şükela:  tümü | bugün
  • sıradan bir insan 10 dakikalık bir konuşmada 3 yalan söyler; bu nasıl bir dizidir, kararlılıkla, bazen bağımlılıkla, bazen de mazoşistlik boyutunda kendini izlettiriyor kerata. göz kenarımdaki kırışıklıklardan utanır oldum. diyor ki adam göz kenarındaki kırışıklıklar ne kadar belirginleşebiliyorsa kişi o kadar samimidir mimiklerinde. evet samimiyetimden zaten şüphem yoktu da, peki çevrendeki botokslu modoyla, sıfır kırışıklıkla yüzüne baka baka kahkaha atan insanlar? izledikçe psikopatlık seviyesindeki artış, insanları aşırı gözlemleme isteği? her dakika insanların gözünün içine bakıp bakıp '10 dakikalık süremizin sonuna doğru yaklaşıyoruz hangi cümlende yalan vardı acaba canım'cılık da nedir bendeki. bolca inatla davranış bilimcisi paul ekman olmaya çalışıyorum maalesef. ya tim roth'un derin derin bakan ve hafif çakallık biraz zeka kokan irdeleyici bakışları. izleyin bunu mutlaka azizim. hadi sevmedin, ki mümkün değil; ortamlarda iki çift söyleyecek lafın olur.
  • merhaba ben hocanın her söylediğini not alan öğrenci. bu diziden öğrendiklerimi özet geçmem gerekirse durum şöyle;

    --- spoiler ---

    - yalan söyleyen insan göz kontağı kurmaya devam eder. gözleri başka bir noktaya sabitleyip düşünmek, anıları gözden geçirmek demektir. yalancıların gözden geçirebileceği anıları yoktur.

    - bir insana bir gününü anlattırdıktan sonra tersten anlatmasını istediğinizde kafası karışıyorsa yalan söylüyordur. yine aynı şekilde anılardan faydalanarak değil, ezberden okuduğu anlaşılır. yalancılar tersten ezberlemeyi genelde unutur.

    - erkekler yalan söylerken burunlarında hassaslaşan dokular vardır. bu burunlarını kaşımalarına sebep olur.

    - bir insan bir şeye 1 saniyeden fazla şaşırıyorsa, aslında o şeyi biliyordur, şaşırmış numarası yapıyordur. gerçek bir şaşkınlık en fazla 1 saniye yüzde belirir.

    - eğer gerçekten gülüyorsanız, göz çevreniz kırışır. sahte bir gülüşte göz çevresi kırışmaz.

    - bir insan konuşurken dudaklarını aşağı doğru istemsizce büküyorsa, bu söylediğine kendisinin bile inanmadığını gösterir.

    - ağzın yukarı yana doğru bir tik hareketi sergilemesi, karşı tarafı küçümsemekten gelir.

    - yalan konuşan insanların elleri istemsizce ense bölgesine ya da bacaklarına gider. (güç alma ihtiyacından kaynaklı olabilir.)

    - yalan makinesine bağlanmadan önce rahatlatıcı ilaç alınırsa, bu makinanın yalanı saptamasına engel olur. kişi daha rahat konuşur.

    - üzgün olduğunu söyleyen insanların duygularını ifade ederken alın ve göz çevresinde çizgiler oluşuyorsa, bu onların gerçekten üzüntü içerisinde olduğunu gösterir. (botokslular hariç)

    - herkesin suçluyu bildiği bir ortamda, topluma suçlu kim diye sorduğunuzda kişiler birbirine bakarken kimin yüzüne kesinlikle bakılmıyorsa; suçlu o kişidir.

    - asimetrik yüz ifadeleri o duygunun aslında yaşanmadığını gösterir. ağız mutsuzu oynarken, gözler mutlu kalabilir mesela.

    - yavaş ve yumuşak konuşma şekli, aşırı hüzün veya endişe gösterir.

    - bir kişi bir şey söyledikten sonra ellerini ovuşturuyorsa, aslında söylediğine kendini ikna etmeye çalışıyordur.

    - gerçekten sinirlenen bir insan duygularını eş zamanlı olarak gösterir. ses yükseltme ve masaya vurma sırayla yapılıyorsa, bu sahte bir sinirlenmedir.

    --- spoiler ---
  • adamı psikopat yapar.
    kendinizi karşınızdakini dinlerken aha ağzını eğdi, aha gözü sola bakmadı, ahanda kaşı mı seyirdi derken bulursunuz.
    izlemeyiniz izlettirmeyiniz.*
  • bi de o ingiliz aksanı ne lan.. coupling'ten sonra katlanmak için sabır isteyen ikinci dizi.
  • the killing'te oldugu gibi son bir sezon daha cekilse dedigim, kendi adıma top 5 listemde yer alan dizi.
  • yeni keşfettiğim, 3 günde bitirdiğim, ve bittiği için depresyona girdiğim şaheser. tim roth hayranlığı başlattı kendisi.
  • zart diye biten dizidir. olur mudur efendim? bu dizi böyle bitmeyi hakediyor mudur? adı s.holmes olsa çılgınlar gibi izlenirdi ama popülist arkadaşlar bu ingiliz aksanıyla ortalıkta hafif kambur, kollarını sallaya sallaya dolaşan adamı sevmemiştir. keşke bitmeseydidir.
  • "sıradan bir insan 10 dakikalık bir konuşmada 3 yalan söyler!" diyor davranış bilimcisi paul ekman.
    diziyi izledikten sonra insanların mimiklerine, jestlerine daha dikkat eder hale getiriyor insanı.
    tabi boru değil adam yıllarını vermiş sen 3 sezonla onu kapabilir misin?
    dr. cal lightman'ın ismi de ayrı bir ironi tabi. tim roth'un lightman rolündeki o iplemez, cool, ukala ve bitirim tavırları diziyi daha bir çekici kılıyor.
    içi dolu araştırmalara dayandığı için olaylar bütünlüğü harika.
    izlememiş diziseverlere ısrarla tavsiyemdir.
    diziyi bir solukta bitirmeyin, sindirin please.
  • takip ettiğim bütün güncel top diziler sezon arası verince netflix'te açıp iki günde 6 bölüm izlediğimdir şu ana kadar. derin hikayesi yok henüz, o yönde bağlıyamıyor blacklist gibi. ama işlenen konu ve bilim itibariyle ilginç halen. arada verdikleri gerçek hayattan örnekler en güzel yanı. merak ettiğim şu, bu bilimi gerçekten uygulayabilecek olanlar var mı aranızda? buna hakim yani. misal bizim gündemimizdeki insanlara uygulasak, bir rte olsun, fethullah gülen olsun, selahattin demirtaş olsun. özellikle seçim öncesi kimin doğru konuşup kimin yalan konuştuğunu öğrensek, kimin bir şey saklayıp saklamadığını anlasak. ne güzel olurdu, seçimimizi de daha kolay ve doğru yapardı.
  • izlemeyi çok sevdiğim, çok keyif alarak izlediğim, ve insanlara dair çok şey öğrendiğim diziydi.
    yazık ki bu kadar güzel, keyifle izlenen ve öğretici bir dizi 3 sezon sonunda yayın hayatına veda etmiş...
    diziyi bitireli çok oldu ama hala random bir bölüm açar izlerim arada sırada.

    yalnız diziye dair yapabileceğim tek eleştiri, karakterlerin iç dünyasına ya da ne bileyim ilişkilerine çok karmakarışşık çok dağınık değinmesi ve her şeyin havada kalması yüzünden oluşan belirsizliğin can sıkıcı olması olabilir.

hesabın var mı? giriş yap