şükela:  tümü | bugün
  • formula 1'in de haklarını elinde bulunduran media grubu. f1'in youtube kanalındaki yaptıkları paylaşımlarla dikkatimi çekti. umarım kendileri f1'i eski şanlı günlerine döndürürler.
  • milyarder iş adamı john c. malone'un sahibi olduğu şirket. 1991 yılında kurulmuştur. genel merkezi, englewood, colorado'dadır.

    http://www.libertymedia.com/
  • formula 1'in haklarını aldıktan sonra f1 youtube kanalına bakınca ne kadar muhteşem bir iş çıkardıkları gözüküyor, resmen ilaç gibi geldiler.
  • formula 1'i tekrar eski günlerine döndürmek için ciddi saba sarf ettiğini düşündüğüm f1'in haklarını elinde bulunduran media grubu.

    bay e ile özellikle son dönemlerinde gerilemeye başlayan f1 yavaş yavaş toparlıyor kendini. değişime ayak uyduramayan, sosyal medyayı gerçekçi bulmadığını söyleyen bay e'nin emekliliğinin ardından ilk etapta enerjilerini sosyal medyaya yönlendirdiler. daha da önemlisi bu sene adamlar f1'i izleyen kesimin ne istediğini anlamak için anket yaptılar ve yavaş yavaş bunu uygulamaya başladıklarını söyleyebiliriz.

    ben yakın zamanda yine bir şekilde gürültülü motorlara kavuşacağımızı düşünüyorum.

    son indy500'de alonso'nun yarışması da bu şirketin bir pazarlama oyunu mu diye ufak ufak düşünmüyor da değilim.

    f1 amerika'da hiçbir zaman bir nascar ya da indy kadar popüler olmadı. tamam izleyicisi var fakat indy ya da nascar gibi değil. yine aynı şekilde nascar ve indy de avrupa'da izleniyor fakat bir f1 değil.

    alonso'nun katıldığı yarışta link aradım ve twitterda da gördüğüm kadarıyla tanıdığım tüm f1 fanları yarışı kaçırmadan izledi. adamlar önyargılı yaklaştığımız indy yarışını bize bir şekilde izletti. gayet de keyif aldım işin açıkcası bundan sonra link arar izlerim, nascar vs kovalarım.

    aynı şekilde önümüzdeki f1 yarışı kanada. indy'deki iyi ve rekabetçi performansı ile izleyenleri etkileyen alonso'yu önümüzdeki yarışta f1'e önyargılı olan ya da izlemesem de olur diyen amerikalıları ekran başına kilitleyeceğine eminim. bir de yarış kanada yani, eğlencesiz geçtiğini hatırlamıyorum bu pistin. en ölü hali macaristan, sochi gibi pistlerden 10 kat heyecanlı.

    bu bir pazarlamaysa da helal olsun, zekice iş. değilse de bir şekilde öyle oldu haberiniz olsun.
  • son iki senedir formula 1'in eski günlerine geri dönebilmesi adına ciddi uğraş verdiği belli olan oluşum.

    özellikle medya kanallarını optimum düzeyde kullanarak izleyici ve takip edilenler* arasındaki perdeyi oldukça aralamış durumlar. bunun neticesinde sıradan bir formula 1 takipçisi dahi sadece resmi youtube kanalı üzerinden yarış haftasında olan bitenleri, yarış günleri dışında önceki yarıştan öne çarpan anları, seçilmiş telsiz konuşmalarını, gelecek yarışa dair hususları ve kolajları kolaylıkla takip edebilir hâle getirildi.

    öte yandan liberty media bu sporun takımlardan ziyade* sürücülere olan sempati nedeniyle takip edildiğinin de bilincinde olarak özellikle sürücülerle izleyiciler arasındaki bağı son derece kuvvetlendirmeye yönelik çalışmalarını yoğunlaştırmış durumda. bunun ilk adımları çok basit bir şekilde yarış sonrası röportajların biçim değiştirmesiyle gelmekle beraber son zamanlarda grill the grid başta olmak üzere amerikalı olmanın getirdiği eğlenceli ve şova yönelik faaliyetlerin de bollaştığına şahit oluyoruz.

    yenilikçi damarı sonuna kadar değerlendirmek isteyen liberty media'nın bu kapsamda formula 1 takipçileri tarafından tepki çeken davranışları da olmadı değil. bunların başında logo değişimi, yarışların saatlerinin değiştirilmesi gibi olaylar ilk akla gelenler. ancak yenilikçi damarın pist dışındaki bu olumsuzluklarının olumlu yanlarıyla kıyaslandığında göz ardı edilebilecek nitelikte olduğu kanaatindeyim. diğer tarafta ise yenilenen marş'ı genel kanının aksine oldukça beğendiğimi ancak tv yayın başlangıcının önceki hâlini özlediğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. zaten sadece sezon başındaki şu tanıtım ile gönlümde ayrı bir taht kurdular.

    son olarak belirtmem gerekirse, podcast formatında düzenlenen formula 1'in tanınmış yüzlerinin yer alacağı ve şimdiye kadar lewis hamilton ile robert kubica'nın konuk olduğu beyond the grid'i oldukça beğendiğimi söylemeliyim*.

    liberty media'nın formula 1'i eski günlerine geri döndürme çabalarının pist üzerinde yarışan takımlar ve sürücülerin rekabetine de yansıması hâlinde birkaç sene öncesine kadar neredeyse yok olma seviyesine çekilen bir efsanenin yeniden doğuşuna şahit olmak işten bile değil.