şükela:  tümü | bugün
  • ajda öncesinin süperstar'ı, dillere destan alımlı, bir de italyanca şarkılar falan söylermiş, türkiye'nin wamp kadın ekolü diyenler bile olagelmiş.
  • suclular aramizda, sehrazat filmlerinin güzel, vamp kadini.. dansözlükden kara carsafa uzanan enteresan bir hayati vardir; kimileri onu türkiye'deki degisimin sembolleri arasinda görür vb..
  • karakter (bkz: aslan yavrusu)
  • bir dönem dansözlük yapmış yeşilçamın bilinen ilk vamplarındandır. şu anda kendini dine vermiştir demeye dilimiz varamıyor çünkü sıyırmış diyebileceğimiz derecede dinle kafayı bozmuştur. o raddededirki ufak bir erkek çocuğunun yunus emreolduğuna inanmakta ve ona gerekli özeni göstermeyenleri değil evinden hayatından kovmaktadır. meleğin sözleri, altın kalem gibi inancını anlattığı kitapları vardır.
  • bir ingiliz asilzadesinin ifadesine ve shakira vucuduna sahipti.

    küçüktüm, bayağı küçük, onlu yaşların başları olmalı, hepi topu bikaç resmini görebilmiştim, film çekmeyi bırakmıştı, dansözlüğünün de artık son devirlerinde... demek ki artık kırklarına yaklaşmış.

    o zaman dergi, o bu yok, erkekçenin 18 yaşında serpil çakmaklı kapağıyla çıkmasına daha herhalde birkaç sene var. televizyona dansöz çıkması yasak. kadını dansettiği yerden başka görebileceğiniz tek yer gazetelerin magazin eklerinde görebileceğiniz resimlerden ibaret. o yıllarda işte, senede birkaç resmi çıkardı leyla sayar ın. bazen sahne kıyafetiyle bazen de sadece yakın plan bir yüz çekimi ile... kalbim sızlaya sızlaya, kendimden geçmiş, hayran, hayran gözlerimi ayıramadan bakardım o resimlere.

    arkadaşlar yetmişlerin sonlarını düşünün, dünyada güzel kadın denildi mi, ursula andress ve raquel welch anılıyor. başka da güzelliğiyle idolleşmiş kimse yok, ya da ben hatırlamıyorum. o yoklukta türkiye de böyle bir kadın var:

    http://www.resimupload.org/…-leyla-sayar-10665.html

    o yıllarda benim için neler ifade ettiğini anlatamam.
    sonra aramıza bi soğukluk girdi, hatırladığım kadarıyla dallastaki pam den hoşlanmaya başladım falan... sonra yıllarca unuttum onu.
    ta ki monica bellucci yi bir filmde görünceye kadar. bana yıllardır unuttuğum o eski çocukluk aşkımı tekrar hatırlattı bellucci.
    o günden beri bazen aklıma gelir internette resimlerini aratırım.
    arada siz de yapın, güzele bakmak iyidir, ferahlık verir insana.
    leyla sayar da cidden çok güzel kadındı, öyle böyle, bildiğiniz gibi değil! bambaşka güzel bir kadındı! çok çok güzeldi demiş miydim?!
  • az önce sözcü gazetesinin haberine göre temmuz ayı içerisinde sessiz sedasız vefat etmiş emektar sinema sanatçısı. allah rahmet eylesin
  • 22 temmuz günü ölen, lakin ölümü 1 ağustos günü duyurulan eski oyuncu.
  • türk sinemasının dönemine göre belki de, en orijinal güzeli ve seçtiği vamp rollerle iz bırakan oyuncusu. geçen yaz ölüp dün tesadüfen atilla dorsay'ın yazısında öldüğü haberini okuyunca beynimden vurulmuşa döndüm resmen. çift kişilikli karakteri oynadığı şehrazat filmini deli gibi izlemek isterim yıllardan beri. alttaki yazıda agah özgüç'ün türk sinemasının kadınları kitabından kendisi hakkında kısa bilgiler mevcut;

    kolejin en güzel kızlarından biridir.bir güzellik yarışmasına izinsiz girmesi,resimlerinin bir dergide yayınlanması üzerine üsküdar kız kolejindeki öğrencilik hayatı sona erer. o zamanları kendisi şöyle anlatır."sokakta yürümem imkansız .beyoğlu'na gittiğim zaman trafik duruyor.plaja gittiğim zaman plajdan polislerle çıkabiliyordum.ilk film teklifini hasan kazankaya'dan alır.ancak ailesi engeldir.1957 yılında sadri alışıkı ve semih sergen'le başrolünü paylaştığı duvaklı göl ilk filmidir. romantik bir iç dünyası vardır.sürekli aşk şiirleri ve öyküleri yazar.ilk zamanlar"artist olursan seni kendi ellerimle boğarım"diyen annesi handan hanım'ı yola getirmiştir. atıf yılmaz'ın ölüm peşimizde ve halit refiğ'in şafak bekçileri'yle bir yıldız olup ölümsüzleşir.. vahşi kedi filminde dönemin ünlü italyan yıldızı elenora rossi drago'ya özenecektir. şehrazat filminde ise oynadığı kadın tipi oldukça ilginçtir.şehrazat'ta vamp kadın tiplemesine yeni bir boyut kazandırır.bu filmde gizemli,ilk iki ruhlu kriminal dişidir. gündüzleri görkemli yalısında sosyetik bir hayat,geceleri de bir gece kulübünde striptiz yaparak soyunur. ve ayrıca seviştiği erkekleri kiralık katillerine öldürten doyumsuz bir prensestir. aynı yıl yani 1964'te metin erksan'ın suçlular aramızda filminde yine ilginç bir kadın kişiliği yansıtır. görkemli bir villada zenci uşağıyla alem yapan ve kendisini çırılçıplak soyunup vücudunu kağıt paralarla örtmeye çalışan seksomanyak bir iş adamının metresidir. 1965 son yılını oluşturur sinemada. 1970'te son filmi olan ankara ekspresi'ni çeker. bu filmden sonra gazino ve turistik yerlerde dansözlük yapar. daha sonra kendini islam'a verir. ancak laikliğe aykırı propaganda yapmak suçundan dgm'de yargılanmıştır bu oyuncu.hiçbir zaman unutulmayacak bir kadın oyuncudur leyla sayar.
  • inandığı gibi yaşamış kadın. siz bakmayın şimdiki dümbelek müslümanlara, kitap çok net; "ihtiyaçtan fazlası haramdır".

    şimdi arama motoruna ismini yazsanız, tek başına öldü, zavallı, yalnız, sefalet içinde gibi tanımlamalar görürsünüz. asıl böyle düşünenler zavallıdır da farkında değildir.

    6 tane evi varken, 5 tanesini daha yaşarken bağışlamıştır. evinde sadece ihtiyacı olan eşyalar vardır. salon takımı, oturma odası takımı, yatak odası takımı yok diye zavallı diyorlar, oysa gerçekten ihtiyacımız var mı onlara? 100 tane elbise kimin ihtiyacı olabilir? 500 ayakkabı?

    herkes işine gelen haramdan uzak duruyor. en kolayı domuz eti, yerine dana olmasa kimse bunu da siklemezdi eminim.

    makyajsız, estetiksiz bi sike benzemeyen kadınlar, leyla hanım kadar güzel olsa daha ne kadar delirebilirlerdi acaba?

    allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
  • türk sinemasının gelmiş geçmiş en güzel kadınıdır gözümde. estetiksiz, su gibi duru bir kadın. zaten annesi çerkes, babası selanik göçmeniymiş ki daha iyi bir kombinasyon düşünemiyorum.

    sadece güzelliğine değil, oyunculuğuna da hayranım ben. boş bakışlı, takma kirpikli türkan şoray değil, bu kadın hak eder bütün övgüleri.

    gel gelelim... yine serbest çağrışımda sınırları aşarak oradan oraya düşünürken hatırladım ben bu kadını. kezban diye bir filmi vardı, şehrazat vardı sonra. başka neler vardı, bulsam da izlesem diye adını google'a yazınca karşıma ilk düşen yazının başlığı: yalnız yaşadı yalnız öldü.

    öldüğünü bilmiyordum, üzüldüm biraz. ama öfkem üzüntümü bastırdı. yukarıda bahsettiğim yazının başlığından tiksindim. ne demek yalnız yaşadı yalnız öldü. ben olsam şöyle bir başlık atardım sanırım: gönlünce yaşadı.

    çoğumuzda güzellere, zenginlere karşı kabul etmek istemediğimiz bir kıskançlık ve nefret var sanki. bu gizli duygularımız sebebiyle, yukarıda bahsettiğim başlıkta olduğu gibi freud sürçmesi benzeri bir şey yaşıyoruz. o başlığın üstü kapalı alt metni de şu: "bak bu kadın bu kadar güzel, bu kadar ünlü, bu kadar zengindi; amma yalnız öldü. sen, ben ise yalnız olmayışımız sebebiyle, bu kadının sahip olduklarının uzağından bile geçemeyecek de olsak ona üstünüz."

    bu başlığı yazısına uygun gören kıt kafa, acaba bu güzellikteki bir kadının istediği adamları kapısında kuyruğa sokabileceğinin farkında mıdır? hayal bile edilemeyecek lüksü, parayı, şatafatı elde edebilecekken kendi tercihiyle yalnızlaştığını, belki de belgin doruk gibi bir dünya güzelini adım adım tüketen, aklını kaçırtan vahşi dünyadan kaçmak istediğini düşünmüş müdür? belki güvenecek kimseyi bulamadı çevresinde ya da belki de kendisiyle baş başa daha huzurlu ve güvende hissetti, olamaz mı?

    sebebi ne olursa olsun gönlünce yaşamış leyla sayar. daha hayattayken mal varlığının büyük kısmını bağışlamış, kendine bir ev ayırmış ve mütevazi bir hayat sürmüş. güzelliğinin laneti olmasına izin vermemiş belgin doruk gibi. güzelliğine ve oyunculuğuna olan hayranlığım, sıra dışı tercihlerine hayranlığa dönüştü. huzur içinde uyusun.