şükela:  tümü | bugün soru sor
  • fondaki yağmur efektine müteakip piyano melodisi, uzunluğu ve yağmurlu bir günde elde kahve, camın dibinde oturup dışarıyı izlerken dinlemeye yakışması bakımından riders on the storm'u akıllara getiren, ringleader of the tormentors'un ağır abisi.
  • geriden geriden gelen yağmur sesi öyle güzel gelmiştir ki bünyelere. üstelik yağmuru çıkarsak da şarkı pek güzeldir. ringleader of the tormentors'ın çıkarttığı en iyi şarkıdır kanımca. gönül bu şarkıyı canlı ister, üstelik ortasında yağmur yağsın şimşek çaksın da ister hiç çekinmeden*.
  • albümdeki * en vurucu şarkı belki de. 10 haziran'da * canlı canlı o sahnede* en güzel olacağına inandığım şarkıdır.
  • bir adet loop parçası
  • konserde çalındığı zaman, hayatımda ilk kez yağmur yağmasını dileyeceğim şarkı
  • özüme ''ringleader of the tormentors kötü bir albüm diyeni öldürürüm'' dedirten, eşsiz bir canlı versiyonunu 10 haziran 2006 morrissey istanbul konserinde dinlediğimiz müthiş müthiş müthiş şarkının ismidir.
  • bu şarkıyla tanışılabilecek en iyi yer ve zamanda* tanışmış ve sonraki bilmemkaç saat içinde itunes un söylediğine bakılırsa 112 kere üst üste dinlemiş biri olarak diyebilirim ki; çay kaşıklarının boş bardaklarda çıkardığı ses kadar acı verici, can sıkıcı bir ayrıntıdır bu şarkı. once again i do i turn to you. it's the same old s.o.s. çaresizliğinle, "imdat"larınla, iğne gibi delici damlalarıyla iyice bir ıslattıktan sonra üstünü başını, tam dindi yağmur derken, sığınacak bir yer buldun sanırken, piyanoya bırakmışken kendini tam, orana burana düşen yıldırımların gongları kadar ürkütücü, titreticidir. her vuruş bi tokattır suratına, önce ıslatır sonra döver eşşoğlusu, izi kalsın diye, acımaz bi damla. moz göğsünü tırmalar, gömleği üstünden kayar, adam davulu değil, seni yumruklar. yağmur azıtır, fırtına çıkar, yere iner binalar.. kupkurusundur bi tane bulut yoktur havada, dolunay tertemizdir aslında ama "life is a pigsty" işte, hayatı olduğu gibi hissettiren bişeydir bu şarkı, tam böyle iğrenç, pis bişey gibi..

    "i can't reach you anymore" diyor. "i feel too cold, and now i feel too warm again. can you stop this pain? even now in the final hour of my life i'm falling in love again.."

    gayet normal.
  • morrisey çoktan marazi bir hal almış melankolinin aşinalığı içinden söylüyor yine. sanki etrafı pıhtılaşmış bir yaranın verdiği acıyla karışık kederin keyif maddesine dönüşmesinin dilini oluşturmuş ya da hayat ve özneleri hakkında durumun haritasını veren bir söz beyfendisi olarak müziği, rehabilite eden bir unsur olarak görüyor ve hem kendisini hem de dinleyicilerini meditasyona çağrıyor. çünkü hayat onun için bulunduğu anda kaybedilen bir kendiliğindenlik, yazgıya dönüşmüş döngüsel yanılgıların kaçınılmazlığı...
    yazıp söylemeye devam ediniz mr. steven patrick morrissey.
  • 10 haziran 2006 morrissey istanbul konserindeki performansla beni benden alan sarki..bugune kadar izledigim hic bir canli performansta ben boyle bir sey gormedim..1 haftadir araliksiz dinlemekte* her dinleyisimde sarkinin farkli bir guzelligini kesfetmekteyim..tanrim,o konser anini bir kez daha yasat bana..

    (bkz: icinde yagmur sesi olan sarkilar)
  • morrissey her zamanki melankolik haliyle 'and if you don’t know this,then what do you know' derken insani parcalayan,arka arkaya dinledigim,ringleader of the tormentors albumunun yedinci sarkisi.