şükela:  tümü | bugün
403 entry daha
  • iki eşarbım var, yeni de değil. belki 5 yıldır falan kullanıyorum. aha da bunlar:

    görsel

    görsel

    son bi senedir ne zaman bunlardan birini kullansam bir lgbt muhabbeti. evet bayraktarlığını yapıyorum:)
  • kadın olmadan kadın haklarını , hayvan olmadan hayvan haklarını savunabiliyorsak lgbti bireyi olmadan da onların haklarını savunabiliriz. bundan doğal ne var ?
  • "insan" olmanın gereğidir.
    insan hakları söz konusu olduğunda kimin ne dediği beni hiç ilgilendirmez. başka birinin kimi seveceğine, hayatını kiminle yaşayacağına diğerlerinin en ufak karışma hakkı yoktur. basit kural özgürlüğün sınırı "zarar vermemektir". lgbt bireyler kendi hayatlarını yaşamak istiyor sadece. yok kötü örnek oluyormuş, yok dini nedenlerle olmazmış. anlayın artık kimse sizin dini, ahlaki dogmalarınıza göre yaşamak zorunda değil. gidin hırsızlarla, çocuk istismarcılarıyla, katillerle uğraşın. ahlaka gelirsek de kimin ne kadar ahlaklı olduğunu hiç kimse bilmiyor.
  • “lgbt bireyin hakları”, “lgbt savunucusu”, “kadın hakları”, “kafın hakları savunucusu” gibi kavramlar bile tuhaf değil mi sizce? temel olan tek şey insan olmak değil mi? kadın, erkek, lgbt, müslüman, alevi gibi sıfatlara gerek olmadan, kimse için özel bir hak olmadan, kimsenin kimseyi savunmadan sadece insan olarak yaşaması gerekmez mi? lgbt değilim ama onların haklarının savunucusu da değilim, çünkü ne ben onlardan ayrıcalıklıyım ne başka bir sıfatlı birey ise benden.
  • bayrağını taşımışlığım var fakat heteroseksüel bireyin yakında ikinci sınıf insan olarak yaftalanacağı endişesini de taşımıyor değilim.

    kısacası bazen yersiz yere gündem dolduruyor. tıpkı şuan olduğu gibi.
  • bu benım ama son zamanlarda yaptıkları midemi bulandırıyor.

    her eylem olan yerde yarrak var gibi lgbt bayrağı açılmasından rahatsızlık duyuyorum. ibneliğinde bir raconu var.
  • benim yaptığım.

    altı yaşımdaydım.

    televizyonda zeki müren'i gördüm. şıkır şıkır kolyeleri, saçları, makyajıyla çok dikkat çekiciydi. ama takım elbise giyiyordu. kravat da takıyordu.

    - anne zeki müren kadın mı?
    - hmm... değil kızım.
    - o zaman neden kolyeler, küpeler takıyor?
    - öyle seviyor demek ki kızım.
    - makyaj da yapıyor... hem kadın hem erkek gibi?
    - olabilir annecim, allah da onu öyle yaratmış.

    sanırım cinsel yönelimle ilgili hayatımda duyduğum ilk şey buydu. kafam çok karışmıştı. annem de nasıl izah edeceğini bilememişti zaten. cinsiyet kalıpları, lgbti yargıları üzerine düşünemeyecek kadar küçük olduğum için hiçbir şey anlamasam da "neyse yeaa" deyip konuyu kendi içimde kapattım. kısa bir süre sonra da vefat etti sanat güneşimiz.

    şimdi görüyorum ki insanların nasıl yaşadıklarına karışmaya haddimizin olmadığını ilk o gün duymuşum. sadece lgbti konusu değil; başkasına zarar vermediği müddetçe kimin kiminle ne yaşadığına karışmamayı da düstur edindim hayatım boyunca.

    ama türk insanı bayılır burnunu haddi olmayan yerlere sokmaya. bu yüzden lgbt değilim ama haklarını savunuyorum.
  • bundan yuzbinlerce var toplumda. gerek aile baskısı gerek toplum baskısı nedeni ile heteroseksüel taklidi yapan erkektir. hatta evlenip çocuk sahibi bile olurlar. fakat konuşmaya başladığında doğası gereği kırım kırım konuşurlar. her yerlerinden feminenlik akar. hatta ülkede bir çok popstar ve hatta en büyüğü bile buna örnektir. mahkeme ile uğraşmak istemediğimden isim veremiyorum. bu erkekler mı haklı bu erkeklerin evlendiği kadınlar mı mağdur. yoksa toplum mu yanlış yapıyor bilmiyorum. ama evet var böyle bir sorun. düşünsenize evlenip çocuk sahibi olduğunuz adam seneler sonra kendi cinsi ile sizi bırakıp gidiyor. kotu bir durum. netflix acil el atmalı.
  • hak savunmak ve destek olmak için mağdur olmak zorunda değilsiniz.

    yanlışa yanlış diyerek. hak yenildiğinde görmezden gelmeyip az da olsa destek olarak adalet ve bireysel özgürlükler topluma yayılır.

    bunu yaparken birilerinin istediği şekilde savunmak zorunda değilsiniz sadece. ister eyleme katilirsiniz, ister imza verirsiniz. bu sizin tasarrufunuzda olan kısım.
1 entry daha