şükela:  tümü | bugün
  • t.rex'in 1973 tarihli tanx albümünden şeker mi şeker bir parça. 2003 yılında martin gore da pek güzel cover'lamış şarkıyı. ama dallas buyers club'da güzeller güzeli jared leto'nun hayran olduğu marc bolan filmin sonunda elbette bir başka okuyor şarkıyı. glam bebeğim ya.
  • strange, life is strange, life is strange,
    oh life is strange.

    o god, life is strange,
    people come and people go,
    some move fast and some move slow,
    no, no, no, no, no.

    o god, life is good,
    some are fat and some are thin,
    some don't even ask you how you've been,
    no, no, no, no, no.

    strange, life is strange, life is strange.
    oh life is strange.

    o god, life is strange,
    some are fast and some are slow,
    some believe, me don't even know,
    no, no, no, no, no.

    strange life is strange, life is strange.
    oh my life is strange.
  • dallas buyers club'ın sonunda çaldığında ulan bi yerden hatırlıyorum bu eseri diyip durdum kendi kendime. tabi yiğidim aslanım martin gore söylemiş. oradan hatırlıyormuşum. ayrıca; (bkz: t rex)

    http://www.youtube.com/watch?v=hsb2h7jkhjg
  • insanı ilk dinleyişte kendine aşık eder. ve o kadar güzel ama o kadar güzel bir şarkıdır ki insanda bağıra bağıra söylemek hissi doğurur. aradığım tanrıya bu şarkıyla sesleniyorum lan daha başka ne isterim ki.

    o god, life is good.
  • martin gore'dan dinlenmesi tavsiye olunan şarkı
  • square enix'in üzerinde çalışmaya başladığını duyurduğu yeni oyunu. listemize aldık, bekliyoruz
  • ben bu oyundan çok ümitliyim. kendini tanımlarken heavy rain twin peaks referansları kullanılmış. ayrıca oynanış sistemi telltale games oyunlarına yakınsamış olsa da ben daha çok beyond two souls çizgisine yakın bişey olacağını düşünüyorum. sanatsal tasarım olarak özgün bir iş olacağı belli. ocak ayının sonunda deneme fırsatımız olacak bekleyip göeceğiz bakalım.
  • oyun dünyasının sinematik bir biçimde adventure'a dönüşüne güzel örneklerden biri. çağın teknik temelini atan quantic dreams'e ve telltale games'e ne kadar teşekkür etsek azdır bu konuda, telltale popüler eserleri adventure olarak sunup adventure dünyasına adam toplamasaydı yapımcılar interaktiviteye ve onun gerekliliği olan adventure unsurlarıyla hikayeye adım atmazdı şimdi. life is strange'de "binlerce monster kes", "sakın singleplayer oynama" kurallı, primitif arzularına hitap edici oyunlar arayan "hardcore gamer"ların kıl olduğu interactive movie potansiyeli ve bir immersion havası var. o yüzden yapımcılar için halihazırda bir nefret grubu ve söylemi bulunmakta. benim de pek umudum yok aslında, hedef kitle teenler gibi çünkü, pastel renkler, pop görünümlü indie müzik falan pek çekici durmuyor. neyse, en azından dubstep boku yok. eğer über derecede balon olma potansiyeli taşırken aynı zamanda şaheser potansiyeli taşıyan interactive movie de balona dönerse işimiz var. david cage'ın yaptığı gibi senaryosuz showcase tadında trollsel bir şey, telltale'in şu sıralar yaptığı gibi de basit puzzlelarla doldurulmuş popülist bir şey çıkarmazlar umarım. showcase'lik bir durum yok, ama popülistlik konusunda indie'nin benimsenmesine güveneceğiz artık. neyse, until dawn falan derken bakıp göreceğiz oyun-film sentezinden oluşan çağ ne boka dönecek. until dawn'dan o kadar klişeyle ve mantıksızlıkla bir bok olmaz da, yine de başlangıç yani olsun. yalnız o makyajla banyo yapıp bach'la dans eden holivud fırlaması erotik kezban* neydi yav öyle? ilk dakikada rezillik combosu yapmışlar. arkadaş interactive movie yapmak bu kadar ağır bir iş mi de sanatsal bir çalışma çıkmıyor mk? neredeyse tüm interactive movie'lerde şöyle bir hava var: "en azından yapabildik mk." neyse, böyle böyle gelişecek artık..

    edit(uyarı/shadow knight)
  • "fuck you victoria, you stupid bitch!!!"

    ehm. öncelikle bu dontnod entertainment denen stüdyo gerçekten mercek altına alınması gereken bi firma. ilk oyunları önceki nesildeki bence en underrated oyunlardan biri olan remember me' de farklı olduklarını kanıtlamışlardı, görünüşe göre tasarım vizyonu olarak aynı çizgide devam ediyorlar.

    oyun sektöründe bu tip özel firmalar vardır. yaptıkları oyunlara öyle garip bişeyler katarlar ki tam olarak ne olduğunu anlatmaya kalksan anlatamazsın ama oynarken oyuncuya çok acayip hisler yaşatır. valve' in half-life ve portal serisindeki oyunları gibi mesela. bu dontnod' da da valve' dekine benzer sihirli iksirden var ve oyunlarında bu çok net anlaşılıyor. remember me o kadar mükemmel bir oyun olmamasına rağmen içine öyle özel birşey katmışlar ki benim için uzun yıllar unutulmayacak bi deneyim olmuştu o oyun. müzikleri, mekanlarındaki sanatsal tasarımı, atmosferi falan harikaydı.

    neyse yapımcı abilere yeteri kadar yağ çektikten sonra oyunumuza dönersek telltale games oyunları gibi ama hem sanatsal kalite, hem de detay seviyesi olarak onlardan çok daha üstün bi oyun olmuş. walking dead oyunları da tabi çok güzeldi, vermesi gereken duyguyu veriyordu ama onlar tasarım kalitesi olarak bunun yanında çok amatör kalıyor.

    henüz yayınlanmış olan ilk bölümü çok kısa olduğundan konu ne, olay ne, ne oluyo ne bitiyo falan pek bişey anlayamadık henüz ama ileride çok güzel şeyler çıkacakmış gibi duruyor. ilk bölüm itibariyle walking dead oyunlarından daha fazla hoşuma gitti şahsen. hatta yine bu tarzda ama daha yüksek bütçeli oyunlar yapan quantic dream' in de ciddi ciddi ders çıkarması gereken konular var bu oyunda. mesela oyunun başlarında yönettiğimiz karakter max kulağına kulaklığı takıp sınıftan okul koridoruna çıktığında çalan müzik, o anki ortamın atmosferik tasarımı, karşılaştığınız o basit okul koridoru görüntüsü bile "olay işte budur abi, budur yani" dedirtiyor. diğer firmaların pek beceremediği olay oyuncuya bu hissi yaşatmak.

    kısacık ilk bölümde pek bi olay olmamasına rağmen karakterlerle çok rahat bağ kurabildim. oyun sizi içine alıyor direk. devam bölümlerini de merakla bekliyoruz artık bakalım, hayırlısı...

    ulan bi de remember me' ye devam oyunu yapsalar keşke. çok güzel oyundu bea!