şükela:  tümü | bugün
  • zor, ellerinin üzerine oturup
    kafanı kuma gömmemek.
    başka planlar yapmamak zor
    ve bunca zaman elinden geleni yaptığını iddia etmek
    ama hayat devam ediyor.

    zor, doğru olanı savunmak
    ve eve ekmek getirmek her akşam
    göz yaşlarına boğulmamak zor
    denediğin her şey boşa gitse de
    dayan.

    zor, ama bu savaşı vermeye değer biliyorsun
    çünkü doğrular senin yanında
    suçlamalar etrafını sardığında sıkı tutun
    ne diyecekler diye korma
    ödleklerin ne düşündüğü kimin umrunda
    bir gün anlayacaklar nasılsa

    zor, yapayalnız kaldığında
    ve herkes evine gitmek için yola koyulduğunda
    doğruyu yanlıştan ayırmak daha zor
    tüm tarafsızlığın gittiğinde
    ve bittiğinde
    dayan yine de

    çünkü sen, sen son kalansın
    ve bu pisliği temizlemek senin işin
    ve biliyorsun ki diğerleri gibi sonun,
    tatsız tuzsuz.
    sağlam durup devam etmediğin sürece..

    zor, ama bu savaşı vermeye değer biliyorsun
    çünkü doğrular senin yanında
    suçlamalar etrafını sardığında sıkı tutun
    ne diyecekler diye korma
    ödleklerin ne düşündüğü kimin umrunda
    bir gün anlayacaklar nasılsa.
  • bir neil hannon ve yann tiersen ortak bestesi olan bu guzelim sarki amelie adli pek guzel filmde enstrumental olarak kullanilmis, ayrica divine comedy'nin regeneration albumunun son single'i perfect lovesong'un* da b tarafinda varmis. sozleri su sekilde olup aynen film gibi, insana "yaparsin, edersin, aslansin kaplansin" mesaji vermektedir.

    it's hard, hard not to sit on your hands
    and bury your head in the sand
    hard not to make other plans
    and claim that you've done all you can all along
    and life must go on

    it's hard, hard to stand up for what's right
    and bring home the bacon each night
    hard not to break down and cry
    when every idea that you've tried has been wrong
    but you must carry on

    it's hard but you know it's worth the fight
    'cause you know you've got the truth on your side
    when the accusations fly, hold tight
    don't be afraid of what they'll say
    who cares what cowards think, anyway
    they will understand one day, one day

    it's hard, hard when you're here all alone
    and everyone else has gone home
    harder to know right from wrong
    when all objectivities gone
    and it's gone
    but you still carry on

    'cause you, you are the only one left
    and you've got to clean up this mess
    you know you'll end up like the rest
    bitter and twisted, unless
    you stay strong and you carry on
  • dikkat edilirse her satırı msn'de kişisel ileti olabilecek tarza sahip şarkı.
  • her şeyi yıkıp yeniden kurmaktan korkmayanların, devrimcilerin, savaşçı ruhların, bir şeyleri değiştirme arzusu içinde olanların, hedefe kilitlenmişlerin, hayat devam etmeli diyenlerin, doğru taraftakilerin, defalarca yenilip denemekten vazgeçmeyenlerin, haksızlığa uğrayıp yılmayanların, yalnız kalma pahasına doğru bildiğini yapanların hayatlarına soundtrack olası, deli muhteşem bir şarkıdır bu.
    aslansın kaplansın teması içerir ve hakikaten de bu işe yarar.
    sözleri laf kalabalığı içeren onca şarkının arasında inci gibi parlarken, müziği ruhunuzu okşar.
  • kulaklara degil yureklere hitap eden bir sarki...

    they will understand one day, one day....

    ötesi var mı ki?
  • $anzelize'de yurume istegi uyandiran bir parca bu.
    madem ki olamiyor, istiklal'de sabahin erken saatlerinde de yurunebilir...
  • sabrın ve mücadelenin öneminin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği günlerdir kafamı kurcalayan şarkı, şarkı değil adeta bir kutsal kitap. farklı bünyelerde farklı halüsinasyonlara sebep olan bir doz uyuşturucu gibi. hayır beyinleri uyuşturmuyor aksine daha dinç yapıyor. hem insanın gözü açıkken hayaller görmesi o kadar da kötü bir şey değil.

    dinlemeler devam ederken herkesin evine gittiğini biliyorum. işin enteresan kısmı ben de evimdeyim. yalnızlık hissi evde de yalnız bırakmıyor. bir oyun varsa oynamalıyım biliyorum. dipte de olsam, seslerim tellerinde mahsur kalmış olsa da bu pisliği temizlemeliyim biliyorum. bir gün yükseklerde uçarken bu şarkınının dayanılmaz doğruluğu karşısında gülümseyeceğim. en çok bunu biliyorum.
  • bilgisayarda en az 30 sekme açık, yapılması gereken onlarca şey var, atılması gereken mailler, okunması gereken bi ton şey. ama nerden başlasam diye düşüneceğime hiç başlamamayı seçiyorum. koltukta yatıyorum, üstümde battaniye, televizyon açık ama sesi kapalı, bok gibi bi program var. şimdi. bunu yazarken. yanımda bitmiş çikolatalı sütüm, çekirdek kabuklarıyla dolu kase var. kalkıp mutfağa götürmeye bile gücüm yok sanki.

    dur müzik açıyım da iyice sıçılsın ruhuma dedim.les jours tristes çalmaya başladı sonra. hani filmlerde olur ya kahraman kalkar, aynaya bakar yüzünü yıkar, dışarı çıkar ve hayatın güzel olduğunu farkeder ya. gözümün önüne öyle görüntüler geldi. battaniyenin altında doğruldum, mailleri atıyım artık la dedim. çekirdekleri, sütü filan götürdüm. saçlarımı topuz yaptım. sanki daha iyiyim. huzurluyum. işleri yapmaya karar verdim, akşam olmadan yaparım kesin kesin.
  • tam bir küçük prens şarkısı.
    böyle güzel bir hüzne kolay rastlanmıyor.

    al repeat'e, bırak kendini terapiye.
  • (bkz: it's hard)