şükela:  tümü | bugün
  • bir ibrani gelenegi..
  • eski türk toplumunda kocası ölen gelinin, ölen kocasından olan çocuklar, üvey baba eline kalmasın ve sahip olunan mal aile dışına çıkmasın diye kocasının erkek kardeşi ile, yani kaynı ile evlendirilmesi.

    bu adet özellikle doğu illerimizde malesef hala sürdürülmektedir. pek çoğumuzun etrafında birilerinden duydugu veya yakından gördüğü, "kocası ölünce kaynıyla evlendirilmiş" bir kadın vardır.

    bu gelinlerin kimisi kadere boyun eğip bir zamanlar kardeş bildikleri kayınlarıyla aynı yatağa girip ondan da çocuklar doğurmuş, kimisi belki de kocasının anısına dayanamayıp ölümü seçmiş, kimisi baba evine kaçıp bir ömür boyu çocuklarından mahrum kalmıştır. bu durumun "eğreti gelin"ler gibi yadsınması mümkün değildir.

    koca, amca ve baba hariç kaynından da kaçan, onun yanında da başı açık çıkmayan müslüman kadınının bunu yapmasına, daha doğrusu böyle davrandırılmasına sebep, arada kurulması muhtemel bir kardeşlik ilişkisini, böyle durumlar için ortadan kaldırma isteği olabilir.
  • kayın (kayınbirader) alma evliliği de denir.ülkemizde yaygın olmamakla birlikte görülmektedir.
  • tevrat'ın levililer bölümünde geçen bir ifadeden adını alan uygulamadır.
    kutsal yazıda şöyle demektedir halbuki:
    "lev.20: 21 kardeşinin karısıyla evlenen adam rezillik etmiş olur. kardeşinin namusunu lekelemiştir. çocuk sahibi olmayacaklardır."
    öte taraftan, bu uygulamanın, mal bölünmesini engellemek için gayet meşru kabul edildiği göz önüne alındığında, "para-iman" savaşında, genellikle hangisinin galip çıktığı çok iyi anlaşılabilir.
  • eski türkler'de oğulların babaları ölünce üvey anneleri ile evlenmeleri ya da ölen kardeşlerin karılarını da sağ kalan kardeşle evlenme zorunluluğa denir. bu adetin iki sebebi vardır: bir kadın kocasının ruhuna da hizmet edeceğinden, ölenin oğlu veya kardeşi ile evlenirse bu görevini yerine getirebilir. ama yabancı bir erkekle evlenirse bunu gerçekleştiremez. son olarak, sağ kalan eşin eski soyuna dönerek bir miktar mali beraberinde götürmesi ve zaten göçebe olan toplumda yalnız kalarak zor durumda kalmasini engellemektir.
  • etimolojik kökeni latince kayınbirader demek olan "levir"dir.
    ayrıca (bkz: sororat)
  • ibranicedeki ismi yibbum imiş.
  • bence burdaki olay ölen kişinin mirasını pay etmekle alakalı bir durum. bir eve gelin gelen kadın için ailesine başlık parası verilmiştir. yani esasında satın alınmıştır (bkz: #31425539). şimdi nasıl ki bir insan öldüğünde bu kişiye ait olan mallar alındıkları mağazalara geri götürülüp verilmiyorsa, belirli bir miras hukuk içerisinde aile fertlerine dağıtılıyorsa erkeğin malı olan kadın da bu yapı içerisinde erkek kardeşe düşüveriyor.

    yani biri öldüğünde o kişi öldü diye kimse onun arabasını, evini, tutup da satın aldığı yere bedelsiz geri götürmüyor. abi bizimki sizlere ömür, e bizde bunları size getirdik demiyor. e zaten rol olarak maldan öteye gidemeyen bir de alırken üstüne o kadar para sayılan kadın neden ailesine geriverilsin? ya da bir otomobilin 'abi sahibim öldü ben artık özgürüm, bundan sonra beni sami abi kullansın' deme şansının olmadığı gibi kadının da böyle bir tercih hakkı olmuyor.

    en azından ben bu sebeple yapıldığını düşünüyorum.
  • aslında kadına sahip çıkmaktır. o toplumun şartlarına göre kadının ortada kalmasını önlemek, bi nevi ölen evladın mirasına sahip çıkmak demektir. modern anlayışta kadın birey olarak var olduğundan hoş olmayan bi uygulama olsa da o toplumun yapısı göz önünde bulundurulduğunda anlaşılabilir bi uygulamadır.
  • olumlu hiç bir yönü olmayan durumdur. abinin seviştiği bir kadınla sevişmek ne demek! yenge dediğin, kardeş yerine koyduğun biri ile sonra aynı yatağa girmek...dünyanın görüp görebileceği en iğrenç gelenek.