şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ingilizcesi: cult of personality

    sosyal ve siyasi hayatın bir liderin ululanan imgesi etrafında tesis edilmesidir. diktatörlüklerde (ve bilhassa faşist yapıya sahip olanlarında) görülür. (bkz: faşizm/@derinsular)

    ünlü distopya nineteen eighty-four, bu durumu, hayatın merkezinde olan "büyük birader" imgesi ile tasvir eder. (bkz: yeşilköy havalimanı/@derinsular)

    lider kültü, çoğu zaman lider imgesini mistisize etme ihtiyacı duyar. (bkz: doğaüstü olaylar/@derinsular)

    ilgili mistik yapı, liderin tanrılaştırılmasını da olağanlaştırır: (1) http://i.imgur.com/gnrtg.jpg (2) http://www.vindir.org/…bandolu-karsilama-68870.html

    türkiye'den lider kültü örnekleri için (bkz: 10 kasım'da ağlayan asker fotoğrafı/@derinsular) (bkz: ata lira/@derinsular) (bkz: atatürk dövmesi/@derinsular) (bkz: atatürk'e şirk koşulmaz/@derinsular) (bkz: pastadan atatürk çıkması)

    tema:
    (bkz: siyaset bilimi/@derinsular)

    diğer ilgili tema:
    (bkz: mustafa kemal atatürk/@derinsular)
  • esra elmas'ın "sevgili atatürkçüğüm": ilkokul çocuklarında atatürk algısı adlı (sonradan kitap olarak da yayınlanan) yüksek lisans tez çalışması çerçevesinde ilkokul çocuklarına "atatürk şu an yaşasaydı hayatınız daha farklı olur muydu? evetse nasıl?" sorusunu sorar. cevaplar (yüzdelik oranlarla) şöyle olmuştur:

    %66: ab'ye girmiş olurduk
    %62: modern bir ülke olurduk
    %55: çarsaflı insan kalmazdı

    %17: herkes okurdu
    %16: çocuk sevgisi daha fazla olurdu
    %14: dayak yiyen kadın kalmazdı
    %10: topraklarımızı satmazdık

    %7: tayyip erdoğan başbakan olmazdı
    %7: pkk olmazdı
    %7: imf'ye borcumuz olmazdı
    %5: denizlerimiz daha temiz olurdu
    %5: hayvanları çok severdik
    %3: ermeniler bize saldırmazdı
    %1: ırak-abd savaşı çıkmazdı

    soruya verilen üç popüler cevap, milli eğitimin telkin ettiği "laik ve dünyada saygı gören atatürk" algısını yansıtıyor. bu durumu, (yukarıdaki sonuçların derlendiği) öğrenci ifadelerinde de görmek mümkün: "vatanımızın iç karışıklıkları olmazdı. ab'ye çok tan girmiş olurduk böyle sürünmezdik. herkes kısa kollu açık giyinirdi"

    ancak ilgisiz gibi görünen diğer cevaplar da, çocuklardaki atatürk algısını yansıtma adına son derece önemli. zira esra elmas'ın kitabında da belirttiği gibi, çocuklar, "başaramama durumunu … atatürk'ün yokluğu ile bire bir ilişkili görüyorlar. … / … çocuklar her şeyin cevabının ve çözümünün atatürk'te olduğunu, onun kapsayıcı ve mutlak bir varlık olduğunu aktarıyorlar." (s. 85-86)

    çalışmanın ortaya çıkardığı bir diğer gerçeklik ise, çocukların sınıfta asılı olan atatürk portreleri ile yakın bir ilişki içinde olmaları:

    --- alıntı ---

    anket uygulamasının ardından çocuklarla yaptığımız konuşmalar sırasında çocukların sık sık portreye bakıyor, benimle konuşurken ve bana fikirlerini ifade ederlerken atatürk portresine dönüp bir yandan gülümseyerek "değil mi atam?" şeklinde "onay alıyor" olmaları dikkat çekici bir noktaydı. kuşkusuz çocuklar bir fotoğraftan yanıt beklemiyorlar ve ifadeleri bir espri unsuru taşıyor. ama zaten atatürk'ün oradaki varlığını gerçek yapanın da bizzat bu espriler ve bu metafizik konuşma biçimi olduğu anlaşılıyor. atatürk portresinin sınıflarda bulunuyor olmasının etkisini ise en iyi şu ifadeler açıklıyor: ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinden biri "ödev yapmadığında ya da yaramazlık yaptığında" atatürk'ün ona "sanki kızgın baktığını", ödevini yapıp, dersi dinlediğinde ise "sanki gülümsediğini" söylüyor. öğrencinin bu duygusu o an konuşmayı dinleyen diğer öğrenciler tarafından da paylaşılıyor. "atatürk sanki onları hep izliyor." (s. 62-63)

    --- alıntı sonu ---

    tema:
    (bkz: siyaset bilimi/@derinsular)

    diğer ilgili tema:
    (bkz: mustafa kemal atatürk/@derinsular)
  • (bkz: tayyibizm)
  • siyasal liderleri yüceltip putlaştırma geleneğine verilen ad. latin amerika için;

    (bkz: personalismo)
  • "osmanlı toplumunun aydınları ve seçkinleri, bütün yüce değerleri devletle*, devleti de padişah olan kişiyle özdeşleştirmeye yüzyıllar içinde alışmışlardı. cumhuriyet seçkinleri, bilinçlilik düzeyinde "sekülarizasyon" dan yana insanlardı. ama geleneksel "otorite", "kutsallık" gibi kavramları zihinlerinde ne ölçüde aştıkları, cevabı çok net olmayan bir sorudur.
    padişah, halife gibi geleneksel kutsallıkları bertaraf ederken, onların yerine yeni dogmalar, yeni kutsallıklar, yeni tartışılmaz değerler koymaları beklenmeyecek bir şey değildir ve birçok yerde örnekleri görülmüştür.
    marksist teori ile "lider kültü" (lider tapınmacılığı) bir araya getirilemez şeyler olduğu halde, yirminci yüzyılın bütün komünist rejimlerinde, pratikte bunun aşırı örnekleri yaşanmıştır. ama modernizasyon sürecine komünist yöntemlerle katılmayan ülkelerde de bu durumlar yaşandığına göre, bunun çeşitli "geçiş toplumları"na özgü bir fenomen olduğu söylenebilir." tülin bumin - felsefe
  • türkiye'nin kaderi.
  • ak partilileri rte kültü için eleştirenler, şimdi benzer şeyi muharrem ince ve meral akşener için yapıyor.
    boşverin artık ince'yi, akşener 'i.
    memelekte insan mi kalmadı?
    bu şahıslar şanslarını denediler. olmadi. yenilik lazım. özeleştiri yapmak lazım.
  • yugoslavya'daki komünist rejimin görece yumuşaklığının zaman zaman sağladığı tolerans sayesinde goli otok'ta sonlanmayan şahane bir protesto eyleminin konusu olmuş. bir grup öğrenci 1962'teki 1 mayıs gösterilerine devasa bir ayna ile katılmış. öğrenciler yürüyüş sırasında tito ve parti kalantorlarının bulunduğu platformun önünden geçerken onlara doğru dönerek aynayı yüzlerine tutmuş. udba'dan sağda solda kendisi hakkında anlatılan fıkraları derlemesini isteyen ve bu fıkralara kahkahalarla gülen tito'nun hoşuna gitmiş olsa gerek bu zekice eylem.