecikmedi ferdi'nin lakin asıl cevabını adeta sona saklamıştı. 21 haziran 1989 fenerbahce besiktas maci nda hala unutulmayan ve ertesi gun "f.bahce defansini carsiya gonderdim" diyerek tanımladigi o efsanevi golu ile vermisti.