şükela:  tümü | bugün
  • akm de seyrettigim en basarılı baleydi..
  • arap koylerinden birinde mecnun adinda bir delikanli yasar, ticaretle ugrasirmis. gunlerden bir gun komsu koylerden birinde gordugu leylaya asik olmus. koyler birbirlerini pek sevmediklerinden leylanin babasi mecnuna vermemis kizini. mecnun askindan bitap collere dusmus, isi gucu birakmis sadece leylasi icin yanmakta..
    koyluler mecnunun bu haline acimislar, her ne kadar aramiz kotu de olsa gidip konusalim birde biz isteyelim kizi demisler ve koyde yasca buyuk hatiri sayili kisiler toplanip leylanin koyune gelmisler. sorup sorusturmuslar, bulmuslar leylayi ama leyla hicde mecnunun anlattigi gibi ahu gozlu, kiraz dudakli, elma yanakli, sirma sacli diilmis. aksine cirkin mi cirkin, kara kuru, karga burunlu zayif mi zayif bir kizmis. koyluler bakmislar olacak gibi degil, bu bizim mecnunun leylasi olamaz deyip gerisin geri koye donmusler.
    varmislar mecnunun yanina, demisler: ey mecnun bu leyla kara kuru, karga burunlu bir kiz, sen bunun neresini sevdin de begendin, biz sana daha guzelini aliriz, vazgec bu sevdadan, yaziktir gencligine, collere dusme bunun icin...
    mecnun bitap bir halde kafasini kaldirip cevaplamis: siz bir de ona benim gozumle bakin, gonul kimi severse guzel odur...
  • bir orhan gencebay şarkısı, güzel bir soloya sahip şarkıdır ayrıca sözler:

    bir feryat yıllarca cevapsız kaldı
    öyle bir feryat ki bu duyan ağladı
    hasret dolu çile dolu sevgi dolu dert dolu
    böyle aşk dünyada hiç yaşanmadı
    hasret dolu çile dolu sevgi dolu dert dolu
    böyle ask bir daha hiç yaşanmadı
    aşkımın gözyaşları tek ümidim hala
    döktüğüm kanlı yaş yalnızlık ne fena
    mahşerde seni seni leylaa leylaaaaaa leylaaaaaaaaaa....
    leylaeaeaaa...(leyleaeae..)
    ölmek bir sonm değil bize seven ölümsüzdür leyla
    dünya döndükçe biz varız sevdikçe leyla
    biz varız leyla

    bir efsane olduk dertle çilede
    hep sordular mecnun leylan nerede?
    dedim ki leyla bende gündüzümde hem gecemde
    kaderimde feryadımda son nefesimde
    dedim ki leyla benim gündüzümde hem gecemde
    kaderimde kederimde her nefesimde
    aşkımın göz yaşları tek ümidim hala
    döktüğüm kanlı yaş yalnızlık ne bela
    mahşerde seni senii leylaaa leylaaaa leylaaaaa...
    leyleaea leylaea leylaea
    ölmek bir son değil seven ölümsüzdür leyla
    dünya durdukça biz varız sevdikçe leyla
    sevdikçe leyla
    leylaaa
    mecnuuuuun
    leylaaaaaa
    mecnuuuuun
    leylaaaaaaaa
    mecnuuuuun......
  • orhan gencebay'ın overture'u ile "adam gibi şarkı" olmayı becermiş sanat eseri.!*
  • mecnun leylaya mektup yazmak istedi:
    '' hayalin gözümde, ismin dilimde, zikrin kalbimde... nereye mektup yazayım?..''
  • (bkz: mem u zin)
  • mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan kays adlı oğludur.
    okulda bir başka kabile reisinin kızı olan leyla ile tanışır.
    bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. okulda başlayıp gittikçe alevlenen
    bu macerayı leyla'nın annesi öğrenir.
    kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
    kays okulda leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
    başını alıp çöllere gider ve mecnun diye anılmaya başlar.

    mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için leyla'yı isterse de mecnun
    (deli, çılgın) oldu diye leyla' yı vermezler. leyla evden kaçarak, mecnun' u çölde bulur.
    halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
    mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. bu sebeple leylâ' yı tanımaz.
    babası mecnûn' u iyileşmesi için kâbe' ye götürür.
    duâların kabul olduğu bu yerde mecnûn,
    kendisindeki aşkını daha da arttırması için allahü tealâya duâ eder:

    "ya rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
    bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni."

    duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
    diğer tarafta ise leylâ da aşk ıstırabı içindedir.

    bir zaman sonra âilesi, leylâ' yı ibn-i selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
    ancak, leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
    mahvolacağını söyleyerek ibn-i selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır.

    mecnûn, çölde, leylâ' nın evlendiğini arkadaşı zeyd' den işitince çok üzülür.
    leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir.
    leylâ da durumunu bir mektupla mecnûn' a anlatır.
    kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.

    bir müddet sonra mecnûn' un âhı tutarak ibn-i selâm ölür. leylâ baba evine döner.
    bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, mecnûn' u çölde aramaya başlar.
    fakat mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden leylâ'nın
    maddî varlığını unutmuştur. leylâ, çölde mecnûn' u bulduğu hâlde, mecnûn onu tanımaz.
    leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. hastalanıp yataklara düşer.
    kısa zaman sonra da ölür. mecnûn, leylâ' nın ölüm haberini öğrenir.
    gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;

    "ya rab manâ cism ü cân gerekmez
    cânânsuz cihân gerekmez."

    der, kabri kucaklayarak ölür.

    bir müddet sonra mecnûn' un sâdık arkadaşı zeyd rüyasında,
    cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
    bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
    "bunlar mecnûn ile onun vefalı sevgilisi leylâ' dır. aşk yoluna girip temiz öldükleri,
    aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."

    leyla ve mecnun

    ey rabbim! aşk belasıyla beni tanıştır
    beni bir an bile olsa; aşk belasından ayırma!

    detlilerden yardımını uzak tutma.
    yani beni daha çok belalara müptela eyle!

    ben var oldukça, beladan, isteğimi uzaklaştırma!
    ben belayı isterim, çünkü bela da beni ister.

    sevgi belasıyla ağırbaşlılığımı gevşetme!
    ta ki dostlar beni kınayıp vefasız demesinler!

    gidip geldikçe, sevgilimin güzelliğini arttır,
    sevgilimin derdine beni daha çok mübtela et.

    ben nerede, mevki ve itibar kazanma nerede?
    bana yoksulluk ve yokluk ulaşma kabiliyeti ver

    senden ayrıyken, bedenimi öyle zayıf kıl ki,
    bahar yeli beni sana kavuştursun.

    fuzûlî' nin nasibi gibi beni gururlandırıp,
    ey rabbim, asla beni bana bağlı kılma!

    sonunda yar, ağlayıp inlememize acıdı ve
    bugün hüzünler evimize ayak bastı.

    gözyaşı yağmurum, demek, öyle tesir etti ki,
    gül bahçemizde taze bir gül dalı düşürdü.

    ah ateşinin bizi yaktığı,
    ayrılık gecesini aydınlatan meş' aleden bellidir.

    eğer ağlayan gözümüzde uyku olsaydı,
    bu kavuşma uyku halinde görülen bir rüya demek mümkün olurdu.

    gördüğümüz bir hayal mi?
    yoksa sevgilinin yanımıza geleceği aklımıza bile gelmezdi.

    ey can ve gönül! sevgili, misafirimiz oldu!
    neyimiz varsa, misafirimizin ayaklarına dökelim.

    ey fuzûlî! sevgilinin kasdı, canımızı almakmış.
    gel.. güzel uğruna can vermeyi kendimize bir borç bilelim.

    **
    fuzûli' nin 1535' te yazdığı
    leylâ ve mecnûn adlı mesnevîsi.
  • (bkz: su kasidesi)
  • orijinal adi leyla vu mecnun olan eser.