şükela:  tümü | bugün
  • bulutsuzluk özleminin konser vererek potansiyel kümülüsleri yokettiği kurak torpaklar...
  • diyarbakir'in bir ilcesi.
  • sakinleri uslansınlar diye iki defa tanklar ile yerle bir edilen* ilçe...
  • bayındırlık bakanlığı kayıtlarında "prefabrik kent" olarak adı geçen, 1975 yılından beri imar izni verilmeyen deprem mağduru bir ilçe. ilçedeki tüm yapılar yasalara göre kaçak statüsündedir.
  • aşağıdaki yazıyı vaktinde aydın engin cumhuriyet'de yazmıştı, ben de oradan "tape" etmiştim. sunulur..

    "az gitmişiz, uz gitmişiz...
    yani gitmemişiz...

    yıllar önceydi. chp koalisyon ortağıydı. chp genel başkanı deniz baykal da koalisyon hükümetinin başbakan yardımcısı.
    lice ise türkiye’nin güneydoğusunda ve türkiye cumhuriyeti’nin sınırları içinde bir küçük kentti.
    o günlerde lice’de “bir şeyler” oldu. evlerin gece –hatta güpegündüz- ağır silahlarla tarandığı, liceli erkeklerin toplandığı, sorgulandığı; kimi evlerin yakıldığı söylendi. kimileri lice’nin büyücek bir bölümünün haritadan silindiğini söylemeye kadar işi vardırdılar.
    deniz baykal chp genel başkanı ve alnında “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazan türkiye büyük millet meclisi’nin seçilmiş bir üyesi ve hükümette başbakan yardımcılığı gibi siyasal erkin en tepesindeki görevlerden birinin sahibiydi.
    lice’ye gitmeye karar verdi.
    yola çıktı ve lice’ye sokulmadı.
    evet, apaçık, sapsade bir sözcükle: lice’ye sokulmadı!..
    not ettik.
    nota eklemek için baykal’ın tepkisini ve yanıtını merak ettik. bulamadık. ankara bürosundaki arkadaşlarımız haberi kovaladılar. onlar da bulamadı.
    not etmekle yetindik.

    ***

    yıllar önceydi.
    lice’de yine “bir şeyler” oldu. lice’nin eli silah tutan erkeklerinin korucu olmaya zorlandıkları ve korucu olmayı kabul etmeyenlerin gözaltına alındıkları, sorgulandıkları, hatta “geleneksel sorgu yöntemleri” ile bir kez daha tanıştırıldıkları haberleri geldi.
    ikisi yabancı, altısı yerli bir gazeteci grubu ile önce diyarbakır’a gittik. oradan bir minibüse doluşup lice yolunu tuttuk.
    güneydoğu’da bütün karayollarında adım başı denetim noktalarının kurulduğu, herkesin kimliğinin inceden inceye gözden ve elden geçirildiği günlerdi. o yüzden lice yönündeki ilk kontrol noktasında, mermer karakolu’nda durdurulduğumuzda yadırgamadık, şaşırmadık. mermer karakolu gazetecilerin aşina oldukları bir “duraklama noktası”ydı.
    gerçi her zaman bir astsubayın komutanlık ettiği mermer karakolu’nda albay rütbesinde bir komutan biraz şaşırtıcıydı ama olsun.
    ancak alışıldık denetimlerin bitmesini bekler ve yollarına devam etmeyi hesaplarlarken komutan pek yalın konuştu:
    -yabancıların lice’ye girmesi, lice yönünde gitmesi yasaktır. buradan geriye, diyarbakır’a döneceksiniz...
    gazetecilerden birinin saflığı tuttu. komutanın “yabancılar” derken iki yabancı gazeteciyi kastettiğini sandı ve onlara dönüp “biz gidiyoruz, siz dönüyorsunuz” demeye kalkıştı. komutan hemen düzeltti:
    -hayır, hepiniz dönüyorsunuz. liceli olmayan lice’ye giremez.
    sağanak (anımsıyorum, hem de ne sağanak) altında yanaklarımızdan, ensemizden sular süzülerek komutanı ikna etmeye çalıştık. sonunda o bizi “ikna” etti.
    döndük.
    kendi ülkemizde anayasa güvencesindeki seyahat özgürlüğümüzü kullanamadığımızı belirterek ohal yetkililerine ulaşmaya çalıştık. kimine ulaşamadık. ulaşabildiklerimiz ise bizi bu uygulamanın doğal olduğuna “ikna” ettiler. ikna olmamızda karşımıza kuşandığı çapraz fişekliklerle, elindeki ürkütücü silahla ve ancak “çam yarması” nitelemesiyle tanımlanabilecek bedeniyle dikilen “rambo” nun da payını inkar edemeyiz.
    “ikna” olduk ve not ettik.

    ***

    iki gün önceydi. bu kez lice’de değil, bir licelide “bir şeyler” oldu. ünlü işadamı halis toprak’ın bankası battı, borçları bini aştığından fabrikaları filan durma noktasına geldi.
    bir meslektaşımız, milliyet ekonomi servisinden deneyimli gazeteci nedim şener, halis ağa’nın lice’deki sanayi işletmelerinin durumunu yerinde görmek üzre lice yoluna düştü.
    o hepimizden şanslı çıktı, mermer karakolu’ndaki denetleme noktasını başarıyla aştı. 25 kilometre daha gitti ve kocaköy karakolu’na geldi. hayret. orayı da aştı ve lice’ye 15 kilometre uzaklıktaki duru karakolu’na geldi ve...
    ve orayı aşamadı.
    ona anlattılar: bir gazetecinin lice’ye girebilmesi için ohal valiliği’ne yazılı başvurulacak. valilik başvuruyu 7. kolordu komutanlığı’na havale edecek. komutanlık başvuruyu inceleyecek ve lice’deki tugay komutanlığı’na bildirecek. orası da uygun görürse, yol boyunca karakollara yazı yazılarak başvuru sahibi gazetecinin lice’ye gidebileceği...
    anladınız...
    diyarbakır’dan yola çıkıp lice’ye gitmek isteyen başbakan yardımcıları, (yerli ve yabancı) gazeteciler, ulusal programlar yazılan, anayasası ab isterleri doğrultusunda düzeltilen bir ülkede yıllardır az gittiler, uz gittiler bir de arkalarına dönüp baktılar ki hiç gitmemişler.
    gazeteci, baykal’ın lice’ye giremeyişini not etmişti.
    kendilerinin lice’ye giremeyişini not etmişti.
    önceki gün nedim şener’in lice’ye giremeyişini not etti.
    sonra da “yav ben bu mesleği not tutmak için mi yapıyorum” diye sordu ve oturdu bu yazıyı yazdı. "
  • sınırları içersinde yaşanan hadiselerin anlaşılmasında "insan beyninin" yetersiz kaldığı fantastik diyar.
  • dört bir yanı askeri birliklerle çevrilmiş diyarbakır ilçesi. ilçe merkezine girdikten sonra nereye sürseniz ucunda bir askeri bölük, tabur, alay vs. varıyorsunuz. ayrıca 94 yılında ilçe merkezinde günlerce süren çatışmalardan sonra bir kısmı güvenlik güçlerince yakılmış bir ilçedir. grup yorum daha sonra dam konacak kuş yok lice'de diye parça da yapmıştır. (bkz: yangınlar içinde vatanım)

    ben orda değildim yaşamadım ama acısı tazedir, yolunuz düşerse sorar öğrenirsiniz. bu coğrafyada yaşananlar mutlaka birgün yazılacaktır da. en azından ben böyle umuyorum. illüzyondan kurtulmak için de şart görüyorum.
  • ing. bit anlamına gelen louse'ın çoğul hali.
  • ilçe sanırım lice idi 1990'ların başı, özel televizyonların yeni olduğu dönem, belki sadece star var. bir anda haberler, gazetelerin manşetleri patladı, terör örgütü kırsal alanda dağda değil lice'de çatışmaya girmiş devlet güçleriyle diye. kısacası "lice düştü" durumu. sonra halka gaz verme haberleri, lice 4 çembere alındı, sivil halkın stadyumda toplanması istendi, biz de 2-3 gün gelişmeleri sözlü olarak tabi, "izledik". sonunda devletimiz duruma hakim oldu, lice tekrar bizim oldu ama o zamanki çocuk halimle en çok şaşırdığım bir tek teröristin bile yakalanmamış olmasıydı. bu adamlar nereye kaçmışlar, 4 kat güvenlik çemberinin içinden, hala ilçede nasıl kalabiliyorlar, hep merak etmiştim ama basından kimse de bunları merak etmediği için öylece kalmıştı mesele.
  • yıllar önce yaşadığı yıkıcı depremle (bkz: 6 eylül 1975 diyarbakır depremi) tüm ülkenin gündemine yerleşen, daha sonra bu ünvanının unutulması ile artık terörle anılmaya başlanan, bir tuğgeneral şehidi verdiğimiz (bkz: bahtiyar aydın), sıkıyönetimler, işgaller, bölücüler, ermeni misyonerler, yasaklar görmüş, müthiş kaburga ızgarası yapan lokantaları olan, esnafının her yabancıya günah çıkarır gibi "bu terör olayları aslında ermenilerin işi, bizden kimse katılmaz böyle işlere" diye dert yandığı, diyarbakır merkezde yaşayanların bile gitmekten çekindikleri, oldukça temiz bir havaya sahip, gidilesi, görülesi, bir tarafı ova, bir tarafı dağlarla çevrilmiş, temiz, misss gibi havası ile kendine hayran bırakan, diyarbakır ilçesidir. bir de yedinci kolorduya bağlı ikinci iç güvenlik tugayına ev sahipliği eder. ilkbahar başlarında bu tugaya yardım için bolu komando tugayı gelir. hayret (!). kışlarında sokaklarında ya asker ya da licelileri görebilirsiniz sadece. ama mevsim ilkbahar olunca yaz sonuna kadar çoğu büyükşehirlerde görülen başta kara kara jeepler olmak üzere mercedesler, bmwler sokaklarında fink atarlar.

    yetiştirdiği elbette nice değerli insanlar vardır (bkz: halis toprak) ama akılda kalanlarından bazıları için;

    (bkz: behçet cantürk)
    (bkz: mehmet emin baybaşin)
    (bkz: hüseyin baybaşin)

    belediyesinin internet sitesine girmek istediğinizde bir süprizle karşılarsınız. buyrun: http://www.lice.bel.tr/
    kaymakamlığın internet sitesi ise ayrı bir alemdir. http://www.lice.gov.tr/

    herşeye rağmen gitmeden fikir sahibi olmak için buradan : http://www.yerelnet.org.tr/…z.php?belediyeid=128889
    http://arsiv.sabah.com.tr/2005/10/10/donat.html