şükela:  tümü | bugün
  • asil adi abdulcelil celebi olan ama eserlerine levni diye imza atan 18. yy'da yasamis meshur turk minyatur sanatcisi.
    (levni renkci manasina gelir)
  • levni, eskiden, ankara tunalı hilmi'de bulunan eski bir plakçı. bir zamanların (1980'ler) takılınable bir yeri idi. plaklardan kasetlere çekim vs. olayları.
  • (bkz: minyatür)
  • minyatürlerinde, yüzlerin kalıplaşmış halde değil, kişinin özelliğine göre resmedilmesi, perspektif kurallarına uyulması en önemli özelliğidir. surname minyatürleri meşhurdur*.
  • bir örnek ile işi pekiştirelim..
    http://www.discoverturkey.com/…/saheser/12/301.html adresinde görülebilecek, adreste de şaheser olarak bahsedilen eser minyatür mü maxitür mü tartışmasını gözler önüne serer.
  • minyatür sanatına derinliği getirmiş;eserlerinde parlak renkler yerine,doğal ve yumuşak renkler kullanmış;ünlü türk minyatürcüsü ve şairidir.
  • 1982 kibris dogumlu, anaokulundan beri piyano dersleri alan, universite ile arasi birturlu iyi olmayan, su an ankarada oturan sahsiyet *.
  • (bkz: levin)
  • halk ozanı, ressam. ününü daha çok ressam olarak yapan, minyatürleriyle tanınan levni'nin bir başka yanı da, aşık ömer'in etkisinde kalmış bile olsa, bir halk ozanı oluşudur. asıl adı abdülcelil çelebi'dir. edirne'den istanbul'a geldiği, bir süre bursa'da kalmış olduğu, bursa'da evlendiği sanılıyor. "ressam çıraklığı" yaptıktan sonra döneminin en ünlü ressamı olmuş "saray ressamlığı"na yükselmiştir.
    levni'nin yalın bir dili olduğu gözleniyor. ince alaycı bir tutumu var. elbette güçlü bir ozan gibi görünmüyor, ama dili kullanmasını bilen, zeki, iğneleyici yanı ortaya çıkan bir ozan.

    çiçeğe arı, arıya asel
    aptala boru, boruya gazel
    şaire türkü, türküye güzel
    güzele gerdan ne güzel uymuş

    kavuğa sarık, sarığa sümbül
    köçeğe yanak, yanağa kakül
    bahçeye güllük, güllüğe bülbül
    bülbüle efgan, ne güzel uymuş

    kediye fare, fareye kovuk
    meclise kelam, kelama doruk
    hastaya çorba, çorbaya koruk
    koruğa havan ne güzel uymuş

    yemeğe sahan, sahana kalay
    fakire kibar, kibara saray
    hünkara vezir, vezire alay
    alaya kaftan ne güzel uymuş

    kapıya kilid, kilide miftah
    dervişe hırka, hırkaya külah
    kahveye yaran, yarana meddah
    meddaha yalan ne güzel uymuş

    yayana atlı, atlıya koşu
    dallıya kuşak, kuşağa poşu
    sohbete helva, helvaya turşu
    turşuya soğan ne güzel uymuş

    yağlıya nakış, nakışa ipek
    üstada hüner, hünere emek
    levni ye güzel, güzele döşek
    döşeğe yorgan ne güzel uymuş
  • şiir : atalar sözü destani
    levni

    tut atalar sözünü kalbi selim ol
    gönülden gönüle yol var demişler
    gider yavuzluğun tab´ı halim ol
    sert sirke küpüne zarar demişler

    her kara uzatma elin eteğin
    yelkovana döner ahır emeğin
    nitekim göllerde şaşkın ördeğin
    başın kor kıçından dalar demişler

    aldanma cihanın sakın varına
    düşmeyegör onun ah-ü zarına
    bugünkü işini koyma yarına
    yar yıkıldığı gün tozar demişler

    çoktur bu alemde boşa yelenler
    kande bilenler ile bilmeyenler
    eskiden adettir dağdan gelenler
    bağda olanları kovar demişler

    dediler bu pendi sordumsa kime
    tuz ekmek bilmeze müşkilin deme
    kül kömür ye namert lokmasın yeme
    gün olur başına kakar demişler

    arzeyle bu pendi kendi özüne
    dost addetme her güleni yüzüne
    incinme dostunun doğru sözüne
    doğru söz insana batar demişler

    bir mürşid-i kamil bulmayanlara
    pirler nasihatın almayanlara
    sözünün ispatı olmayanlara
    bir dipsiz kile boş anbar demişler

    yar ile ettiğin kavle ver karar
    kar etmezsen bari eyleme zarar
    aza kanaat et olma tamahkar
    ucuz satan tezcek satar demişler

    kanaat halkasın bırakma elden
    elinden çıkmasın der isen dümen
    deve ahu gibi boynuz isterken
    iki kulaktan da çıkar demişler

    güneş balçık ilen sıvanmaz ey dil
    bi-zeban da olsa bellidir kamil
    kendüden gayruyu beğenmez cahil
    kendi çalar kendi oynar demişler

    hileyi irtikap etme kıl hazer
    desinler sana bir er oğlu er
    sen elin kapısın çalarsan eğer
    el de senin kapın çalar demişler

    gerek şaki olsun gerekse said
    kerim kereminden eylemez teb´id
    böyledir mevla´dan sen kesme ümid
    gün doğmadan neler doğar demişler

    levni nasihatı pirlerin böyle
    durub-ı emsalden hazm ile söyle
    meydan-ı hünerde ağırlık eyle
    ağır bassa beğni ağar demişler
    levni