şükela:  tümü | bugün
  • 1893 doğumlu ingiliz oyuncu. aslen macar'dır. 1943'te ölmüştür.

    (bkz: romeo and juliet)
    (bkz: pygmalion)
  • yönetmenlik de yapmış olan oyuncu, rüzgâr gibi geçti'de ashley rolüyle daha iyi hatırlanabilir.
  • avusturyali piyanist. hyperion records icin kayit tarihinin bir sanatci tarafindan yapilmis capi itibariyle en iddiali calismasini kaydetmistir. bu calisma kapsaminda franz liszt'in solo piyano icin besteledigi (yapitlarin ilk ve son versiyonlari dahil olmak uzere) ve uyarladigi tum muzigi calmistir. 10 kusur sene suren kayit surecinin sonunda 100 cd tutan bir kutu hazirlamis, bu calisma kapsaminda 300'u askin sayida yapitin ilk kayitlarini yapmistir. kisaca insan degildir. he liszt de insan degildir, o da var.
  • rüzgar gibi geçti'yi kısmen unutmuş, pygmalion'u henüz izlememiş bir çocukken bile; bu adamı "süleyman turan seven türk seyircisi" misali, akrabammışçasına yakın buluyordum; sanki yıllarca laflamışız da tanışıyormuşuz gibi. hem yazıp hem yönettiği ve george bernard shaw'a oscar kazandırdığı bu filmdeki entelektüel profesör portresiyle sevgim karşılık buldu. üstüne bogart'a perdenin yolunu açtığı the petrified forest'te yinelediği geveze, bilgiç fakat aynı zamanda naif ve komik karakteri ve buna elverişli fiziğiyle iyice emin oldum ki, sherlock holmes'u bile kıskandıracak pipo tutuşuyla, bu adam zamanın aleyhine çalıştığı en underrated aktör idi. * ayrıca eşek gözlerine sahip (ahaha). vallahi, bu sefer dikkat ettim bu herifteki sevimlilik nereden geliyor diye, james woods gibi uzun bir surat fakat gözler güzel arkadaş. adını taşıyan piyanist de var. bir de bize bak, adımızı taşıyan herif gidip poptirik şarkılar yapıyor.

    neyse, ne diyorduk; esas ününü tiyatro sahnesinde yaptığı için sinema seyircisince pek bilinmez, yine de sarah bernhardt ve john barrymore gibi daha eskilere nazaran şanslıdır bu konuda. ingiliz sinemasının en önemli yüzlerinden biridir, keşke ömrü vefa etseydi de ealing komedileri'nde oynasaydı, alec guinness'le karşılıklı olarak izleseydik kendisini. velhasıl her zaman hatırlayacağız ve minnetle anacağızdır.

    * edit: 49th parallel ile bu görüşümü pekiştirmiştir.