şükela:  tümü | bugün
  • dördüncü afm bağımsız film festivali'nde gösterilen 2004 yapımı fransız filmi. son on yıl içinde ölen insanların canlanıp evlerine dönmelerini konu alır. henüz bu tüyler ürpertici 'dönüş' anlamlandırılamamışken ölüler garip davranmaya başlar. yönetmen robin campillo.
  • türkçeye "geri döndüler" olarak çevrilmiş, ilginç bir fikir üzerine kurulu bir senaryoya sahip bir film ancak konunun işlenişi ve oyunculuklar vasat.
  • senaryosu itibariyle alabildigine bir genislige sahip, bu konuda film yapmak hayal edildiginde sayisiz kurgu cesitliligi icerisinde sasirilabilecek bir derinlige sokulabilecegi dusunulen film.. tabi bu film hakkinda filme gitmeden once kisa bir ozet okudugunuzda ve filmin ne hakkinda oldugundan az cok fikir sahibi oldugunuzda olusan dusunceler bunlar.. filmden bagimsiz ancak senaryo acisindan filmin senaryosunu temel alan dusunceler..

    gercekten de oyle bir konu alani bu.. yani olenlerin geri donusu uzerine bir film dusundugunde insanin aklina binlerce kurgu gelebilir.. zira bir reset olayi soz konusu.. yani dunyevi olarak yasanmis ve filmi cekilmis sayisiz olay, senaryo ve kurgu biliyorsaniz, simdi bunlarin hepsini alin bir kenara atin ve yeniden cekebileceginizi dusunun.. cunku cekebilirsiniz, tekrar diye bir sey soz konusu degil ve sonuna kadar ozgun bir yapim olacak.. iste bu filmin konusu da bu durum icerisinde dusunulebilir.. binlerce senaryodan hissettigini ortaya koyuyor yonetmen..

    aslinda filme gittigimde daha degisik bir film bekliyordum.. ya da benim beklentim biraz daha normaldi de film degisik cikti da diyebilirim.. bu alabildigine genislikten kendine cikardigi senaryo icin tabiiki yonetmeni yargilamaya hakkim olmadigini biliyorum.. ozellikle karanlik sahneler, olulerin psikolojik analizleri acisindan basarili bir film kanimca.. hatta cok da iyi yansitildigini dusunuyorum boylesine orta seviye oyunculuklara ragmen.. zaten amac da bu sanirim filmde.. yani sadece psikolojik etkileri yansitilmak isteniyor, konunun derinligine, mantigina inilmiyor..

    lakin boyle bir film yapmaya niyetleniyorsaniz yani realizmden cikmayi isteyip bir yandan da gerceklesemeyecek ogeleri gercek hayata giydirmeyi istiyorsaniz o durumda seyircinin beklentilerini de az cok karsilamak zorunda kalirsiniz.. demek istedigim, eger o oluler geliyorsa geriye beni tatmin edecek duzeyde mantik olmali filmin icinde.. ki sinemada tiyatroda ya da sanatin her dalinda psikolojiyi, duyguyu, kisilik cozumlemelerini ve bu sekilde yansitilmis sahneleri her turlu mantiktan, aksiyondan, kavramdan ustun tutan biri olarak beni dahi rahatsiz etti filmin mantik gidisati.. bireysel acidan iliski cesitlemeleri oldukca iyi, karsilikli tavirlar durumlar oldukca iyi verilmis, sahneler, duraganlik ve bakislar zaten yeterince etkiliyor ve rahatsizlik veriyor.. bunun yaninda dedigim gibi filmin ana temasini olusturmasi istenildigini dusundugum insani tepkiler de yeteri kadar tatmin ediyor ama ben bu duyguyu yasayamadan kafamdaki sorulari dusunuyorum o an icin.. cunku doymuyorum mantigina filmin.. bu yonden de ciddi bir eksiklik aliyor gidiyor, uzuyor izleyeni..

    festivalde en degisik senaryo oldugunu degistirmez yine de bu durum filmin.. hayal kirikligina ugrasam da etkilenmedigimi de soyleyemem.. cunku illaki etkiliyor film, o acidan da basarili.. oyunculuk etkileyici degil, normal seviyede ancak sahnelerin olusumu filmin ve karakterlerin rahatsiz edici boyutlarini acmaya ve derinlestirmeye yaramis ve bu da filmin basarili oldugu bir baska noktaya sahip olmasini saglamis.. yani yine de oyle cok kotu bir film degildi.. hele bir de a hole in my heart gibi yonetmenini sevip de gidip yarida ciktiginiz bir filmden sonraki gun gidiyorsaniz "super" bile diyebilirsiniz benim gibi ilk anda..

    ama dusununce hatalar, eksiklikler goze carpiyor.. vasatin ustu diyorum ama ciddi bir uzuntu duydugumu da belirtmek istiyorum.. zira bu muthis konu cok daha guzel, yeterli mantik seviyesi esliginde daha basarili islenebilirdi.. festivalin en degisik filmi varolan bagimsiz sinema sevgisinin kenarinda kosesinde bir yer edinebilirdi.. gercekten cok ama cok etkileyebilirdi hala etkisini tasiyan ancak yavas yavas azaldigini hisseden biri olarak beni, herkesi..
  • fransiz usulu zombi filmi. film sonlara dogru bayiyor. ayrica bana sacma gelen bazi noktalar var,
    --- spoiler ---
    70 milyon kisi geri dondu diyor, son 10 yilda olenler vs. diye de aciklama giriyor. iyi tamam da niye son 10 yil? bin dokuzyuzlu yillarin karakterlerleri falan olsaydi diye geyige cevirecegim isi. ayrica donenlerin giysileri falan pur-i pak. o kadar yil toprak altinda kalan kimdi sorusunu sormak kimsenin aklina mi gelmemis ne.. romeronun filmleri mi bu film mi desen - ki demeye gerek yok cevabi bellidir - tabii ki romero derim.. fransizlar biraz olaya fransiz kalmislar.. ayrica filmde hic zombi kelimesi gecmiyor, yine avrupadan cikan shaun of the dead bu geyik donmustu diye ekleyeyim.. fikir biraz da kitanin nufusunun baya yasli olmasindan geliyor.. bilmiyorum..
    --- spoiler ---
  • bana kalirsa konuyu yerle bir etmis bir senaryoya sahip bir film olmus bu. evet belki filmde herhangi bir bilim kurgu filmindeki mantik orgusunu beklemek yanlis olur ama, bazi noktalarin bombos ortada kaliyor olmasi gercekten de zamanimin bosa gittigini hissetiriyor bana.
  • ismi ve konusu itibariyle korku filmi olmaya çok uygun görünen ancak son derece yaratici bir psikolojik drama olan fransiz filmi. 16. ankara uluslararasi film festivalinde de gösterilen bu filme eger yakin zamanda ölüme ugurladiginiz yakinlariniz varsa gitmemeniz tavsiye olunur.
  • 16. ankara film festivalinde gösterilen dünya sineması örneklerinden biri. sanırım if! festivalinde de oynamış. herhangi bir fransız filmi deyip geçebilmek var bu filmi fakat bu amelie poulein’e haksızlık olurdu. zamanın tekdüzeleştiği (ki bir seçimdir), mekanın belirsizleştiği (ki bu da bir seçimdir) ve korktuğum üzere kurgunun sadece yaratıcı bir fikir, azca diyalog ve bolca yavaşlığa mahkum bırakıldığı değişik bir film. belki aynı senaryo kurgusu bir hollywood filminde kullanılsa, önümüze; izlediğimiz süre zarfınca az çok tırsacağımız, birkaç gün sonra unutacağımız ve belirsiz bir süre sonra durduk yere kabuslarımıza girmesiyle anca anımsayabileciğimiz bir eser çıkardı fakat söz konusu yapıt nereden yola çıkıp nereye varmak istediği pek de su yüzüne çıkarılmamasına özen gösterilen bir fransız filmi olunca, bir hadden sonra deli gönül bu satırları yazan usa “başka işin yok mu kardeşim” diye sataşmadan edemiyor.

    sözlükteki spoiler hedesini kullanmayı pek beceremeyen bir suser olaraktan, bu noktadan sonraki ilmihallerin o “bozucu” etkiyi üzerlerinde barındırabileceğini anımsatıp devam ediyorum. özlenilen ve beklenilmeyenlerin bir anda ister istemes ve/veyahut, isteksizce/bilinçsizce karşımıza yeniden çıkarılabilmelerine katlanabilecekmiyiz, ikiyüzlülüğümüzü bertaraf ederek, yoksa onca bürokratik söylevin/nutkun arasında, dokunmayaraktan suya sabuna ve yakın durarak toprağa, bir çırpıda silebilecekmiyiz onların tozlu raflarını? belki de buydu sorunsal hede. mesaj falan hak getire.

    filmin sonlarında isteksizce istenilenler, istediklere yere, yerin biraz daha dibine doğru yeterince inince, yerine göre şartlanarak, yerine göre alışık olduğumuz üzere ufkumuzdan kartal bakışını esirgemeyen orduların esirgemesiyle, hem biz izleyenler hem de izlenilenler derin bir ohh çekmiştir herhalde, koskoca film boyunca antraktta bile çıkıp kendilerine bir sigarayı hor gören fransız film aşıkları da bu gruba dahil. film çıkışında sözcük aralarını “eee” ler tıkıştırıp sözlüye kaldırılmış parlak öğrenci misali, mesaj kaygılarını paylaşmaya çalışan yurdum isa-can, musa-can’ları da bu yorgun gözleri yaşartmıştır netekim. kıssadan hisse; altta ölüler, üstte diriler, gel keyfim gel.
  • (bkz: the 4400)
  • festivalde kaçıranların 27 mayısta yakalayabileceği film.
  • --- spoiler ---
    film ziyadesiyle psikolojik olarak adlandırılabilir,hatta kesinlikle korku filmi değildir ya da bilim kurgu..ölüleri tekrar öldüklerinde mezarlarının üstüne bırakıldıklarında nasıl ve neden yok oldukları da hadi tamam..ama balkondan atlayıp tekrar ölen ve anında dirilen ama tünele giderken bombayla gene ölen çocuk ve diğerleri neden tekrar dirilmedi sormak zorundayım..kaç kere dirilebiliyorlardı acaba ..hava da kaldı bir çok şey..gene de seyrettikten sonra insanda garip bir tad bırakmıyor değil
    --- spoiler ---