1. devletin çok az ama öz kuruma sahip olup, trt gibi bir logosuna bir milyon dolar verilmeyecek , yirmili yaşlarda daha koyunden çıkmamış çocukların vatan millet ugruna dagda teroristler çatıştırmayıp onların verdikleir vergilerle yerlerine özel harekatcı abilerinin çatışacagı , devlet universitesi diye bir kavramın olmadıgından dolayı başörtüsü sorunun yaşanmayacagı kimi sermaye kuracagı özel universitelerde daha iyi bir egitimin verilecegi , universitelerin paralı olmasından dolayı hakikatten oraya gitmesi gereken kişilerin gitmesi sonucu universite mezunlarının toplunda hakettigi yeri alıp ciddi manada lisans egitimi almış kişilere verilecek olan ederden maaşlarını alabilecegi , saglık sisteminin özelleştirilmiş olması yuzunden özel hastanelerde insan gibi davranılıp , ciddi manada fakir kişilerin devlet tarafından bakıldıgı , ssk ve bagkur gibi sosyal güvenlik sistemlerinin olmadıgı , yatları ve katları olan kişilerin vergi kaçıramayıp şimdiki düzendeki gibi yanındaki işçiden daha az vergi beyan eden vergi mükelleflerinin olmadıgı , düşünce özgürlügünün had safhada oldugu , üçüncü dunya ülkeleri arasından ayrılmak isteyen her devletin sahiplenmeis gerektigi , parlamenter sistemin yerine başkanlık sisteminin geçerli oldugu , zorunlu askerlik egitiminin olmadıgı , fakirlerin devlet tarafından şimdiki gibi ayda üçyüz ytl verip koruyup kollamak yerine onlara insanca yaşayabilecekleri bir ortam hazırladıgı , kutsala hakaret ile vergi kaçırmanın en büyük suç addedilip inançlara eşit uzaklıkta olup laiklik denen dinin devlete karışmasından ziyade seküler sistemi benimseyip devletin dine karışmadıgı , oldugu takdirde dadından yenmeyecek olan devlet düzenidir.
    (bkz: kotulenecegini bile bile entry girmek)
  2. "her koyun kendi bacagindan asilir" sözünü amentü etmis devlet düzeni. devlet olabildigince kücüktür ve pek etliye sütlüye karismaz. özel sektörün ve insanlarin hür iradesinin ortami eninde sonunda güllük gülistanlik edecegini, devletin her boka burnunu sokmasinin isleri boka cevirdigini savunur, devlet bu düzende sadece idari isleri halledecek bir de özel sektörün yapamayacagi adalet, ordu falan gibi seyleri üstlenecektir. yalniz yukarida sayilip döküldügü gibi her yeri güllük gülistanlik eden bir ütopya degildir, devlet aktivitesinin olmadigi bir ortamda cogunlukla "güclü olmayanin cani ciksin" mantigi yerlesir ve yoksullar, gücsüzler yardim derneklerinin inisiyatifine birakilmis, onlarin egitim, saglik, barinma, adalet gibi cok temel ve hayati ihtiyaclari düsük ve garantiden yoksun duruma gelmektedir.

    günümüz amerikanyasi liberal, hatta 70lerden itibaren neo-liberal devlet anlayisina iyi bir örnektir, ve amerika cennet degildir.

    karsiti icin (bkz: sosyal devlet)
  3. çok eleştirirler. derler ki:

    iddia: herkesin parası yok, devlet üniversitesi olmasa biz nasıl okurduk, çocuğumuzu okuturduk?

    bir defa türkiye'de herkeste benm çocuğum üniversite okuyacak diye bir mantık, bir sidik yarışı var. biraz hava atmak, biraz sosyal statü kavgası ve yüzde 99 u da ekonomik kaygıyla. ama görüyoruz ki herkes okuyunca da değişen bir şey yok. dengesiz bir büyüme. doğal şartların dışında şişirilmiş bir sözde eğitim.

    ikincisi bre pezevenk adam madem çocuğunu okutacak paran yok bu dersanelere her yıl 3-5 milyarı nasıl veriyorsun. ortaokuldan liseye ha aman ha aman diye para vereceğine o parayı biriktirsen, çocuğunu özel okulda krallar gibi okutursun.

    bunca dersane olmasa, müteşebbisler haliyle özel okul açacak. bakınız özel okul sayısı artışıyla türkiye'de bile artık fiyatlar müthiş düşüyor. artık ortalama geliri 3000 lira olan ve karı koca çalışan memur aileleri bile kendini kasıp çocuğunu gönderiyor. yıllık 3000 lira gibi fiyatlarda özel lisede okutuyor.

    e zengin gidecek fakir gideyemeyecek, yazık değil mi günah değil mi? aslında zenginin direk şerefsiz demek olduğu türkiye'de bunu iddia edersem adamı zikerler ama, evet değil. değil oğlum adamın parası var. çok sümüğümü çekmiş, heves etmis, kursağında kalmış biri olarak bunu rahatça söylüyorum, hep ben de zengin olmak istedim ama, her zengine de orrospu çocuğu demedim.

    ayrıca ingiltere gibi ülkelerde bunun örnekleri mevcuttur. zorunlu eğitim kapsamında sosyal devlet uygulanıyor ve parası olmayana devlet parasını verip yine bireylere kendi okulu seçme özgürlüğü veriyor.

    kendi okulunu seçebilen birey hakkını arayabiliyor. çünkü parasını ödüyor. biz dayak yiyoruz, eziliyoruz, bize "takıyorlar" hocalarımız. manyağın tekinin kişisel hırsının kurbanı da oluyoruz. adam gibi eğitim alamıyoruz, adam yetersiz, rekabet yok.

    öteki adam öğretmenine kadar kendisi seçebiliyor, çünkü talebi olmazsa para kazanamaz, okul adamı kovar. öğrenciye takamaz. dövemez.

    sonra eğitim hususunda diğer bir liberal güzellik de şudur. bizim gençlerimiz hamgöttür. biz ya öğrenciyizdir, ya asker ya da çalışan ya da işsiz. bunlar. biz aynı anda çalışıp para kazanmayı gururumuza yediremeyiz. amerikan filmlerinde kendi parasını kazanan, kolej için biriktiriyorum muhabbeti çeken ergenleri ben hep istisna sanırdım. ama klişe değil gerçeğin ta kendisiymiş. bir arkadaş dedi. valla bak. yeminlen.

    böylece de noluyor. büyüklerimizin tabiriyle "okumaya niyeti olan" her türlü okuyor. ben yaşımı başımı aldım, rahatça şunu diyemem. "ben okudum". hayır bizi okuttular. zorla bildiğin. özünde okuyacak adam değildim. oku oku bir vasıf mı kazandık hayır. mal olduk resmen. oysa okumasaydım ve herkes okumasaydı, yani sadece lazım olanlar okusaydı, reel ücretler de birbirine yakın olacaktı meslek kollarında. böyle şeyler işte.

    ahlaki boyut: başıboşluk olur, it kopuk olur, anarşik oluruz mazallah.

    bir bok olmaz. devletin müdahalesinin bol olduğu bizim gibi bir ülkede yok mu başıboşluk? esas burda var. bastırılmışlık, sindirilmişlik daha beter ediyor. bir defa birey olmayı öğretememişiz insanımıza. herkes kendini ülke zannediyor. evet yanlış yazmadım. bizim insanımız kendini ülke zannediyor. türkiye şu şu yönden kötü dese kıyametler kopar. türkiye zamanında şunu asmış kesmiş desen, yıkılır ortalık. ulan salak sana bir şey diyen mi var? ülke lan bu. iktidar bunu yapan. sen ülke misin? türkler yiğittir, at önemli, karı pek mühim bayrak kutsal. böyle bir şey olur mu?

    sen daha insanlığına, özgürlüğüne, kendi haklarına sahip çıkamıyorsun, sen ülkeni nasıl savunacaksın. be hey öküz, sen aslında o kadar özgüvensiz, o kadar küçük dünyanın adamısın ki, kendini bir topluma ait görmeden, kendini bir komünden ayrı olarak ifade edemeyen, kendini ülkenden ayrı göremeyecek kadar küçüksün.

    kendi keyfiyetini sürdürmek için başkalarının özgürlüğünü hiçe sayanlar, ilelebet var olacaklardır. ve her daim onların borusu ötecektir bu dünyada.hep onlar alkışlanacaktır.

    hakkı hukuku onlar anlatacaktır, primi onlar yapacaktır.

    ne mutlu gerçek hakkın, adaletin, kendini bilmek, başkasının olana göz koymamak ve hortmadan geçinmemek olduğunu anlayanlara!

    mevzuyu bağlamak gereği doğuyor ki, şöyle diyebilirim. liberalizm dedikleri aslında pis fakirlerin götünü sikelim hep biz zengin olalımcılık değildir. nasıl saf komunizme ulaşılamamışsa, saf liberalizme de ulaşılamamıştır.

    o yüzden uygulamada kötü yanları gösterip aha bah aha bak demek yanlış. çocukluk. etmeyin. düşünün. edin. yapın. adamı hasta etmeyin.

    mükemmel olmasa da, bireyleri özgürleştirdiği ölçüde mükemmele en yakın sistemdir bu. uygulayabilene. bizim gibi 13. dünya ülkelerine göre değil tabi.
  4. devlet müdahale eder.
    liberaller devlet müdahale etmesin der.
    devlet liberallere para (ya da artık ne istiyorlarsa; şöhret, gazete köşesi, televizyon programı) verir. ve liberaller de devletle birlikte müdahale etmeye başlar. liberaller yumuşakça devlete dahlolur. smooth.
    diğer herhangi bir devlet düzeninden farkı yoktur yani.
  5. ya da şunun tersi:

    çoğunluğu ankarada muhkim birkaç bin "böyük" devlet memurunun herşeye karar verdiği, halk denen böcek güruhunun tehlikeli eğilimlerinin kontrol edildiği bir düzen.
  6. liberalizmden liberalizme gore degisecek duzendir.

    nasil milliyetciligin, sosyalizmin ve pek cok ideolojinin icinde farkli varyantlar varsa, liberalizmin icinde de pek cok farkli okul vardir.

    adam smith'ten bu yana liberallerin hemen hemen tamami serbest piyasanin butun sorunlari cozmeyeceginin ve bu sorunlarin cozulmesi icin devlet mudahelesinin elzem oldugunun farkindadir. bu okullari birbirinden ayiran temel sey de devlet mudahalesinin niteligi ve niceligidir. regulasyonlarla yapabilir, hizmet satin alimi yapabilir, kendisi girisimci olarak da yer alabilir. vatandaslarina belirli bir duzeyde safety net saglar, bunun da miktari ve niteligi ulkeden ulkeye gore degisir.

    universite egitiminden devam edelim. universite egitiminin maliyetini karsilamanin iki ekstrem yolu vardir.
    ya tamamini devlet karsilar ya da kim hizmet aliyorsa o karsilar. her ulke de bu iki ekstrem uc arasinda bir yerlerde kendine pozisyon almistir.

    devletin bunu finans etmesininde de cesitli yontemler vardir. kendisi universite isletebilir ve/veya universiteleri/ogrencileri cesitli yollarla fonlar.
    ulkeden ulkeye gore de bu fonlamanin turleri ve agirligi degisir.

    dolayisiyla liberal devlet demek devletin ekonomiye hic mudahale etmedigi ya da fakir vatandaslari hic siklemedigi ulke degildir.
    ancak hizmet vermeyen devlet vergi de bekleyemez, vergi alan devlet de hizmet vermek zorundadir.
    yani benzine sigaraya anasinin ami gibi vergi koyup, universite parani kendin ode diyemez.
    vergi veriyorsam o bana veya topluma yol, su, elektrik, viyaduk olarak donmek zorunda.
  7. devletin piyasaya çatır çatır müdahale ettiği/etmek zorunda olduğu sistemdir. kapitalizmin temeli olan sonsuz sermaye birikiminin gerçekleşebilmesi, maliyetlerin düşük olmasına veya fiyatların yüksek olmasına bağlıdır (ideal olarak her ikisine birden), ki ikincisinin gerçekleşebilmesi tamamen serbest bir piyasada çok zordur. zira giriş çıkışın tamamen serbest olduğu bir piyasada rekabet seviyesinin yüksekliği fiyatların düşmesine ve kârın azalmasına sebep olur. bu sebepten dolayı devlet, rekabetin sınırlanmasını ve kısmi tekellerin ortaya çıkmasını sağlayan müdahalelerde bulunur. patent bu tür müdahaleye güzel bir örnektir.
  8. aristokrasiye karşı sınıfsal mücadeleye giren burjuvazinin, önce ekonomik sonra siyasi zaferinin sonucu olan devlet düzeni. bu devlet düzeni; kişisel hak ve ekonomik özgürlüğe dayanır. devlet'in ekonomiye müdahelesi asgaridir hatta yoktur. devlet sadece güvenliği sağlamak için vardır. bu devlet düzenini en iyi açıklayan söz;

    (bkz: bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler)

    (bkz: adam smith)

liberal devlet düzeni hakkında bilgi verin